Bugün yaşadıklarımız geçmiş ve gelecekten bize mirastır.

Aklınıza hemen geçmişten miras kalmasını anladık da gelecekten nasıl miras kalıyor? Sorusu gelmiş olabilir. Haklısınız da…

Şöyle ki; geçmişten bize miras kalan sıkıntıları çözüp geleceğe aktarmamak için büyük bir mücadele içerisindeyiz.

Son iki yüz yıldır tarihten bize miras kalan bilgi birikimini bir kenara itip sıfırdan bir şeyler yapma peşine düştük. Ancak özellikle son birkaç yıldır bu felsefenin yanlış olduğunun farkına vararak binlerce yıllık bir tarihe sahip olduğumuzun farkına vararak öz kimliğimizi hatırlamaya başladık.

Tarih, iyisiyle kötüsüyle, doğrularıyla yanlışlarıyla bizim tarihimizdir.

Önemli olan tarihimizde doğru yaptıklarımızı da yanlış yaptıklarımızı da öğrenip geçmişte yaptığımız hatalara tekrar düşmemek için dersler çıkarmaktır.

***

Türkiye son yıllarda büyük bir dönüşüm süreci içerisine girmiştir. Eğitimden ekonomiye, siyasetten teknolojiye kadar birçok alanda millileşme adımları atılmaktadır.

Ekonomi cephesindeki parametrelere baktığımız zaman geçmişe kıyasla önemli bir düzelme ancak geleceğe göre de almamız gereken bir yol olduğunu görmekteyiz.

Ekonomik parametreler asla birbirinden bağımsız düşünülmemeli, bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Faiz oranları yatırımları, yatırımlar işsizliği, enflasyonu, cari açığı ve büyümeyi etkilemektedir.

Örneğin; Yüksek faiz ortamında borçlanmanın maliyeti yüksek olduğundan dolayı yatırım projeleri ötelenmekte artan iş gücüne katılımdan dolayı işsizliği artırmaktadır. Döviz kurunun yükselmesi üretimin hammaddesi olan enerji ithalatını artırmakla kalmayıp cari açığı artırmakta aynı zamanda enflasyonu da artırıcı etki göstermektedir.

***

Gelecekten bize miras kalan zorluklarla şimdiden uğraşıyoruz demiştim. Evet.

Türkiye, 2023, 2053 ve 2071 kısa orta ve uzun vadeli hedefleri ile önemli bir stratejik planlama yaparak yola çıktı.

2053’te yani İstanbul’un fethinin 600. yılında daha güçlü bir Türkiye’nin temellini atmak için çabalıyoruz. Vizyon sahibi olmak bunu gerektirir.

O tarih geldiğinde yerli parası yabancı paralara göre değerli, GSYH sıralamasında ilk 10 ülke içinde yer alan, işsizliği doğal işsizlik seviyesinde (%5 olarak kabul edilir), enflasyonu %2-3 seviyelerinde olan bir Türkiye olmak için şimdiden çalışmak mecburiyetindeyiz.

***

Bunlar için ne yapılmalı?

Öncelikle beşeri sermaye en önemli unsurlardan biridir. Devasa petrol ve enerji kaynaklarında sahip olmayan ülkemizin en önemli avantajı şüphesiz ki genç, dinamik, hızlı öğrenebilen ve hızlı adapte olabilen bir yapıdadır. Bu avantajı doğru değerlendirerek doğru bir eğitim ile yüksek katma değerli üretime geçiş sağlanmalıdır. Böylece işsizlik konusunda doğal işsizlik seviyesine ulaşılacaktır.

Son dönemde gerek yenilenebilir enerji alanında gerekse fosil yakıtlar (kömür gibi) konusunda ciddi atılımlar yapan Türkiye yapacağı çalışmalar ile enerjide dışa bağımlılığını minimuma indirerek üretim maliyetlerini düşürürken enflasyon oranını da azaltacaktır. Aynı zaman da dışa bağımlılıktan kurtularak uluslararası mecralarda daha güçlü bir politika izleyebilecektir.

Son yıllarda yürütülen başarılı terör operasyonları ile ülkemizin gerek güney doğusunda gerekse diğer bölgelerinde yaşanan terör olayları minimize edilerek 2053 yılına kadar yatırımların ülkemizin her köşesine ulaşması sağlanmış olacaktır. Böylece göç problemi de ortadan kalmış olacak sosyal refah artacaktır.

Tek Kuşak Tek Yol projesinin ana omurgasında yer alan Türkiye şimdiden yaptığı yatırımların meyvelerini toplamaya başlayacak 20253’e gelindiğinde ekonomik parametrelerinde sıkıntı yaşamayacaktır. Ancak unutulmamalı ki kilit unsur her zaman insan faktörüdür!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.