Dünyada olup bitenleri anlamak istiyorsak parayı takip etmeliyiz.

Parayı takip ettiğimiz zaman günümüzde yaşanan başta askeri olmak üzere birçok alandaki çatışmanın ardındaki gerçeği görmeye başlarız.

**

Altın Standardı sistemi yıkıldıktan sonra ülkeler arasında tam anlamıyla belirli kurallara dayalı resmi bir uluslararası para sistemi oluşturulamamış, oluşturulan sistem ise kendinden öncekiler gibi bütün ihtiyaçlara cevap verecek nitelikte olmamıştı. Uluslararası para sistemi üzerinde kontrol ve gözetimin azalması sebebiyle 2008 krizinin üzerinden on yıl geçmesine rağmen etkilerinin hâlâ devam etmesine neden oldu.

2008 yılında başlayan ve hala devam etmekte olan Kur Savaşı’nın ilk cephesini ABD ve Çin oluşturuyor. Aslında dolar ile yuan arasındaki çatışmanın uzun yıllardır sürdüğünü söyleyebiliriz.

ABD’nin tüketici ve borçlanan, Çin’in ise üretici ve tasarruf eden konuma gelmesiyle beraber Çin’in hegemonik gücü artmaya başladı.

2008 yılında başlayan ABD ile Çin arasındaki kur savaşları 2015 yılına gelindiğinde yeni bir boyut kazandı.

Çin, 2010 yılından itibaren değeri artmaya başlayan yuanı 2015 yılının ortalarında devalüe ederek tekrar değer kaybettirmeye başladı. 11-13 Ağustos 2015 tarihinde sırasıyla % 2, % 1,6 ve % 1,1 oranlarında art arda değeri düşürüldü.

Kur Savaşı’nın ikinci cephesini Euro Alanı oluşturuyor. Ancak euronun, kur savaşlarında tam anlamıyla aktif rol aldığını söylemek tam olarak doğru olmaz. Euronun kur savaşlarındaki konumu daha çok ABD ve Çin ile olan ticari bağlantıları dolayısıyla bu ülkelerin müdahaleleri bağlamında gerçekleşiyor.

ABD’de başlayan Küresel Finans Krizi, ABD’nin Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle olan derin ticari ve finansal ilişkileri dolayısıyla Euro Alanına da kısa sürede bulaşmıştı.

Küresel kriz nedeniyle ABD'nin AB ülkelerinden yaptığı ithalatı düştü. AB ülkelerinin ihracatının azalması anlamına gelen bu durum, AB'de reel üretimin azalmasına ve dolayısıyla ekonominin küçülmesine yol açmıştı.

Küresel sermayenin etkin olduğu Almanya, Avusturya ve Hollanda gibi ülkeler cari işlemler fazlası verirken İtalya, İspanya, Yunanistan ve Portekiz gibi ülkeler cari işlemler açığı veriyordu. Bu nedenle Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) kurlara yönelik müdahalesini zorlaştırıyor.

ABD-AB arasındaki büyük ticaret hacmi sebebiyle ABD, AB'nin dağılmaması ve euronun değer kaybetmemesi için bu süreçte AB'ye kurtarma paketleri ve swap limitleri gibi ekonomik destekler verdi. Aynı şekilde Çin'in AB ülkelerine yaptığı ihracat ABD'ye yaptığından fazla olmasından dolayı euronun çökmesi ve AB'nin dağılması Çin'in de işine gelmiyor.

Euro Alanı dağılırsa çoğu Avrupa Birliği ülkesi yuan karşısında daha düşük değerli kurlardan kendi ulusal paralarına geçecek, bu da Çin'in ihracatına zarar vereceği için Çin de devlet tahvilleri satın alarak euronun değer kaybetmemesi için destek verdi.

2008 yılında başlayan kur savaşlarının üçüncü cephesinde ise Japonya bulunuyor.

Japonya’nın kur savaşlarındaki rolü daha çok dolar-yen ekseninde gelişmekle birlikte Çin üzerinde de yen baskısı söz konusu. Çünkü Çin ve ABD Japonya’nın en önemli ticari ortakları…

2008 Küresel Finans Kriziyle birlikte Japonya Merkez Bankası (BOJ) da FED ve ECB gibi birçok gelişmiş ülkelerin bankalarıyla aynı yolu izledi ve genişletici para politikaları uyguladı. BOJ, 2008'den itibaren bankalara sınırsız borç verilmesi ve tahvil alımı gibi politikalar uygulamaya başladı.

Japonya'nın kur savaşlarındaki asıl hamlesi 2012 yılında geldi. Şinzo Abe'nin başbakan seçilmesiyle 2013 yılında Japon Merkez Bankası’nın (BOJ) bilançosu FED'in bilançosundan çok daha fazla genişledi. Aralık 2012'den Mayıs 2013'e kadar yen dolar karşısında yaklaşık % 25 oranında değer kaybetti.

Japonya'nın genişletici para politikasıyla değer kaybeden yen, özellikle Çin üzerinde bir endişe yarattı. Çünkü Japonya ihracatta diğer Asya ülkeleriyle yarışıyor ve bunun başında da Çin geliyor. Ancak Japonya kur savaşlarındaki bütün bu hamlelerine rağmen bir sonuç alamadı. Japonya'nın uyguladığı politikalar ekonomisinde hiçbir iyileştirici etki yapmadı. Hatta aksine dış fazlası düşerken GSYİH'sı da düşme eğilimine girdi. Dolayısıyla zaten deflasyon yaşayan Japonya'nın ekonomisinin bu süreçte daha da durgunluğa sürüklendiğini söyleyebiliriz.

Küresel kriz sonrasında artan ticaret savaşlarının bir cephesi olan kur savaşları sebebiyle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de etkileniyor. ABD’nin 2008 krizi sonrasında uyguladığı genişletici para politikası 2013 yılında durduruldu. Sürecin tersine dönmesiyle beraber gelişmekte olan ülkelerden dolar çıkışı olmuş ve ulusal paraların değer kaybetmesine yol açtı.

Günümüzde yaşanan güç mücadelesi sebebiyle birçok cephede savaş tüm şiddetiyle devam ediyor.

Yaşanan bu savaştan daha güçlü bir şekilde çıkabilmenin yolu bir yandan yerli ve milli sanayimizin değişen paradigmalara hızla ayak uydurarak geliştirilmesi diğer yandan ise artık ekonomi biliminin eskiyen teorilerinin güncellenerek gerçek hayata uygun hale getirilmesidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.