Akıl aklı almıyor. Her şey o kadar karambol. İnsan insanlığı yitiren. Amaçsız kalabalıklar sarhoş sarhoş. Hiçbir şeyin tesiri kalmamış. Kalp sanki çanak çömlek ve kalp sanki iflasta. Duygulara madde sızmış. Güvense güvensizlik okyanusunda boğulan. Asıl dine bakın hele, din dorukta, amel duman duman kül. Evlilik kurumu cambazlar pazarında. Ruh, ruha neler olmuş öyle böyle, cinler ruhu cümbüş mekânı eyleyen. Şeytanlar umumi uzlaşıyla akıl ve eylem birliği içinde. Kavramlar kirletilmiş. Menfaat salgınındayız. Irk ve mezhep esaretinde adamlar, pardon şahıslar. Para köle etmiş insanları. Makam çığırtkanlığı, salaklar topluluğuna dönüştürmüş âdemoğlunu.

Yat kat tat kanserindeyiz. Haz ve hız hayret ve elem verici boyutlarda. Mücahitler müteahhitlerin mağlubiyetinde. Hüküm ve hâkim nerede hele var mı bir bilen. Saadet kayıp. Sadakat terk-i diyar etmiş. Edep ve ar diye bir şeyler konuşuyordu nineler bir zamanlar. Tesettür ve türban ahh ah.

Gönül! hangi hastanedesin, cerrahlar doğramış seni. Meczuplar ve bohemler ne an mağlup olacak. Obezler tarikatına katılan katılana. Helal rızık aranmıyor artık. Nasıl bir tecavüzdür dünyanın maruz kaldığı. Her yere koşulur, kendinden başka. Uçurtmalarla mutlu olmuyor çocuklar. Ebeveynler çocuklarına dadıların vereceği sevgi pazarlığında. Maskedir en fazla kâr getiren mal. Artık insanlar bir ciğerle doğmuyor mu, boğazdan yukarı konuşmak da neyin nesi.

Aşk, aşkı hiç kimse almasın ağzına.

Medeniyet ve uygarlık deminden sanki zombi devrine yeni geçilmiş.

Neyin kalıntısındayız, inanılmaz bir belirsizliktir bizi saran telaş. Yağmurun sesi artık neden mutlu etmiyor. Çınar gölgesindeki huzur neden aranmıyor. Bir kavalın kalbe dokunmadığı şu çağın ıstırabıdır bu hâl. Ayın denize yansıması neden mutlu etmiyor çiftleri. Erguvan ve nergis çiçeklerinin masalarda yer aldığı sohbet-muhabbet demine hasretliktir bu çırpındığımız. Kayan bir yıldızın mutlu ettiği göz bebeklerinin kalbe tesiri özleniyor aslında. Şiirsel bir gecede, elleri nar kırmızısı bir yârin saadet saltanatıdır mahrumiyetini yaşadığımız.

Annelerin ayak diplerine sinen kokunun özgün ağırlığıdır kıymete değer olan.

Mütevazı bir kahvaltı sofrasında iki çift gözbebeğinin bakışarak parlamasından başka dünyayı aydınlatacak ne var. Ruhunu sevgi diye öyle kubbe edeceksin ki yâre, sana mahpus olacak yâr, sana sende hür. İçin en içine, ta en dibine göçler ne zaman. Demokrasi, diplomasi falan, bunlar değil inan, gönül saltanatındadır adalet.

Akleden bir kalbin galibiyetidir gözlenen, özlenen. Kadife bakışların yumuşak enstrümanıdır kaybolan ve aranmayan. Kör nişancılara teslim edilmemeli merhamet müdafaası.

Ne olacak böyle, bu gidiş nereye, bu gidenler nereli, incinen kim, inciten kim...

Çanak çömlek, taş-tunç derken şimdi de ‘ağıt devrinde’ dünya, kızıl azap deminde…

İnsan işgal edilmiş…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İlyas Görgülü 2018-04-02 01:50:15

Güzel bir yazı bu gidişe Son verecek bir millet varsa oda aziz türk milleti ordusu ve imanlı liderimiz sayın Recep Tayyip Erdoğan dır RABBİM zalime bizleri memur eylesin