100 yıl önce ayrılmak zorunda kaldığımız topraklardayız. Ama diğerleri gibi istila etmek için değil. Bilakis bölgeyi tekrar gerçek sahiplerine bırakma niyetiyle. Zaten Kahramanlarımızın gösterdiği SİVİL HASSASİYET bunun en bariz göstergesi. Tabi bu durum aynı zamanda bölgesel aktörlerin sinsi planlarına ket vurmakla eş değer. Zira terör unsurlarının yerleştirilmesiyle demografik yapısı bozulan K.Suriye, küresel anlamdaki dönüm noktalarından birini oluşturuyor. 

O nedenle operasyonları durdurmamız için TOP YEKÛN bir çaba içerisindeler. Bazen Af Örgütü gibiler üzerinden siviller bahanesiyle, bazen uluslararası erklerin ateşkes, barış, demokrasi tarzı sihirli ifadeleriyle, bazen de malum odakların ekonomik yaptırımları şeklinde karşımıza çıkıyorlar. ABD’li yetkililerin adeta pelesenk ettiği “DAEŞ ile mücadelenin dikkatini dağıtıyor” söylemi ise bu minvalde okunabilir. Fakat diğerlerine göre tek farkı, uluslararası camiayı harekete geçirecek BİR TAKIM HAİNLİKLER barındırması…

Peki, Suriye niçin bu kadar önemli? Neden kilometrelerce öteden bu topraklar üzerinde hesap yapıyorlar? Yâda terörist kabul ettikleri bir örgütü bu denli sahipleniyorlar? Aslında tüm sorunların cevaplarına çoğumuz aşinayız. Lakin büyük resimde beliren DOĞU AKDENİZ GERÇEĞİ, sayılan sebepler arasında en dikkat çekici husus. Kısaca cereyan eden hâkimiyet mücadelesini; “büyük güçlerin, Akdeniz’e açılan önemli bir kapıyı ele geçirme çabası” şeklinde de özetlemek mümkün.

Sakın ne alakası var demeyin! Takdir edersiniz ki Doğu Akdeniz'in jeostratejik kıymeti, her geçen gün artmaya devam ediyor. Bunda jeopolitik kaygılardan tutunda, 15 trilyon metreküpü aşan doğalgaz ve yaklaşık 2 milyar varillik petrol rezervi başat konumda. Neticede bu durum; Akdeniz’e komşu olan ülkeleri ne kadar önemli kılıyorsa, Suriye’yi de bir o kadar amaç haline getiriyor. Yani Suriye’yi kendi çıkarına göre dizayn edecek gücün, Doğu Akdeniz’de (eski adıyla Levant bölgesi) büyük avantaj sağlayacağı muhakkak.

Mesela AB; buradan elde edeceği enerji sayesinde önemli bir girdi sağlama ve Rusya’ya olan ENERJİ BAĞIMLILIĞINDAN kurtulmanın derdinde. Rusya; Suriye’nin Akdeniz kıyısında enerji arama anlaşması imzalarken, diğer yandan Kuzey Akımı 2 projesiyle Avrupa’da TEKEL OLMAYI hedefliyor. Çin’in ise üç kıtayı birleştirecek İpek Yolu Projesi için Doğu Akdeniz varlığı elzem. ABD’ye bakarsanız; İpek Yolu Projesini bağımlı kılacak körfez hamlelerini, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail’i enerji konusunda anlaştırarak TAÇLANDIRMAYI umuyor. ABD şayet bölgeyi kontrol etmeyi başarırsa, söz konusu ülkelerin Washington'a boyun eğeceği yadsınamaz.

İşte hadise böylesine girift bir hal almışken, Suriye krizinin BAŞKA BİR BOYUTA TAŞIMASI elbette ki kaçınılmaz. Birilerinin Suriye’de PKK/PYD’ye kurduracakları hat üzerinden Akdeniz’e inmeyi planlaması, birilerinin de kendi güdümünde ki rejimi korumaya alması tamamen bahsettiğimiz çizgide seyrediyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bölgede GÜÇ KAZANMASI, Suriye’de kurulması muhtemel yeni hükümette söz hakkı doğuracağından bir dizi sinsi tezgâhla karşılaşmamak neredeyse imkânsız. Keza YPG’ lilere verdikleri eğitimleri fütursuzca paylaşan ABD’nin, Suriye’yi bahane ederek 6. Filoyu Akdeniz’e göndermesi başka nasıl izah edilebilir ki?  

Hülasa ABD’nin bizimle pazarlığa soyunması ve Rusya’nın ise kontrollü desteğinden ziyade, birçok konuda Türkiye’nin yanındaymış gibi poz veren Fransa'nın şimdilerde aksi tavır sergilemesi aynı izlerle matuf. Çünkü hepsi “Suriye’den başlayarak Doğu Akdeniz’de güçlü olan ülkelerin, yeni rotasını AFRİKA’YA kıracağının” idrakinde…

O cihetle Devletimizin son 15 yıldır Afrika’ya yaptığı yatırımlar ve Akdeniz’de her alanda verdiği mücadele en az Suriye operasyonları kadar hayatidir. Ve her biri kendi özelinde aralıksız devam edecek/etmeli de. Bu manada tüm tarafların, ilerisi için Türkiye'yi yanına alma mecburiyetinde olduğu açık. Anlayacağınız dik durup İSTİKRARLI ilerlersek biz kazanacağız. Tabi bunu bozmak için YİNE GELECEKLERİ de sır değil…

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.