Bazı televizyonlarda programları seyrederken kimi konuşmacıların kantarın topuzunu kaçırdığını düşünüyorum. Adam öyle bir manzara çiziyor ki, “Tamam” diyorsun. “Durum çözülmez, aksine daha kötüye gidecek ve biz bir çıkış yolu bulamayacağız?” Ben bu tarz bir üslubun iyi ve hayırlı olmadığını, toplumu gerdiğini, ümitsizliğe sevk ettiğini, karamsarlığa ittiğini düşünüyorum.

         Kabul ediyorum işimiz kolay değil. Zaten hiç kolay olmamış. Geçmişte ecdadın yaşadıklarını düşünelim. Kayı Obası'ndan bir dünya devletini çıkaran Osmanlı'yı, kurucuları Ertuğrul Gazi, Osman Gazi ve Orhan Gazi'yi hayal edelim. Büyük bir direnç göstermişler. Bir avuç Alpleriyle hem koca Moğol ordusuyla boğuşmuş, hem de Bizans askerleriyle savaşmışlar. Allah'ın inayetiyle Söğüt'te yeşeren ulu ağacın dalları, dünyayı kuşatıvermiş. Demek ki, ümitle, imanla ve azimle çalışmak, uğraşmak ve gayret sarf etmek gerekiyor.

         Türkiye, belki de en zor dönemden geçiyor. Dış destekli üç hain örgütle (FETÖ, PKK ve PYD) ile mücadele ediyor. Bize dost görünmeye çalışan Batı, aslında ezelî hasmımız. Müttefik dediklerimiz, bizi hançerlemek isteyen hainleri alenen destekliyorlar. Avrupa / ABD basını, kirli ve alçak bir tezgâhın peşinde. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'yi karalamaya ve eleştirmeye devam ediyorlar. Onlara boyun eğmeyen lideri kabul edemiyorlar. Geçmişteki gibi kendilerine bağımlı hükümetler, başbakanlar, cumhurbaşkanları istiyorlar. Ortadoğu'da ve dünyada söz sahibi olmak isteyen Türkiye'ye tahammül edemiyorlar. Çünkü şanlı mazimizi asla unutamıyorlar.

         Birleşmiş Milletler'de mazlum milletlerin sesi olup “Dünya beşten büyüktür!” diye haykıran lideri hazmedemiyorlar. Soylu duruşu, yürekli bakışı kavrayamıyorlar. Peki ne olacak? Olacağı şu. Batı artık yeni Türkiye'yi kabul etmek zorunda. Ülkemizin bilinçlenmiş halkını, demokrat ordusunu, idealist gençliğini görüyorlar. Bize, liderlerimize, devletimize ve hükümetimize diz çöktüremiyorlar. Türkiye'miz, yüzyıllık uykusundan uyanmıştır. Büyük diriliş gerçekleşmiştir. Nesiller intibaha gelmiş, halkımız bütün gerçekleri görmeye başlamıştır. İçerideki ve dışarıdaki felaket tellallarına kulak tıkayıp aşkla, şevkle çalışmalar devam ettirilmelidir. Teyakkuz hali bir saniye bile unutulmadan gayretler sürdürülmelidir. Herkes kendi imkânları ölçüsünde “Bu güzel ülkeme ben ne katabilirim?” anlayışıyla hareket etmelidir. Bu kutlu bir vazife ve ulu bir görevdir. Rehavet, ihanet şebekelerine destek olmak demektir. Ben aziz milletimizin bu ruha, bu şuura, bu azim ve imana sahip olduğuna inanıyorum.

         Yenikapı Ruhu bir masal değil, bir hakikattir. Hesaplarına uymadığı için bu ruhu bozmaya kalkışanlar olabilir. Ama toplumun kahır ekseriyeti bu anlayışı, bu kardeşliği benimsemiştir. Cemiyetin her kesiminde yumuşama hâli vardır. Cemaatler ve tarikatlar yollarına taassupla değil kardeşlikle, şeffaflıkla ve devletimizle birlikte devam edebileceklerinin şuuruna varmışlardır. Belki de bu musibetten çıkarılacak en büyük ders, kahırdan doğan hakiki lütuf budur.

         Herkes kendi işinde en iyisini yapmalı. İyi insan, iyi vatandaş, iyi Müslüman olmaya çalışmalı. Bugünlerde Dr. Yusuf Ekinci hocamızın Ahilik isimli eserini okuyorum. Muhteşem bir kitap! Bizi toplum olarak asırlarca güçlü kılan temel sırlar bu eserde. Çok ilgi görmüş, okunmuş. 13. Baskısı inşallah önümüzdeki günlerde Mihrabad Yayınları'ndan çıkacak. Mümkün olsa bu eseri, Türkiye'deki bütün esnafımızın, tüccarımızın okumasını ve içindeki prensipleri yaşamasını isterim. Osmanlı bu ruh haletiyle altı asır ayakta durmuş. Osmanlı'ya ilgi çok büyük. Ama daha çok okumalı, ecdadımızı hakkıyla tanımalıyız.

         Yeni sezonla birlikte kültür dünyasında büyük bir hareketlilik başladı. Yaz boyunca birbirinden değerli eserleri hazırlayan yayınevlerimiz, şimdi bunları okuyucularla buluşturuyor. Hemen söyleyeyim ki, en fazla tarih kitapları alaka görüyor. Bilhassa geçmişte yaşanmış ihanetler, darbe teşebbüsleri ve ihtilallerle ilgili kitaplar başı çekiyor. Sohbetler, konferanslar başladı. Yine topraklarımızda geçmişte oynanan oyunlar, kurulan tuzaklar ve yapılan ihanetler konuşulacak ağırlıkta. Eğitim dünyamızda da esaslı bilinçlenme söz konusudur. Çocuklarımıza, gençlerimize vatan sevgisi ve memleket sevdası daha iyi anlatılmalı. Yazarlar, şairler ve düşünürler yine okulları dolaşmalı, hakikatleri anlatmalı ve gençlerimizin daha şuurlu yetişmeleri için gayret sarf etmelidir.

         “15 Temmuz Destanı”nı yazan, “Yenikapı Ruhu”nu benimseyen insanımız biliyor ki, artık günün 24 saati, senenin 365 günü uyanık durma zamanıdır. Nöbet daimidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı'nın 2016-2017 Açılış Gecesi muhteşemdi. Yüzlerce yazar, sanatkâr ve kültür adamı bir araya geldi. Programlar başladı. Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi, “Türkiye'm”in şairi Dilâver Cebeci, Hüsrev Hatemi için saygı ve anma geceleri hazırlanıyor. Üstün İnanç, Mustafa Yazgan, Yusuf Kaplan, Emin Işık, Mehmet Genç ve diğer konuşmacılarımız dinleyicilere hitap edecek, sanatçılarımız değerlerimizi anlatan eserleri seslendirecekler. Birileri toplumu bezdirmeyi hayal edebilir, vız gelir tırıs gider! Yeni Türkiye artık uyanmıştır. Allah'ın izniyle, mensup olduğu dine can-u gönülden bağlanan, mazisinden güç alan büyük milletimiz, geleceğe de ümitle, azimle koşacaktır. Bu, böyle biline!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.