Darbelerle sınanan bir milletiz. Gerçek, gizli, postrmodern, e-muhtıra gibi darbenin birçok çeşidiyle yüz yüze geldik. İçimizde hainler bulunduğu müddetçe de darbe bizim lügatimizdeki yerini korumaya devam edecek.

Darbenin toplumdaki karşılığı birçok alanda kendine yer bulabiliyor. Edebiyat ve darbe kavramları çok önemli bir ikili. Çünkü darbenin yarınlara kalacak izlerini tarihçiler yazabilir ama edebiyat dünyasının darbeyle olan ilişkisi daha da önem arz ediyor. Edebiyat; toplumun bütün kesimlerine hitap eden bir açılıma sahip.

Darbeler tarihimize baktığımızda edebiyat dünyamız darbeler sınavında en büyük başarıyı 15 Temmuz'da elde etti.

Elbette bunda yönetimin, milletin darbeye bakışı, darbeye karşı tavrı da çok önemli.

Darbeye ve darbecilere karşı dimdik duran bir lider, yönetim ve millet var artık. Zaten 15 Temmuz'u gerçekleştirmek isteyen hainlerin hesap edemediği en büyük ayrıntı da karşılarına kimsenin çıkamayacağı düşüncesiydi.

15 Temmuz 2016'dan bir ay önce FETÖ'nün yayın organında konuşan örgütün akademisyeni Osman Özsoy'un sözleri hainlerin planlarını da deşifre ediyordu. “Profesör olacağıma keşke asker olsaydım. O zaman devletime daha iyi hizmet edebilirdim. Zaten şimdi bir darbe olsa insanlar yorganlarını kafalarına çekerler. Sabah olduğunda yeni bir dünyaya uyanırlar.” demişti aklı ve ruhu satılık akademisyen.  

15 Temmuz'un ilk anlarından itibaren meydanları bırakmayan yazar ve şairler, dergilerin Ağustos 2016 sayılarının neredeyse tamamen 15 Temmuz darbe girişimine ayrılması edebiyat dünyamızın hassasiyetlerinin ne kadar canlı olduğunu gösterdi bizlere.

Edebiyat dünyamız derken elbette vatan, millet, ümmet dendiğinde bunların ne anlama geldiğini idrak eden edebiyat dünyamızdan bahsediyorum. Yoksa kendi türküsünü söyleyen, 15 Temmuz'u görmeyip gezi güzellemesi yapmayı ihmal etmeyen kekeme edebiyat dünyasından bahsetmiyorum.

 Bu topraklarda asırlar boyunca yaşadığımız olaylar ve bunların edebiyata yansımaları düşünülecek olursa 15 Temmuz çok sıcak bir tarih olmasına rağmen yazılan yazılar, şiirler, kitaplar, programlar bakımından hacim olarak çok önde duruyor 15 Temmuz.

İlk ve en ciddi çalışmalardan olan Cevat Akkanat'ın 15 Temmuz Direniş Şiirleri Antolojisi mesela. Bu hacimli ve özenli çalışma yarınlara kalacak, içimizden çıkıp da ülkesini kana bulamak isteyen hainlere şairlerimizin dize dize haykırışlarına şahit olacak yarınlar.

Yazılan birçok roman var 15 Temmuz konulu. Yenileri de yazılıyor.

Analizler, darbeye gelinen süreç, darbenin görünen ve gizli yönleriyle ilgili kaleme alınan kitaplar var.

Çoğunun edebiyatçılar tarafından organize edildiği paneller, söyleşiler, sempozyumlar düzenlendi.

Elif Sönmezışık'ın editörlüğünde yazarların 15 Temmuz'a dair kaleme aldıkları yazılarından oluşan “Bir Milletin Uyanışı Yeniden İstiklâl” kitabı 15 Temmuz'u anlatan önemli çalışmalar arasındaki yerini aldı bile.

Daha sayamadığım çok önemli çalışmalarla darbenin kirli yüzüne “dur” dedi edebiyat dünyamız.

Durum böyleyken birilerinin çıkıp da yapılan bunca çalışmayı görmezden geldiğine şahit oluyoruz. Darbe girişimi için tek cümlesi olmayanları, gezi güzellemesi yapmaktan bir an için imtina etmeyenleri başköşeye koymakta bir beis görmeyenler elbette 15 Temmuz'a dair yapılan bunca çalışmayı göremezler.   

İsminin başında afili unvan taşımak değildir aslolan. Durduğu yeri bilerek ve idrak sorunlarını aşarak olayları görmektir asıl mesele.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.