İftiraya uğrayan bütün kardeşlerime…

İnsan; mutlu olduğu ve kendisine haksızlık yapıldığını düşünmediği zamanlarda yaşanan olumsuzluklara güzel bakmaktadır. Daha iyi kalpli olmaktadır.

İnsanoğlu yaratıldığından beri yaşanılan hayat aynı olmuştur. Sadece isimler ve mekan değişmiş, lakin imtihanlar hemen hemen birbirinin aynısıdır.

İnsana düşen ya hayata şekil verenlerden olarak, önde olup hayatın öznesi olmak. Ya da arkada kalarak birilerinin takipçisi olup nesneliyi tercih etmektir.

Özne olmak aktif bir duruşu ve çok çalışmayı mecbur kılar. Nesne olmak da pasif olup evde kalmayı ve açılan yolda emek vermeden yaşamayı...

Aktif duruşun simgesi olan erlerin, hayatın akışında yapmadıklarına “yaptı” denilmesi, söylemediği söylemleri “söyledi” denilmesi hayatın bu gayretin uzantısıdır.

Meyve veren ağaç nasıl yaramaz çocuklar tarafından taşlanıyor ve zarar görüyorsa, aktif olan birey de elbette bu taşlardan nasibini alacaktır.

Kendimizi düzeltmek, nerede nasıl duracağımızı bilmek ve Rahman’ın bak dediği yerden bakmak, ilk ve son olmayacak hayat hikayelerine vahiyden örneklemekledir.

Zan elbette çok kötüdür. Hakkında kesin bilginin olmadığı her şey bir zandır. Ve zannın bir kısmı günahtır. İyi zanda bulunmak elbette sevabı bol olandır.

Kusurların araştırılması, arkadan konuşulması, yaşanmayan şeylerin varmış ve yaşanmış gibi anlatılması elbette en büyük günahlardan biridir.

Ağızlardan düşünülmeden çıkan sözlerin karşıda yaptığı etki, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar çoktur.

Öncelikle iftiraya uğrayana karşı takınılacak tavır Nur suresinin 12. Ayetinde şu şekilde ifade edilmiştir:

“Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsnü zandan bulunup da “Bu, apaçık uydurulmuş bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

Düşünülmeden söylenen sözlerin sahibi; attığı iftira ile can yakıp kalp kırarken, yuva yıkıp ocak söndürürken kendisinin rahat bırakılacağını mı sanır?

Ya sabrederek ve kendisini temize çıkaracak olana dayanarak zamanın Aişe’si olmak vardır.

Ya da iftira atarak ve bilmediği üzerine ahkam keserek münafıkların başı Abdullah bin Übey…

Nur suresinin 11. Ayetinde bu iftiranın kötülük olmadığını, aksine o iftiranın atılan kişi için iyilik olduğunu Rahman vahyine koymuştur. Zira iftiraya uğrayan, iftira olduğunun farkındadır.

Bir taraftan iman edenlere birisi haber getirdiğinde araştırılması emri verilirken, diğer taraftan da namazla ve sabırla Allah’tan yardım dilenmesi istenmektedir.

Namaz ve sabır kulu Rahmana daha çok yaklaştırır. Ne kadar aciz olunduğu, olaylara asla müdahil olunamadığı ve zamanın, gerçeğin anlaşılması için en iyi ilaç olacağı bilinmelidir.

Af etmek ve ihsanda bulunmanın, kötülüğü iyilikle savmanın zamanla iftira atanın candan dost olabileceği yine Rahman’ın müjdesidir.

Mesele odur ki; kendisine iftira edenin bile af edilmesi, yardım edilmesinin kitabın öğretisi olmasıdır.

Hz. Ebu Bekir’in iffet abidesi kızına iftira atan, bakımını üzerine almış olduğu teyze oğlu Mistah b. Usase’ye;

- “Ne sen bendensin ne ben sendenim. Bundan sonra Mistah’a benden zırnık yok…” demesi üzerine Rahman vahyi ile kuluna yol göstermiştir:

“ İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere ( mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler, bağışlasınlar, feragat

göstersinler.

Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir ”(Nur 24/22)

Allah Resulü ayet indiğinde Sadık arkadaşını çağırmış;

- “Allah’ın seni bağışlamasını istemez misin?” diye sormuştur.

Bağışlanmayı arzulayan, ahirete talip Allah dostu;

- “Rabbimin indirdiği başım gözüm üstünedir” demiş, Mistah’ı evine çağırmıştır. Bu vakitten sonra yardımını iki katına çıkarmıştır.

Hayat acılarla, iftiralarla, hakkının yenilmesi ile geçse de bir gören, duaları işiten, haklının hakkını asla zayi etmeyen vardır. Mesele odur ki: dik duruş sergilemek ve Rahman’a kulak vermektir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Zeki AYDIN 2018-02-02 10:40:05

Tebrik ederim. Harika bir özet olmuş.