Türkiye’nin kökleri geçmişe dayanan ‘çağdaş bilgi üretimi’ ve ‘bu bilginin öğretilmesi’ sorunu vardır. Devlet ve fikir adamı Said Halim Paşa 20. y.y.’ın başında konuyla ilgili düşüncesini  “Dün de bugün de en önemli sorunumuz maarif sorunudur” şeklinde ifade etmiştir. Nurettin Topçu ise sorun olarak değil “Maarif Davası” olarak adlandırmak istemiştir…

Yeni bir eğitim-öğretim yılının başındayız… Tüm olumlu ve olumsuz yönleri ile 18 Eylül 2017 tarihinde ilköğretim ve liselerde eğitim-öğretim başladı. Daha sade bir ifade ile “ders zili çaldı.”

Ülkemizde 2016-2017 eğitim-öğretim döneminde farklı kademelerde 22-23 milyon öğrenci vardı. İlkokulda 5.360.703, ortaokulda 5.211.506 ve lisede ise 5.807.643 öğrenci bulunmaktaydı. Yükseköğretimde ise 6.689.185 üniversite öğrencisi mevcuttu. Bu eğitim-öğretim yılında az miktar artış olsa da benzer sayı da öğrencinin ders başı yaptığını söyleyebiliriz…

Anasınıfı ve ilkokul birinci sınıfa başlayan mini mini öğrenciler bir süre yeni ortamlarına alışma sorunu yaşayacaklardır…

Farklı şehirlerde üniversite eğitimine başlayacak gençlerin adaptasyonu için de bir süreye ihtiyaç vardır. İlk günlerde barınma, ulaşım ve kredi sorunu üniversiteye yeni başlayan gençleri meşgul edecektir.

ULUSAL AKADEMİK AÇILIŞ

"Ulusal Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni” 18 Ekim 2016 tarihinde "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde” ilk kez tüm üniversiteler için toplu olarak gerçekleştirildi. İlk kez gerçekleştirilen ulusal akademik açılış töreninde “kalite” vurgusu dikkat çekmişti:

Törende yaptığı konuşmada YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, “Niceliksel (sayısal) büyümeye niteliksel (kalite) büyümenin eşlik etmesi konusunda, Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere büyük bir görev düşmektedir." dedi. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ise “Yükseköğretimde yatay büyümede hedeflere ulaşıldığını, artık dikkatleri dikey büyümeye çevirmek gerektiğini” belirtti.

Bu konuşmalardan sonra kalite kurulu, rektör adayı belirlemesi, teknoloji transfer ofisleri vd. bazı konularda önemli kararlar alınıp uygulamaya geçirildi…

2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında da “Ulusal Akademik Açılış Töreninin” yapılması beklenilmektedir. Şu anda kamuoyu ile paylaşılan bir bilgi mevcut değildir. Bu törene eğitim dünyasının farklı temsilcileri davet edilerek katılımcı zenginliği sağlanabilir.

EĞİTİMCİLER VE STATÜ…

Eğitim-öğretim faaliyetlerinin başarısı “müfredat” ve “eğiticilerin kalitesi” ile yakından ilişkilidir. Günümüzde müfredat tartışmaları bitmemiştir. Müfredatta yenilenme çalışmaları önemsenmesi ve sürdürülmesi gerekir…

Ülke olarak eğitim-öğretimde başarı için asıl çözmemiz gereken “eğitimci” sorunudur…

Eğitimciler ile ilgili çok sayıda değerlendirme yapılmıştır. Toplumun eğitimcilere, eğitimcilerin kendilerine bakışlarında sorun vardır.  Nitekim Eğitim Fakültesinde geleceğin öğretmenlerine “Öğretmenlik Mesleğinin Genel Özellikleri” başlığı altında bir şu ifadelere yer verilmektedir: “Öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü yüksek değildir...”

Akademisyenlerin statü algısı ise alana göre değişmekle birlikte bir akademisyen olarak genel de yüksek olmadığını söylemek mümkündür…

Statü (Fr. Statut) bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki konumudur. Sosyologlar; “Konumu toplumun kendisi tayin eder; statünün değerlendirilmesi onun saygınlığını ortaya çıkarı demektedir.

Öğretmen ve öğretim elemanlarının toplumsal kabulü ve saygınlığı her geçen gün azalmaktadır. Ülkemizin seçkin öğrencilerinin öğretmen ve öğretim elemanı olmasını teşvik edici araçlar geliştirilmelidir. Böylece parlak öğrenciler bu meslekleri tercih etmelidir. Bu düşük statülü meslek algısı değiştirilmeden başarılabilir mi?

Kadim kültürümüzde âlime yüksek bir statü tayin edilmişti… Sosyologlar; “statü ölçütü olarak bireyin ‘işlevsel yararlığı’ dikkate alındığında kapitalist toplumlarda ‘iş adamları’ birinci önemde toplumsal statüye sahip olduğunu” söyler…

Sizce girişimciliğin, işletmeciliğin, iş adamının, paranın vb. bu kadar önemsendiği toplumda eğitim ve bilim adamı kim olmak ister?

Ateşi bulmadan kömürü bulmanızın faydası yoktur. Çünkü onu yakamazsınız…

Bu eğitim öğretim yılının başta öğrencilerimiz olmak üzere, öğretmenlerimize, öğretim elemanlarımıza, velilerimize hayırlı olmasını dilerim…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Berk Kaba 2017-09-21 05:33:03

Annem öğretmendi. Ben öğretmen olmak istemedim. Statü denen o acımasız canavar yüzünden. Bence de devlet ve milletin öğretmene bakışı değişmeli