Bu köşede kısa süre önce  “Eğitim-Öğretim Yılı Başlarken” başlıklı yazımda(bk. 21 09.2017 tarihli) şu düşüncelere yer vermiştim: “Eğitim-öğretim faaliyetlerinin başarısı ‘müfredat’ ve ‘eğiticilerin kalitesi’ ile yakından ilişkilidir. Günümüzde müfredat tartışmaları bitmemiştir. Müfredatta yenileme çalışmaları önemsenmesi ve sürdürülmesi gerekir… Ülke olarak eğitim-öğretimde başarı için asıl çözmemiz gereken ‘eğitimci’ sorunudur…”

Bu yazından sonra 26.09.2017 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 2017-2018 Akademik Yıl Açılış Töreni düzenlendi. Törende Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, eğitim sistemine ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Konuşmasında; “İki alanda arzu ettiğimiz gelişmeyi sağlayamadık. Bunlar eğitim-öğretim ve kültürdür.” ifadelerine yer verdi. Konuşmanın devamında ise YÖK'e “Öğretmen yetiştiren programların geliştirilmesi”, “Müfredat”, “Ders kitapları”, “Yükseköğretime geçiş” konularında hedef gösterdi. Bir akademisyen olarak bu belirtilen hedeflerin önemsenmesi gerektiğini yukardaki yazımda da belirtiğim gibi önceden beri savunmaktayım…

YÜKSEKÖĞRETİM…

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, 2017-2018 Akademik Yıl Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada 2017-2018 akademik yılı için öne çıkan hedefleri arasında “Araştırma Üniversiteleri” olduğu hususuna dikkat çekerek, “Türk yükseköğretim sisteminin bu proje ile özlenen sıçramayı da göstereceğine inancımız sonsuzdur” ifadelerini kullandı…

Sayın Saraç önümüzdeki yıllarda önemli hedeflerinden birini ise şu şekilde ifade etmiştir: “YÖK olarak önümüze somut hedefler koyduk: İslam Dünyası Yükseköğretim Alanının Oluşturulması” ve  Uluslararasılaşma devreye giren en önemli politika” olacaktır.

Sayın YÖK Başkanı konuşmasında “2017’de Türk Yükseköğretimin kronikleşmiş birçok ciddi sorununa çözüm sağlayan köklü bir reformun sessizce gerçekleşmesi oldu.” ifadelerine de yer vermiştir…

Bu yıl “sessizce gerçekleştirilen” ve tarafımdan olumlu bulunan bu değişikliklerin bir kısmına önceki yazılarımda yer vermiştim. Gelecek yazılarımda yükseköğretim alanında meydana gelen değişiklikleri zaman zaman değerlendireceğim…

EĞİTİM KADEMELERİ ARASINDAKİ GEÇİŞ…

En üst düzeyde eğitimde tartışılan konulardan biri de “eğitim kademeleri arasındaki geçişin” nasıl yapılacağı ile ilgilidir. YÖK tarafında liseden üniversitelere geçişte daha sade bir sınav yapılacağı yönünde açıklamalar olmuştur… Gelecek günlerde bunun ayrıntısı netleşecektir.

Ortaokullardan liselere geçiş konusunda henüz net bir durum yoktur. Ancak kamuoyuna sızdığı kadarı ile TEOG’un yerine gelecek sistemin öğrencilerin büyük kısmının adrese; kalan küçük bir grubun ise bir sınav ve notlara dayalı olarak yerleştirildiği bir karma sistem olacağı şeklindedir. Konu ile ilgili çalışmaların hızla sonlandırılmasını veli ve sınava hazırlanan öğrenciler sabırsızlıkla beklemektedir…

Fen liseleri ve gözde Anadolu liselerinde kontenjanların sınırlı olduğu dikkate alındığında adalet ve eşitlik ilkesini zedelemeyecek bir düzenlemenin yapılması önem taşımaktadır… Sosyo-ekonomik durumu iyi kesimlerin gerek yurt içinde gerekse yurt dışında iyi eğitim kurumlarında yararlanma fırsatı daha yüksektir. TEOG yerine getirilecek geçiş sisteminin “başarılı” ancak “iyi eğitime” ulaşmada sorun yaşayan toplum kesimlerini mağdur etmeyecek şekilde yapılmasına özen gösterilmelidir.

EĞİTİM BÜROKRASİSİ

Yukarıda belirtiğimiz en üst düzeyde vurgulanan “eğitim sorunu ve dönüşüm”  isteğini bir türlü gerçekleştirilememesindeeğitimcilerin ve eğitim bürokrasisinin” dönüştürülmemesinin önemli payı vardır. Maalesef bazı öğretmen ve öğretim elemanları (akademisyen) yapılan değişikliklere uyum sağlayamamaktadır… Eğitimin her kademesinde 10-15 yılı aşkın süredir yönetici (il veya ilçe Md., dekan) olarak görev yapanlar mevcuttur. Üniversitelerde 20-25 yıldır genel sekreter, daire başkanı veya fakülte sekreteri olarak görev yapan bürokratlar bulunmaktadır. Bu kadar uzun süre motivasyonları azalmadan aynı konumda görev yapmaları mümkün mü?   Son günlerde gündemde olan “yorgunluk” aslında eğitim bürokrasisinde daha fazladır.

Eğitimci ve eğitim bürokrasi dönüştürülmeden eğitimde yapılacak değişiklikler başarılı olabilir mi? Servis aracını ve trafik levhalarını değiştirmek iyidir.  Ancak sürücü aynı ise?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Münir Oktay 2017-10-05 10:36:15

Elinize sağlık kıymetli hocam.

Avatar
Fahri Kaya 2017-10-05 06:31:48

Sayın yazarımız haklı. İl ve işçe milli eğitim müdürleri, üniversitelerde daire başkanlıkları, YÖK’te bazı görevliler daimi kadro gibi. Bu aziz milletin beşeri sermayesi sadece bunlardan mı oluşuyor? Reis bu konuya da el atmalı!

Avatar
Misafir 2017-10-05 20:14:33

Elinize yüreğinize sağlık hocam

Avatar
Prof. Ahmet Balık 2017-10-10 13:41:53

Bu milletin evlatları uzun yıllardır ihmal edildi. Eğitimdeki katı bürokratik yapıyla mücadele edilmeli. Eğitimdeki vesayet anlayışı değişmeli

Avatar
Özlem Güvenç 2017-10-11 11:48:38

yıllar önce Finlandiya ile ogrenci basari seviyemiz ayniymis zamanla onlar ilerledikce biz geriler olmusuz.Onlar kalici öğrenmeyi hedeflerken biz bilgi yüklemesi yapmışız sürekli degisen bi eğitim sistemi ama sonuç hep ayni ! Öğrenciler sinav sonrasinda neden hic bisey hatirlamiyorlar ? Öğretmen mantığı dersimi anlatip geceyim ,öğrenci mantığı dersten geceyim olduğu icin mi ? Böyleyse ne yapilmali değilse neden böyle ? Pissa sinavlarinda hep sona yakin olmamizin sebebi ne ? Sizin de dediginiz gibi hocam levhalar iyidir ama sürücülerimiz ayni !!!