Hz. Ali, “çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin” demişti. Bu sözü sarf ederken iki temel gerçeği görüyordu. Birincisi “her şey sürekli değişim halindedir”. İkincisi ise “en azından yakın gelecek tahmin edilebilir”.  Tabii bu tavsiyede bulunurken muhatap olarak aldığı ebeveynlerin aklı başında ve çağı ile ilgili insanlar olduğunu varsayıyordu. Bu vasıflara sahip olmak için illa eğitimli olmak gerekmez, zeka ve ahlak yeterlidir. Mesela makul ölçülerde zeki ve ahlaklı bir köylü artan nüfus nedeniyle miras kalacak toprağın sürekli bölüneceği için çocuklarının geçiminin eskiye göre yetersiz kalacağını bilir. Ya da elinin emeği ile geçinen bir terzi tezgahının üç oğluna birden yetmeyeceğinin farkındadır. Hatta artık sanayi üretimine geçildiğinden kendisinin yaptığı geleneksel tarzdaki terziliğin son nefesini vermekte olduğunun da farkındadır.

Eğitimin hararetle tartışıldığı bu günlerde herkesin kafası arapsaçına dönmüşken, kimseler hiçbir merciden net yanıtlar alamazken, eğitim kalitesindeki düşüklüğün sorumluları olarak günah keçileri aranırken konunun es geçilen bir vechesini vurgulamak için böyle bir girizgah yaptık. Eğitim sorununun es geçilen üzerinde durulmayan bu yanı anne ve babaların vizyoner olarak çocukları üzerindeki etkileridir. İstisnaları bir kenara bırakırsak çocuğun ufkunun ebeveyninin ufku olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü, doğumundan itibaren anne ve baba çocuğun rol modelidir. Çocuk onları gözleyerek ve taklit ederek öğrenir. Kendiliğinden gelişen bu doğal misyon ister istemez ebeveynlere sorumluluklar yükler. Çocuğunu iyi yetiştirmek isteyen her anne ve baba vizyon sahibi olmak zorundadır.

Etrafınızdan ya da medyadan araştırın zeki ve başarılı çocukların tamamına yakını doktor ya da mühendis olmak istiyor. Neden bu çocuklardan nano teknoloji, yapay zeka, genetik, robotik, enerji dönüşümleri, bilgi güvenliği vs. gibi alanlarda eğitim görmek istediklerine dair bir söz duyamıyoruz? Nedeni gayet basit çünkü, ufuklarının menzili ancak buraya kadar, çünkü ebeveynlerinin ufukları buraya kadar. Menzili kısa ama gelecek, hem de yakın gelecek, uçsuz bucaksız bir mümkünler sonsuzluğu olarak önümüzde duruyor. Bir yanda genetik teknolojileri mükemmele yakın hatasız biyolojik formlar oluşturmanın peşinde koşarken diğer yandan elektronik ve robotik çalışmaları beslenmek gibi, nefes almak gibi ihtiyaçları olmayan mekanik formlar oluşturuyor. Her iki formun yani biyolojik ve mekanik formun birbirine uygulanması ise şimdiden çığır açmaya başladı. Yapay zeka ve bilincin networkte arzı endam etmesi an meselesi. İşte yakın, çok yakın gelecek bu olacak.

Okullar kötü, öğretmenler yetersiz, sistem düzen tutmuyor olabilir. Ama sayın veli sen nasılsın? Kendini yetiştiriyormusun, çağına ve olaylarına ilgili misin? Çocuğunun eğitimiyle ne kadar ilgilisin? Ona okul harçlığı vermenden, veli toplantılarına gitmenden hatta ödevlerine yardım etmenden ya da onun yerine yapmandan bahsetmiyorum. Herhangi bir konuda onun da fikrini soruyormusun? Mesela başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyorsun ya da matematiğin hayatımızda yararı nedir? Nasıl düşündüğünü, nasıl ifade ettiğini, aklını ve dilini nasıl kullandığını çözebildin mi? Örneğin birlikte bir film izledikten sonra film üzerine yorumlarınızı anlatıp dinliyormusunuz?

Ey Ebeveyn, farkındamısın bilmiyorum ama çocuğun seni taklit ediyor, senin yolundan yürüyor. Çocuğuna, kendi ana babanın sana verdiğinden daha geniş bir ufuk ver ki o da kendi çocuğuna seninkini aşan bir ufuk verebilsin.

Ben sadece ölen babamdan ileri,

doğacak çocuğumdan geriyim,

ve bir kavganın adsız neferiyim.

Nazım Hikmet Ran


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.