MEB’in yayınladığı 2016-2017 eğitim yılı istatistiklerine göre ülkemizde 62 bin 250 adet okul bulunmaktadır. Kaba bir hesaplama ile her okulda bir müdür ve iki müdür yardımcısının olduğunu kabul edersek yaklaşık 186.750 öğretmenin asıl işi olan öğretmenlik dışında formasyonu bulunmayan ve farklı mesleki uzmanlık gerektiren bir alanda faaliyet yürüttüğünü görürüz.

Bu arkadaşlar kendisi ile aynı eğitimi görmüş, aynı formasyona sahip olan diğer meslektaşlarına yöneticilik yapmak üzere görevlendirilmiştir. Yine aynı şekilde bu yönetici arkadaşlarımız kendisi ile aynı eğitimi almış meslektaşlarına rehberlik ve denetim işiyle görevlendirilmiştir. Dünyada böyle garabet bir uygulamanın görüldüğü başka ülke var mıdır doğrusu merak ediyorum.

Çocuklarımızı geleceğe hazırlayabilmenin en önemli koşullarından biri kuşkusuz okulların iyi yönetilmeleridir. İhtiyaçların sınırsız, kaynakların sınırlı olduğu günümüz dünyasında en önemli kaynağımız olan insanın heba edilmeden eğitilmesi bu günün en önemli konusudur. Yönetim klasik anlamda artık bir müdürün iki müdür yardımcısının; öğretmenlerin derse zamanında girip girmedikleri, öğrencilerin kılık kıyafetlerini ve nöbetlerini kontrol eden bir süreç olmaktan çoktan çıkmış durumdadır.

İçeriği tartışmalı mülakat yöntemleriyle öğretmenler içinden seçilen yöneticilerden okulunu daha iyiye götürmesini beklemek haksızlık olur. Öyle ki ülkemizde okul idarecileri ilçe milli eğitim müdürleri ve şube müdürlerinden oluşan(hangi sendikadan olduklarını tahmin edersiniz) mülakat komisyonlarında belirlenmektedir.

Liyakat esas alınmadığı için de maalesef bugün okul kalitesinde tam anlamıyla bir sefalet yaşanmaktadır. Vahim olan idareci olan öğretmenlerin büyük bir kesimi de eğitim meselesini; disiplinden, öğretmen ve öğrenci nöbetinden, kılık kıyafet bekçiliğinden, günü kurtaran göstermelik etkinliklerden, törenlerden, marşlardan ve sıkı sıkıya Kemalist ilkelere bağlılıktan ibaret saymaları gibi bir garabetle karşı karşıyayız.

Peki, bu iş dünyada nasıl oluyor?

Örneğin ABD’de birçok okul müdürü, eğitim yöneticiliğine, bir yüksek lisans ya da doktora derecesini tamamladıktan sonra geçiyor. Bu programlar kapsamında verilen eğitimlerle müdür adaylarının okul vizyonu, okul kültürü, öğretim, uygulamaları, kaynakları kullanma, iletişim, işbirliği, etik davranışlar, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel konularda geliştirilmesi amaçlanmaktadır. ABD eğitim sisteminde müdürlük için lisansüstü derecesi bir zorunluluktur. Müdürlerin hemen hepsi yüksek lisans derecesine sahiptir.

İngiltere’nin bu alanda kırmızı çizgisi liyakattir. Okul müdür adaylarının ulusal düzeyde sunulan liyakat programına katılmaları zorunludur. Ulusal Okul Müdürlüğü Liyakat Programı'nı sunan 12 Adet Yetiştirme ve Geliştirme Merkezi (Training and Development Centres) ile adayların öğrenme gereksinimlerini belirleyen 11 adet Değerlendirme Merkezi bulunmaktadır.

Okul müdürlerinin sahip olması gereken bilgi, beceri ile kişilik özelliklerini ortaya koyan "Ulusal Okul Müdürleri Standartlarını (National Standards) esas almaktadır. Başarı ile tamamlandığı takdirde, okul müdürlüğü görevi için yeterlilik sağlanmıştır. Okul müdürü adaylarını ülke çapında eşdeğer standartta yetiştirecek bir hizmet öncesi eğitim programı geliştirmiştir.

Örnekler çok lakin hiçbiri bizim ülkedeki gibi ilerlemiyor. Bu sistemi artık değiştirmek zorundayız. Meslekleri öğretmen olan okul idarecilerine üstesinden gelemeyeceği sorumluluklar yüklemek büyük haksızlık. Kaldı ki bu idareci arkadaşlarımızın asıl mesleği yöneticilik değil öğretmenliktir. Dolayısıyla onlar en iyi bildikleri işi yani öğretmenlik mesleğini yapmalıdırlar.

Bu sebeple üniversitelerdeki eğitim yöneticiliği bölümleri aktif hale getirilmeli ve bu bölümde bir okulu yönetmek için gerekli tüm bilgiler verilmelidir. Bunun yanı sıra adaylar, tarihimizdeki okul sistemleri, ilim irfan geleneğimiz ve temel insan hakları gibi mevzularda da eğitimden geçmelidir. Mezun olanlara mutlaka yüksek lisans yapma şartı getirilmeli ve son olarak güvenlik soruşturmasından geçen yönetici adayları kura ile okullara atanmalıdır.

Diğer taraftan üniversitelerin kontenjanları acık kalan bölümlerinde ders yükünü dolduramayan ve öylece oturan bir yığın akademisyen var. YÖK ile düzenlenecek bir protokolle en az yüksek lisans olmak üzere eğitimi bulunan öğretim üyelerine de okullarımızda yöneticilik görevi verebiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nejdet 2017-12-25 13:07:57

Aklın yolu bir. Ancak siyaset işin içine girince akıl yolunu kaybediyor. Çıkar için sürekli sendika değiştiren insanlar kifayetsizliklerinin bedelini genç nesillere ödetiyorlar. Meb idari anlayışı değiştirilmeli ki öğretmen işini yapsin

Avatar
AHMET YAHYA 2017-12-25 07:14:49

12 eylül olur aynı müdür.28 şubat olur aynı müdür.anap gelir aynı müdür.ecevit gelir aynı müdür.selamat gelir aynı müdür.ak parti gelir aynı müdür.li̇yakat mi?si̇yaset mi̇? üstadiim sağol

Avatar
Abdullah GÜL 2017-12-25 10:03:11

Güzel bir düşünce fikirlerimiz yakın lakin yetki eğitim camiasına verilip konu deneyimli ve ilim adamı olma özelliğine haiz öğretmenlerle istişare edilmeli. Tabii siyasetin eğitim ve kurumlarından uzak tutulduğu, hukumetin eğitime destek ve hizmetinde olduğu bir turkiyede mümkün.. Hatta her şey mümkün olabilir...

Avatar
Aa 2017-12-25 11:54:06

Hepsi tamam da son dediğin olmaz

Avatar
masur can 2017-12-25 19:01:46

Okul müdürleriyle ilgili durum tespitinize katılmakla birlikte şu soruyu sormadan da geçemiyorum:
peki ABD'deki okullar çok mu başarılı

Avatar
Hatice 2018-05-27 19:04:57

yeni egitim sistemine finlandiya ve japonya ornek alinmalidir.