Çocuklarımızı yarış atına çeviren eğitim sistemimizde Cumhurbaşkanımızın TEOG çıkışıyla iptal edilen sınavın yerine çocuklarımızın becerilerini ön plana çıkaracak yeni bir sistem beklerken Milli Eğitim Bakanımızın yaptığı açıklama yine bir sınav oldu. Bu yeni sistemin fayda ve zararlarını zamanla göreceğiz ve umuyoruz ki eskiyi arayacağımız bir şekil olmasın.

Eğitimde elbette sınav olmalı ve öğrencilerin bilgi seviyeleri ölçülmeli. Buna itirazımız olamaz. Çocukların öğrendiklerinin test edilmesinin başkaca yolu da yoktur zaten. Ancak kabiliyetleri, anlayışları, zekâları ve becerileri farklı olan öğrencilerin aynı sınava tabi tutulması acaba tek tip insan yetiştirme sonucunu doğurmaz mı?

Tam gün eğitim sistemine geçmeyi savunanların aksine çocukların tam gün okulda olmasının çokta doğru olmadığı kanaatindeyim. Sabahtan akşama kadar okulda olan çocuklarımızın dışarıdaki hayattan bihaber yetiştiği aşikâr değil mi? Çocuğuna okul ararken tam gün eğitim yapan okul tercih eden ebeveynin cevabı “Ben zaten çalışıyorum, günün geri kalan yarısında çocuk ne olacak” ise, demek ki okulları eğitim yapan yerler değil, çocuklarımızı bakım için bırakabileceğimiz yerler olarak görüyoruz. Günün yarısında okula gidip eğitimini aldıktan sonra geri kalan zamanda mahallesinde arkadaşlarıyla oynayan, evde anne-babası veya dede-ninesiyle zaman geçiren, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılan, spor yapan ve hayatın içinde aktif yaşayan bireyler olması ve öylece yetişmesi doğru bir eğitim şekli değil midir?

En iyi eğitim sistemini ararken aslında en iyi aileyi, en iyi anne ve babayı, en iyi komşuyu, en iyi öğretmeni ve en iyi toplumu da aramamız ve sorgulamamız gerekmez mi? Kuralları uygulayacak olan kişilerde sorun var ise başlı başına sistem iyi olsa ne işe yarayacak ki? Hangi sistemi getirirseniz getirin onu uygulayacak olan nihayet eğitimciler olacağı için acaba eğitimcilerimizin ve idarecilerimizin durumu nedir? En iyi sistemi getirseniz bile uygulayıcı bunu kabullenmediği ve direndiği sürece sisteminiz bir işe yaramayacaktır. En kötü sistem bile iyi idareciler ve eğitimcilerin elinde iyi sonuçlar doğurabilecektir. Demek ki sonucu sistemden ziyade insan faktörü belirliyor. O halde bizim, sisteme takılmadan sonuca odaklanan eğitimcilere ihtiyacımız var. Suçu zamanın gençlerinde aramayan, elini taşın altına koyan, idealist, inançlı ve azimli eğitimcinin sistem arayışı olmamalı. Amaç insan yetiştirmek ise yolu bellidir. Gönlünü vererek yapılan eğitim her zaman iyi sonuçlar doğuracak ve arzu edilen nesil sevgi ile yetişecektir.

Öğretmenlik yaptığım yıllarda çocuklara ve derslere duyarsız olan bir öğretmene sebebini sorduğumda “Bu maaşa bu kadar öğretmenlik yapılır” demesi beni fazlasıyla üzmüştü. Maaşının azlığından yakınan ve eğitimi onunla orantılayan birinin çocuklara verebileceği ne olabilir ki? Elbette öğretmenlerimizin ücretleri doyurucu ve tatminkâr olmalı. Buna itirazımız yok. Ancak bu şartları bilerek öğretmenliği kabul edenlerin bu görevi hakkıyla yerine getirmesi gerekmez mi? Gençliğin hamurunu yoğuracak ve geleceğin toplumunu inşa edecek insanların bir sistem kaygısı olmamalı. Tek gaye çocukları bilgi ile donatmak ve geleceğe hazırlamak ise o zaman yapılacak şey bellidir.

Eğitimde sistem arayanların ve sorgulayanların önce temel eğitimi verecek anne ve babaları araması ve sorgulaması gerekmez mi? Manevi değerlerin azaldığı ve aile kavramının bozulduğu günümüzde evinde mutluluğu bulamayan, sevgiden mahrum yetişen anne ve babası ayrı çocukların bozulan manevi dünyasını hangi öğretmen yeniden inşa edebilir ki? Çocuğundan kurtulmak, rahat çalışabilmek için okulu onun gün boyu kalabileceği bir mekân olarak gören ailelerin adeta terk ettiği çocuklar, kendi başarısızlıklarını sisteme yükleyen eğitimcilerin elinde geleceğin suçlusu olarak yetişmektedir.

Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onları önce sevgi dolu bir aile ortamında yetiştirmeli ve sonra ilimle mücehhez kılacak eğitimcilere teslim etmeliyiz. Bu ikisini sağlamadığımızda hangi sistem olursa olsun istenen sonuç alınamayacak ve arzu edilen gençlik yetiştirilemeyecektir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ceylan 2017-11-14 00:21:59

Çocuğundan kurtulmak, rahat çalışabilmek için okulu onun gün boyu kalabileceği bir mekân olarak gören ailelerin adeta terk ettiği çocuklar, kendi başarısızlıklarını sisteme yükleyen eğitimcilerin elinde geleceğin suçlusu olarak yetişmektedir.