Her inanç kendi kural ve kaideleriyle beraber kendi ahlakını dayatır. İnandığınız şey ne ise onun çerçevesini çizdiği hayatı yaşarsınız, yaşatmaya çalışırsınız. Ehli Sünnet dediğimiz İslam’dır. Müslümanın mezhep üzerinden kendini tarif etmesinden bahsetmiyoruz tabii ki bunu vurgularken. Müslüman, Elhamdülillah Müslümanım deyip inancının gereğini yaşamakla mükellef.

Bahsettiğimiz durum, inancının gereğini, nasıl ve hangi usül üzerinde yaşayacağına dairdir. Nispet noktasının ne olacağına, hangi hakikat üzerine olacağına… Bu kadar sapkın anlayışa sahip türediler nereden çıktı sanıyorsunuz ?

“Asrı Saadet sonrası insan ve toplum meselelerinin halline dair “ilklerin hayatına bakarak” yapılan içtihatların sistemleştirilmesiyle oluşan mezhepler, aynı kaynaktan beslenerek zaman zemin ve yorum farkından dolayı “ekollere” ayrılmış, bunlara da Ehli Sünnet mezhepleri denilmiştir. Dört ana ekolden oluşan Ehli Sünnet yolu kuşatıcıdır. Ümmetin vasat- orta itidal yoludur. İfrat ve tefrit noktalarından uzak ümmetin maslahatını gözeten ve iteklemekten ziyade yanına çeken, yıkıcı değil yapıcı yoldur. Yüzyıllar boyunca ilim ve yaşantısında birer dev olan nice alim de dahil, kurulan İslami devletler ve baskın Müslüman çoğunluk, bu ekollerin ortaya koyduğu fıkhi kaidelere uyarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Kafirlerin tarih boyunca hedefi, Ehli Sünnet anlayışını yıkmak olmuştur; çünkü İslami devlet ve medeniyetini inşa eden anlayış Ehli Sünnet anlayışıdır. Asrı Saadet sonrası silsile halinde kurulan bütün İslami devletler bu çizgi üzerindedir. En son İslam Devleti Osmanlı ise bu anlayışla bir imparatorluk kurmuş, İslam medeniyetini dünyanın her tarafına ulaştırmıştır.

Ehli Sünnet ‘sünni’ İslam anlayışı bir taraftan şeri kaidelerin tatbikine dair çözüm sunarken diğer taraftan tasavvuf vesilesiyle insanın nefis terbiyesini, zühd ve takva yolunu ve insanın kendi iç alem düzenini oturtmasını sağlamaya çalışmıştır. Ehli Sünnet çizgisi mezhepçi değildir, tarihin hiçbir döneminde de olmamıştır. Mezhepçi çatışmalar, Ehli Sünnet anlayışı zayıfladığı için ortaya çıkmıştır. Bilakis Vehhabi Suud ile Şii İran’ın siyasi menfaat için mezhepçi yaklaşımları günümüzde sonuçlarıyla birlikte ortadadır.

Dünyada özellikle estirilen Şii, selefi, Vehhabi mezhepçilik rüzgarına karşı Müslümanları muhafaza edecek Ehli Sünnet anlayışı zihnen tahrif edildi. İslam’ı boğmak isteyen küfür taifesinin çalışmaları bir yana, yıllarca “kaynaktan yapmalıyız, Hadisler uydurma, tasavvuf şirk, Kur’an’da mezhep yoktur, Kur’an hakem vs.” diyenlerin yaptığı propagandanın meyvesi olarak ortaya DAEŞ ve türevi zehirli fikirler çıkmıştır.

Ehli Sünnet düşmanlığı sadece bir inanç karşıtlığı olmanın ötesinde, Müslümanların itikatlarını bozarak birliklerini dağıtmak ve başka güçlerin hakimiyetine peşkeş çekme operasyonudur. Hem de sistemli bir operasyon ! Bugün her fırsatta hadisleri inkar eden, sahabelere dil uzatan hoca kılıklı tiplerin aslında başka devletler tarafından güdülen bu konudaki etki ajanları olduğunu unutmamak gerekiyor. Kökünden kopartıp aidiyet duygusunu kırmanın en üst perdeden gerçekleştirilmesidir bu. Fetönün “ılımlı İslam” adı altında “Peygambersiz Din” çalışmalarının altında, Müslüman dünyayı Amerika-Batı’nın kuklası haline getirme gayretinin olduğunu ortadayken, Fetöden farklı görünüp aslında aynı gayeye hizmet eden fetöcükleri görmeme basiretsizliğine düşmeyelim. Fetö Amerikan hizmetkarlığı için dini tahrif etmeye çalışırken diğerleri İran Suud veya başka güçlerin emrinde bunu gerçekleştirme gayretinde.

Geçtiğimiz hafta Diyanet tarafından görevinden alınan, ilmiyle, yetiştirdiği talebeleriyle ve 15 temmuz gecesinde olduğu gibi İslam ve vatan düşmanlarına karşı tavrıyla Ehli Sünnet çizgisini savunan değerli bir insan olan İhsan Şenocak hocanın görevinden alınması için çabalayan ve bu işlem gerçekleşince de bulundukları çukurdan zafer naraları atan küçük fetöcükleri görünce, itikadi sapmanın devlet ve medeniyet imhası için veya buna mahal vermemenin devlet ve medeniyet ihya ve inşaası için ne kadar hayati olduğunu göstermesi bakımından da önemliydi.

Dinine bağlı, tarihine bağlı, vatanına milletine ve töresine bağlı Müslümanların zihnini kirleterek idrakini çürütmek isteyenlere fırsat verilmemeli.

Her zaman söyledik yine söyleyeceğiz. Tarihin de ispat ettiği gibi, İslamı tahrif edip Müslümanların birliğini bozmak ve birbirine düşürerek güçlerini kırmak için, küfür odakları tarafından ortaya çıkartılıp desteklenen Ehli Sünnet düşmanlığı, ülkemizin ve ümmetimizin geleceği için çok tehlikelidir. DAEŞ, FETÖ ve benzeri sapkınlar da yine zihni olarak bu merkezlerin doğurduğu, gizli örgütlerin de büyüttüğü çocuklarıdır vesselam.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.