25 Ekim 1917 Yılında bir grup Bolşevik militan, St. Petersburg’daki Kış Sarayına saldırdı. Bu olay, Büyük Ekim Devrimi olarak bilinen Rusya’daki totaliter darbe rejiminin başlangıcını oluşturmaktadır. Lenin’in hazırladığı strateji çerçevesinde hareket eden Bolşevik cunta darbeyle iktidarı ele geçirdi. Bolşevik darbesinden sonra Rusya, kendisini cumhuriyet olarak ilan etmiştir. İktidarı halklara devretmek için darbe yaptığını iddia eden Bolşevik cunta, bütün iktidarı kendisinde toplamış ve bir diktatörlük kurmuştur. Bütün iktidarı tekeline alan Komünist Partisi ve politbürosu, tarihin en vahşi diktatörlüklerinden birisini kurmuştur. Kızıl Ekim Devrimi olarak bilinen Bolşevik darbe, yirminci yüzyılın facialarla geçmesine neden olmuş kanlı bir karanlıktır.

Bolşevik Ekim Darbesinden sonra Rusya’da Komünist Parti diktatörlüğü kurulmuş ve Sovyet Komünizmi yirminci yüz yıl boyunca dünyada küresel düzeyde belirleyiciliği olan ideolojik ve siyasal güç olmuştur. Ekim Darbesinin lideri Lenin, Rusya’yı dünyanın en özgür ülkelerinden biri olarak nitelemiştir. Ancak Ekim Darbesi, Rusya’yı özgür yapmamış, Rusya’yı dünyanın en otoriter ve totaliter rejiminin merkezi haline getirmiştir. Yüz yıl boyunca ağır otoriter ve totaliter rejimin esareti altında kalan Rusya, bugün de eski bir istihbaratçı olan Putin diktatörlüğü altında yaşamaktadır. Rusya, demokratik bir hukuk devleti olmaktan çok uzak olup, otoriter bir mafya devletidir.

Kızıl Bolşevik Darbeden sonra Sovyetler Birliği adı altında bir halklar hapishanesi kurulmuştur. Sovyetler Birliği Rusya’daki halkları esaret altında yaşattığı gibi, Doğu Avrupa’da da kendisine bağlı bir Demirperde bloğu oluşturmuştur. Berlin Duvarı, Sovyet imparatorluğunun esaret ve baskı sisteminin dünyadaki sembolüydü. 1989 Yılında Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla gelişen olaylar sonucunda Sovyetler Birliği 1991 yılında dağılmak zorunda kalmıştır. Kızıl Darbenin ürünü olan Sovyetler Birliği ve Demirperde ülkeleri, sosyalizmin dünyaya emperyalizm, sömürü, şiddet ve baskıdan başka bir şey vermediğini göstermiştir.

Kızıl Bolşevik Darbenin hiç bir sosyolojik temeli bulunmamaktadır. Toplumsal bir hareket olmayan Kızıl Ekim Darbesi, militan ve militarist küçük bir Bolşevik grubu tarafından iktidara el koymak için gerçekleştirilmiştir. Aslında 25 Ekimde Rusya’da bir devrim değil, bir darbe gerçekleşmiştir. Lenin ve Bolşevik cuntanın istediği tek şey, iktidarı her şeyiyle tekellerine almaktır. Proleterya Diktatörlüğü, iktidara mutlak olarak sahip olmanın adıdır. Sosyalistler, 25 Ekim baskınının bir darbe oluğu gerçeğini saklamakta, onu Kızıl Sosyalist Devrim olarak yüceltmektedirler.25 Ekim darbesinin lideri olan Lenin’in komitacılığı ve cuntacılığı siyasal strateji ve rejim olarak yirminci yüz yıl boyunca Sovyetler Birliği’nde uygulanmıştır. Sosyalist sloganlarla insanlara toprak, ekmek ve barış vadeden Lenin ve Bolşevik çetesi, insanların ekmeklerini, emeklerini, topraklarını ve özgürlüklerini ellerinden almışlardır. Kızıl Terör ve Çeka Bolşevik Polis Teşkilatıyla toplumu esir alan Leninist darbecilik, daha sonra Stalinizm denilen profesyonel terör rejiminin doğmasına neden olmuştur. Terör rejimi, militarizm ve şiddet Kızıl Ekim darbesinin en yıkıcı sonuçlarıdır.

Ekim Darbesi sonucu kurulan Sovyetler Birliği, hiç bir zaman sosyalist bir toplum olmadığı gibi, işçilerin söz sahibi olduğu bir proleterya diktatörlüğü de olmamıştır. Sovyetler Birliği, otoriter bir parti politbürosunun yönettiği ve totaliter bir ekonomiyi benimsemiş vahşi bir diktatörlükten başka bir şey değildir. Sosyalizm ve Komünizm, Sovyetler Birliği’nin emperyalist ve baskıcı yönetimini meşrulaştıran demokrasiye, hukuka, özgürlüğe ve barışa karşı totaliter ideolojiler olarak işlev görmüşlerdir.

Kızıl Ekim darbesini Büyük Ekim Devrimi olarak sunmanın sonucunda Sovyetler Birliği’nde bir yeryüzü cenneti ütopyası kurulacağı beklentisi ve umudu yaratılmıştır. Sömürünün ortadan kaldırıldığı ve özgürlüğün olduğu sınıfsız dünya yalanı, sürekli dünyaya tekrar edilmiştir. Ekim darbesi, yüz yıl boyunca sınıfsız dünya yalanıyla ayakta kalmıştır. Yoğun propaganda ve zihin iğfal metotlarıyla, insanların duygu, düşünce ve zihin dünyaları yozlaştırılmış ve körleştirilmiştir. Bir savaş ve çatışma ideolojisi olan Komünizm ütopyası ve devrim romantizmiyle maskelenen Rus emperyalizmine dayanan Sovyet imparatorluğunu inşa etmek hülyası, Bolşevik darbeciliğin hiç değişmeyen amacı olmuştur.

Ekim Darbesinin yüzüncü yıldönümünde Sovyet Komünizminin insanlığa yıkım, Gulag, Sibirya, Kızıl terör, diktatörlük ve vahşetten başka bir şey vermediği şeklinde bir değerlendirmede bulunabiliriz. Sosyalist ütopya vadeden Bolşevik darbe, insanlığın yirminci yüzyılda yıkıcı bir diktatörlük tecrübesi yaşamasına neden olmuştur. Büyük Ekim Devrimi adı altında Bolşevik darbesini ve diktatörlüğünü karartmak ve o darbe etrafında romantik bir özlem ve ütopya yaratmak mümkün değildir. Yüzyıl sonra Bolşevik Ekim darbesine baktığımızda totaliter bir ideolojinin kesin inançlısı olan küçük bir darbeci güruhunun, insan hakları, demokrasi ve barışı ortadan kaldırdığını görmekteyiz. Bolşevik Ekim darbesinin, uyguladığı sosyalizmin uygarlığın bütün değerlerini ortadan kaldırdığını ve yirminci yüzyıl boyunca vahşi bir parti hakimiyeti kurduğunu söyleyebiliriz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.