Dünyada güç dengesi değiştikçe güçleri zayıflayanlar güçlenen ülkeleri hedef tahtasına oturtmaya çalışıyorlar.

2008 küresel finans krizi dünya tarihi açısından önemli bir kırılma noktası olmuştur. 1980 sonrasında şirketler üzerinden dünya üzerinde hegemonya sağlayan ABD, kendi içinde güç mücadelesi içine girince bu mücadele tüm dünyayı da etkisi altına aldı.

Başta şirketler ile ulus devletler arasında başlayan güç mücadelesi sonrasında uygulanan korumacı politikalarla birlikte ülkeler arasında da yaşanmaya başladı.

Gerek ülkelerin, gerekse ülke büyüklüğündeki çok uluslu şirketlerin hem kendi aralarında hem de karşılıklı olarak yürüttükleri ekonomik güç mücadelesi, özellikle 2008 küresel finans krizi sonrasında ekonomik savaşa dönüştü.

Ticaret savaşları meselesi son günlerde gündemi bir hayli meşgul ediyor. ABD’ye giren bilumum çeliğe %25, alüminyuma ise %10 gümrük vergisi getireceğini açıklayan Trump küresel finans krizi sonrasında artan ticaret savaşlarını daha da alevlendirdi.

Bu noktada altını çizmek istediğim bir husus var. Ticaret savaşları, yeni nesil küresel dünya savaşında yaşanan ekonomik güç mücadelesinin altında sadece bir cepheyi oluşturuyor.

Uzun bir süredir bu köşeden güncel olarak yapılan hamleleri incelediğimiz ekonomi savaşlarını daha net kavramak için kavramsallaştırmak gerektiğini düşünüyorum.

**

Peki, nedir bu ekonomi savaşları?

Ekonomi savaşlarını anlamak ve anlatmak kolay değil. Çünkü günlük hayatımızda yaşadığımız ve gördüğümüz her olayın ekonomik bir etkisi olabiliyor.

Ekonomi savaşları en genel anlamıyla iki veya daha fazla ülkenin karşılıklı olarak uyguladıkları ticari tarifeler (vergi politikaları, teşvik vb.), para politikaları (kur savaşları), , ithalat/ihracat kısıtlamaları, engellemeleri hatta yaptırımları, oluşturulan yeni enerji hatları, şirketlere veya çalışanlarına karşı yürütülen hukuki davalar, kredi derecelendirme kuruluşlarının aldıkları kararlar, medya kuruluşları üzerinden yürütülen algı operasyonları, terör olayları ve sonrasında oluşturulmaya çalışılan güvensizlik algısı vb. ile ortaya çıkan güç mücadelesi olarak tanımlanabilir.

**

Ekonomik savaşın temelini şüphesiz ki ticaret oluşturmaktadır. Ancak önemli olan konu sadece ticaret değildir. Ticaret kadar ticaretin güvenliği ve ticaret sonucu ortaya çıkan kârın hangi ülkenin bankalarında olacağıdır. Örneğin; ABD için petrolün ve doğalgazın kendisinden çok petrol satışı sonrasında paranın ABD bankalarında mı yoksa bir başka ülkenin bankasında mı kalacağı daha önemlidir.

Ticaretin güvenliğinin sağlanması ticaretin kendisi kadar önemlidir. Ekonominin ağırlık merkezinin Batı’dan doğu’ya kaydığı günümüzde ABD küresel hegemonik gücünü kaybetmemek için gerek terör örgütleri üzerinden gerekse bizzat kendi ordusu üzerinden oluşturulmaya çalışılan yeni ticaret yollarının güvenliğini tehlikeye atarak süreci geciktirme çabası içerisinde.

2008 sonrasında başta savunma sanayi olmak üzere bu sektörün geliştirdiği bağlantılı sektörler ile beraber çeşitli alanlarda yerli ve milli üretimi artan Türkiye uzun yıllardır çeşitli suikastlar, darbe girişimleri ve terör olaylarıyla engellenmeye çalışıldı. Ekonomik bağımsızlığını eline alan Türkiye kendisine yapılan her saldırının üstesinden teker teker gelmeyi başardı.

**

Yaklaşık 100 yıl önce tahakküm altına alınmaya çalışılan Türkiye dünyanın çeşitli ülkelerinden toplanan haçlı ordusuyla Çanakkale’de nasıl savaştı ve kazandıysa aynı şekilde bugün Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla yaklaşık 100 yıl önce bizim olan ama bugün Suriye sınırlarında olan topraklarda yine dünyanın çeşitli ülkelerinden toplanan terör örgütleriyle mücadele etti ve El Bab’ın ardından dün itibariyle Afrin’de de başarıya ulaştı.

Türkiye’nin güneyinde kurulmaya çalışılan terör devletine Türkiye asla müsaade etmeyecek ve bu konuda tüm güç unsurlarını kullanacaktır.

Güçlü ekonomi, güçlü ordu, güçlü teknolojik yapı, güçlü siyasi irade ile Türkiye karşılaştığı her sorunun üstesinden gelmeyi başaracaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.