Ekonomimiz sağlam

Türkiye ekonomisinin başarısını ve performansını aşağıya çekmeye yönelik bir takım algı operasyonlarının sahnelendiğini vurgulayan AK Parti Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Kim ne saldırı yapmaya çalışırsa çalışsın Türkiye ekonomisi sağlamdır” dedi.

BAYRAM ZİLAN-ANKARA

AK Parti Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisini geniş bir perspektifte değerlendirdi. AK Parti hükümetinin ekonomi politikalarına ilişkin projeleri detaylandıran Cevdet Yılmaz, Şehirlerin Ekonomik Beklentileri (ŞEB) Forumu, Yeşil Ekonomi Çalışması, Türkiye’nin orta vadeli büyüme beklentisi ve Zeytin Dalı Harekâtının ülke ekonomisine etkisine ilişkin merak edilen soruları cevapladı.

-AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı tüm illerde Şehirlerin Ekonomik Beklentileri (ŞEB) Forumu’nu başlattı. Bu çalışmaya ilişkin bilgi verir misiniz?

Ekonomi İşleri Başkanlığı olarak 81 ilin ekonomik beklentilerini somutlaştırmayı hedefleyen bir çalışma başlattık. Vatandaşlarımızın beklentilerini ve taleplerini dinlemek amacıyla yine sahaya indik. Bu çalışma kapsamında il ve ilçe teşkilatlarımızla, belediye başkanlarımızla, sivil toplum, iş dünyası ve üniversiteler ile bir araya gelerek talepleri dinliyoruz.

-Bu çalışma anket şeklinde mi yoksa birebir fikir alma şeklinde mi gerçekleşiyor?

Her ilimizde “beş” soru ekseninde fikir tepesi dediğimiz yöntemle moderatör eşliğinde sistematik bir çalışma yapıyoruz.

“Son 15 yılda sizi en fazla memnun eden proje\hizmet ne oldu?”

“Devam eden projelerden hangisini önemsiyorsunuz ve hızlanmasını istiyorsunuz”, “Beklenen projeler\hizmetler nelerdir”

“Birtakım işler yavaş gidiyorsa sebebi nedir?”

“10 yıl sonra ilinizi nerede görmek istersiniz?”

başlıkları altında durum tespiti yapıyoruz. Ardından mesela 10–15 tane en fazla memnun olunan ya da istenen projeyi tespit ediyoruz. Bu çalışmanın 81 ilde tamamlanması halinde ülkemizin bölgesel düzeyde ve Türkiye çapında ortak meseleleri çıkmış olacak. Şu an 40’ı aşkın bir ilde bu çalışma gerçekleştirildi. 81 ilimizi Nisan sonuna kadar tamamlamayı öngörüyoruz.

-Bu çalışma tamamlandığında elinizde ekonomik beklentilere ilişkin 81 ilin röntgeni olacak. Sonraki süreçte nasıl bir yol izlenecek?

Bu çalışmayı gerçekleştirmemizin amacı 2019 yılına dönük ekonomi politikalarımıza girdi sağlamaktır. 2019’un Mart ayında yerel seçimler ve Kasım’da genel seçimler var. Her iki seçim için bu tablo bize yol gösterici bir çalışma olacak ve katkı sunacaktır. Ayrıca bu çalışmalar sonucunda şu an müdahale edilmesi gereken hususlar ortaya çıkabilir.  Yerel yönetimin veya merkezi idarenin yapması gereken veya hızlandırması gereken konular çıkabilir. Bunları da ilgili bakanlıklarımız ve yetkililerle paylaşarak o konuları hızlandırıp vatandaşlarımızın memnuniyetini artırabiliriz.

-AK Parti’nin çevreyi korumak ve cari açığı azaltmak amacıyla yürüttüğü ‘Yeşil Ekonomi Çalışması’ hakkında bilgi verir misiniz?

Çevreyi koruyarak ve sanayimizin ihtiyaçlarını karşılayarak cari açığımızı azaltıcı bir çalışmayı hayata geçirdik. Doğal kaynakları verimli ve yeniden kullanırsak “çöp” denilen materyalleri önemli bir kaynağa dönüştürebiliriz. Bu kaynakları ayrıştırabildiğimiz ve geri dönüşümünü sağladığımız zaman ekonomiye ve çevreye katkıda bulunmuş oluyoruz. “Yeşil Ekonomi” hem ekonomiye hem çevreye aynı anda hizmet eden bir çalışmadır. Bu projeyi vatandaşlarımıza katkı sunacak şekilde yürütmeyi hedefliyoruz.

Çöpten finansal gelir

Vatandaşlarımız çöpünü iade ettiği zaman ona finansal bir getirisi de olabilecek bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Bazı ülkelerde “Sıfır atık” hedefleniyor. Artık çevreye hiçbir şey atılmayacak bir sistem üzerinde uğraşılıyor. Biz bunu Türkiye’de de yapmak durumundayız. Bu çerçevede Emine Erdoğan Hanımefendi’nin başlattığı sıfır atık olan binalar önemli bir adımdır. Güzel bir uygulama örneğidir. Buna benzer yeni inisiyatiflerle ekonomimizin tamamında atığı en aza indirmemiz lazım ve var olan kaynaklarımızı ekonomiye kazandırmamız gerekiyor.

-Sıfır Atık konusunda Avrupa’ya kıyasla Türkiye şu an ne aşamada?

Sanayicilerimiz atıkları değerlendirme konusunda fena değiller. Ama bu evsel atıklar ve şehir atıkları konusunda maalesef oldukça gerideyiz. Sokaklarda çöp ayrıştıran insanlar var. Sağlıksız bir şekilde bu işlerin yürüdüğünü görüyoruz. Yapılacak çok iş var. Özellikle evsel atıklar ve şehir atıkları konusunda sistemi çok daha iyi bir yere taşıyacağız.

Ekonomik beklentiler nedir?

-Türkiye’nin 2018’de orta vadeli büyüme beklentisinin 5.5 dünya ölçeğinde ise 3.9 olduğunu belirtmişsiniz. 2018’e ilişkin bu veriler ve beklentiler devam ediyor mu?

Türkiye, 2017 yılının ilk 9 ayında yüzde 7,4 civarında bir büyüme sağladı. İhracatımız 157 milyar dolar oldu. İstihdam 1 milyon 448 bin oldu. Türkiye, 2017 yılında uluslararası beklentilerin çok üzerinde ve 2016’da yaşanan hain darbe girişiminden sonra herkesi şaşırtan bir büyüme performansı gösterdi. Burada halkımızın hükümete duyduğu güven ve hükümetimizin aldığı güçlü tedbirlerin etkili olduğunu gördük. 2018 yılında da öncü göstergelerimiz gayet iyi. 2018’de en az yüzde 5,5 büyüme, 1 milyondan fazla istihdam ve 170 milyar dolar gibi bir ihracat hedefimiz var. Bu hedefi yakalayabileceğimize inanıyoruz.

-Ekonomimizde dış talep durumu nedir?

Büyüme ile ilgili dış talebimiz iyi, iç talep iyi ve yatırımlarımız iyi diye düşünüyorum. Dış talep niçin iyi? Avrupa başta olmak üzere dünyada giderek daha iyi bir performans var. Dünya büyümesi yüzde 3.9 tahmin ediliyor. Avrupa büyümesi yüzde 2,5 civarında. Bu, geçmişe göre iyi bir rakamdır. Biz ihracat odaklı dışa açık bir ekonomiyiz. Dolayısıyla bundan istifade edeceğiz. Sanayimizin üretimi iyi bir noktada. İhracata verdiğimiz destekler dikkate alındığında, dış talep kanalıyla büyümemiz desteklenecektir. 2017’de 1,5 milyona yakın yeni istihdam oluştu. Bu 1,5 milyon aileye yeni gelir ve iç talebin daha canlı kalması demektir. Dış talep, iç talep ve yatırımlar noktasında büyüme devam edecek. Dolayısıyla en az yüzde 5,5 büyüme altı boş bir kavram değildir.

-KDV, KGF ile ilgili yapılan düzenlemeler ekonomiye ne gibi bir katkı verecek?

Bu düzenlemeler büyümeye katkı sağlayacak tedbirlerdir. KGF’nin devam etmesi, KDV’deki iadeleri kolaylaştırıcı çalışmalar ekonominin daha dinamik bir hale gelmesine katkı sunacaktır. Kamunun teşvik edici politikalarıyla da büyümenin devam edeceğini gösteren hadiselerdir.

-Küçük ve orta ölçekli işletmelerde nakit sıkıntısına dair şikâyetler oluyor. Bu eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Piyasada zaman zaman bu eleştiriler olabiliyor. Bu durumu rahatlatıcı yönde çalışmalar yapıyoruz. Bu noktada hükümetimiz iki yönlü çalışma yürütüyor. Makro düzeyde finans şartlarını iyileştirmek için kredi garanti fonu bunun güzel bir örneğidir. Nefes kredisi gibi TOBB ile birlikte yaptığımız çalışmalar, KOSGEB kanalıyla verilen desteklerimizin tümü KOBİ’leri rahatlamaya dönüktür. Çiftçilerle ilgili Ziraat Bankası kanalıyla piyasa faizlerinin oldukça altında finans imkânı sağlıyoruz. Halk Bankası ile küçük üreticiye ve esnafa destekler sunuyoruz. Bütün bunlarla piyasalarımız çok daha rahat bir çalışma imkanına kavuşmuş oluyor.

Erken seçim gündemde yok

Cevdet Yılmaz, hükümetin gündeminde erken seçimin olmadığını belirkterek, “Seçim takviminin değişmesi için şu an bir sebep görünmüyor” dedi.

-AK Parti’nin erken seçim yapma olasılığı konuşuluyor. Bunun nedenleri arasında 2019’da bir ekonomik krizin olacağı gösteriliyor. Böyle bir durum olabilir mi?

Bu söylemler bir felaket tellallığıdır. AK Parti iktidara geldiği günden itibaren bu tarz moral bozmaya, algı oluşturmaya yönelik çabaları görüyoruz. Ama ekonomimizin sağlamlığı ortada. Türkiye bu söylemleri defalarca boşa çıkardı. Ekonomimize kim ne saldırı yapmaya çalışırsa çalışsın ekonomimiz sağlam. Niçin? Türkiye, 15 yıllık süreçte çok önemli reformları hayata geçirdi ve ekonominin bünyesini sağlamlaştırdı. Siyasi istikrara ve güçlü bir hükümete sahip bir ülkeyiz. Dolayısıyla Türkiye ekonomisine yönelik saldırıları da bugüne kadar boşa çıkardık. Bundan sonra da boşa çıkarmaya devam edeceğiz. Erken seçim tartışmalarını hiçbir zaman doğru bulmadık. Biz her zaman her şeyi normal zamanında yapmayı tercih ettik. Hükümetimiz defalarca böyle bir gündeminin olmadığını ifade etti. Türkiye’nin seçim takvimi belli değişmesi için de şu an bir sebep görünmüyor.

Güvenlik varsa yatırımcılar gelir

AK Parti Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Zeytin Dalı Harekâtı’nın ekonomiye olumsuz bir etkisi olmayacağını söyledi.

-Zeytin Dalı Harekâtı devam ediyor. Bu operasyonun Türkiye ekonomisini etkilediğine dönük eleştiriler var. Siz ne düşünüyorsunuz?

Türkiye, terörle mücadeleye yeni başlamadı. Geçen yıl da çok yoğun bir şekilde terörle mücadele ettik ve ekonomimiz yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme kaydetti. Güvenliğinizi ne kadar artırırsanız yatırım ortamını o kadar iyileştirmiş olursunuz. Türkiye, terör saldırılarını ortadan kaldırdıkça, sınırının güvenliğini artırdıkça ekonomik şartlarını da güçlendirmiş olur. Güvenliğin olmadığı bir bölgede turizm de yatırım da olmaz. Afrin harekâtı ekonomimizle ilgili herhangi bir olumsuz etkiye sahip değil. Tam aksine sınırlarımız daha güvenli bir hale geldikçe ekonomimizde bundan özellikle orta vadede olumlu etkilenecektir, yeni yatırımcılar gelecektir, geliyor da zaten. Türkiye, güçlü bir ülkedir. Tüm planlamasını yapan bir ülkedir. Dolayısıyla ekonomiyle ilgili olumsuz bir etkiden bahsedemeyiz.

Eski Türkiye geride kaldı

Ankara temsilcimiz Bayram Zilan’ın sorularını cevaplandıran Ak Parti Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurtdışı seyahatlerinin ülke ekonomisine büyük yararlar getirdiğini söyledi.

-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurtdışı seyahatlerine ilişkin muhalefet partilerinden eleştiriler geliyor. Fakat Sayın Cumhurbaşkanı’nın ziyaret ettiği ülkelerde çok ciddi ticari anlaşmalar var. Bu ziyaretleri ekonomik anlamda yorumlamak gerekirse neler söylemek istersiniz?

Sayın Cumhurbaşkanı’nın yurtdışı temasları kesinlikle ekonomik boyutu çok güçlü ziyaretlerdir. Bu seyahatlere ilişkin siyasi konularda gündeme geliyor ama bu bölgesel ziyaretlerde ekonomi büyük önem taşıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçtiğimizde günlerde gerçekleşen Afrika ziyaretleri ekonomik ilişkilerin güçlenmesi konusunda son derece faydalı bir ziyaretti. Cezayir’de 1 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandı. Bu seyahatlerde özellikle sanayi, turizm, ticaret alanlarında önemli anlaşmalar hayata geçiriliyor. Bu da Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına güç veriyor. Türkiye, eski Türkiye değil. Geçmişte Türkiye daha içe kapanık ve belli bölgelerle ilişkilerini güçlendiren bir ülkeydi. Bugün Latin Amerika’dan Uzak Doğu’ya her bölgeyle ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştiren bir Türkiye var. Bu da kendiliğinden olmuyor. AK Parti döneminde bu ülkelerde ciddi anlamda büyükelçilik sayımız arttı. Türk Hava Yolları’nın bağlantıları gelişti. Özel sektörler arası bağlantılar kuruldu. Bütün bunlar bizim dış ticaretimize ve refahımıza katkıda bulunan hadiselerdir. Eleştirilerin tam aksine bence bir hükümet yurt dışına çıkmıyorsa eleştirilmelidir. Yoksa bu eleştiriler son derece anlamsızdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.