Ömre bedel anlar vardır, hatta saniyeler!

Zamanın yaşanana göre göreceli olduğu iddiasını destekleyen zamanlar!

Tek bir saniyenin saatler hatta günlerden uzun olabildiğini hissettiren vakitler…

Hepimizin yaşamında bunu bir şekilde tecrübe etmişliği bulunurdu ya, 15 Temmuz 2016'ya hiçbir hatıra erişecek değildir!

Akşamlardan bir akşam gibi başlamışken her şey sosyal medyadan, tv'lerden uzak günlük meşgalelerle doluyken gece, telefona düşen mesajlarla zaman tüneline savrulmak gibiydi hissedilen.

“Yok canım, olur mu öyle şey” yollu itirazlar, inkârlar, şaşkınlıklara bulanmış kalp parçalanmaları, artan çarpıntılar…

Oğlum dışarıda arkadaşlarıyla buluşmaya gitmiş, kızım odasında dinlenmeye çekilmişken “FETÖ'cüler darbe yapmaya kalkışmış” şaşkınlığını bu yeni nesil darbe bilmez evlatlara nasıl anlatmalı ki şimdi!

Panikleyen kızım, “darbeye kalkışılmış abi” diye telefona sarılmayı akletti; bizden daha mı cevvaldir nedir?

Y kuşak mıydı bunlar yoksa Z mi, aman ne önemi var; bizden pratik çıktılar zahir!

Şaşkın suratla eve dalan oğlumla ekrana kilitlenirken olanın darbe girişimi mi yoksa terör operasyonu mu olduğuna dair yorumlar yapılırken gözlerimizi ovuşturarak izlemek zorunda kaldığımız darbe bildirisi…

Tüm tedirginlik ve belirsizliğin bitişi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın: “Milletimi meydanlara davet ediyorum!” sözüyle başlamıştı.

Evde bizlerden önce hareketlenen çocuklar abdest almak, giyinmek için koşuşturmaya başladılar. Kırık ayak tarak kemiği yeni yeni iyileşmeye başlamış oğlana babası; “Senin ayağın iyileşmedi, evde mi kalsan” diyecek olmuştu da oğlandan önce “Böyle bir gecede dışarı çıkamayacaksak ne için yaşıyoruz!” diyen kızımızın sesi yanıt vermişti. Hamdolsun!

Hepimizden önce abdest alıp giyinen kızım odasına gidip iki rekât namaz kılmış, Whatsapp'tan arkadaşlarıyla helalleşmiş, odasını-yatağını toplamıştı.

Tek ayağının üzerinde yürüyen oğlum da hazırlanmış, abdestlerimizi silah niyetine kuşanıp kelime-i şehadetler, Ayet-el Kürsileri tekrara başlamıştık.

Evden çıkarken kedimiz Sütlaç'ı da unutmamıştı kızım!

Mama torbasını mama kabının yanına getirip ağzını açmış, su kabını ağzına kadar doldurmuştu.

Öyle ya, gidişimizin kesin dönüşümüzün müphem olduğu bir çıkış, terk edişti evi!

Gidilen bir Rabia Meydanı gibi bizleri şehadetle müjdeleyen mekânlara dönüşebilirdi!

Gecelerden en uzununu, anlardan en öfkelisini yaşıyorduk; kırgınlığımız, yanılmışlığımız da cabası…

15 Temmuz darbe girişimi püskürtüldükten kaç günler sonra kızım: “Belki şehit olur da dönemeyiz de birileri eve gelip Sütlaç'a yardım elini uzatana kadar hayatta kalsın istedim!” demişti…

Demiştim ya; en uzun geceydi bu!

Bu uzun geceyi özgürlükle, bağımsızlıkla, milli iradeyle sabaha eriştiren Rabb'e hamdolsun!

Twitter.com/sabihadogann

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.