Birçoğumuz Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi kavramını duymuşuzdur.

Maslow’a göre; insanoğlu yaşamını devam ettirebilmesi için bazı ihtiyaçlarının diğerlerinden daha önce giderilmesi gerekmektedir.

Fizyolojik ihtiyaçlar, hayatımızın en temel konusu olduğundan dolayı piramidin ilk basamağı oluşturur ve en önemli kısmıdır. Çünkü insanın temel fizyolojik gereksinimleri doyurulmadan üst düzeydeki ihtiyaçlara gereksinim sağlanmayacaktır.

Fizyolojik ihtiyaçlar denildiğinde ilk önce akla yeme, içme, barınma gibi insani ihtiyaçlar gelir. İnsanoğlu bu ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra diğer ihtiyaçların giderilmesi için çalışmaya başlar.

Ekonomi de tam bu noktada devreye girmektedir. İktisat, en genel tanımıyla kıt kaynaklarla ihtiyaçların giderilmesi ile ilgilenmektedir. Sınırsız ihtiyaçlar demiyorum çünkü ihtiyaçların değil ihtirasların sınırsız olduğunu düşünenlerdenim.

Burada en kritik kavram şüphesiz ki “ihtiyaç” kelimesidir. Herhangi bir şeyin ihtiyacımız olup olmadığına karar verdikten sonra o ihtiyacımızın giderilmesi için çalışma sürecine gireriz. İhtiyacımızı gidermek için katlanmayı göze aldığımız maliyet ekonomi biliminin kapsama alanına girer.

Bizim ihtiyacımız olan ürün aynı zamanda bir başkasının da ihtiyacı olabilir. Böylesi bir durumda artık rekabet söz konusudur. Bu gibi bir durumla karşılaşıldığı takdirde ihtiyacımızı gidermek için katlanmayı göze alacağımız maliyet artacaktır.

Bunu da enflasyon olarak tanımlayabiliriz.

Enflasyonun bilimsel tanımı da neredeyse bu şekildedir.

Fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artıştır enflasyon.

Yani ihtiyacımızı gidermek için katlandığımız maliyetin artışı…

***

Ülkemizde resmi enflasyon oranlarını Türkiye İstatistik Kurumu araştırıp sonuçlarını açıklamaktadır.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre enflasyon temmuz ayında bir önceki aya göre %0,55 artarken bir önceki yılın aynı ayına göre %15,85 artış göstermiştir.

Enflasyonun talep ve maliyet enflasyonu olmak üzere iki temek kaynağı vardır.

Talep enflasyonunu yukarıda örneklendirdiğim gibi açıklayabiliriz. Bir malın arzı sabit iken talebin artması malın fiyatını artırmaktadır.

Fiyatların artışının bir diğer kısmı da maliyet artışıdır. Ürünün üretilmesi için katlanılması zorunlu olan maliyetlerdir.

Ürünü arz eden kişi veya kurum ürünü üretmek için katlandığı maliyet arttıkça bunu da talep edenlere yansıtmaktadır. Buna da maliyet enflasyonu denilmektedir.

Ülkemizde ürünlerin üretilmesinde herhangi bir problem yoktur.

Gerek sanayi sektörümüz, gerekse diğer sektörlerimiz üretim konusunda gerekli donanıma sahiptirler.

“Peki, problem nedir?” diye soracak olursak, enerjide dışa bağımlılığımız şeklinde cevaplayabiliriz.

Son dönemlerde enerji ithali için ödediğimiz döviz kurunun yükselmesinden kaynaklı olarak maliyetlerde bir artış olmuştur.

Bunun önüne geçmek için ne yapılıyor?

Başkan Erdoğan’ın bu konuda son derece stratejik girişimleri bulunmaktadır.

Yurt içinde enerji tesislerinin kurulması için birçok çalışma yapılmaktadır. Ancak bu yatırımlar birkaç yıl içerisinde meyvelerini verecektir.

Kısa vadede sonuca ulaşabilmek için en çok ithalat yaptığımız ülkeler ile yerli paralarla ticaret yapma çalışmaları yapılmaktadır.

Uluslararası ticarette yerli paralar ile ticaret yapılması durumunda dolar ve euro kurlarındaki artışın maliyet enflasyonuna yansıması daha sınırlı kalacaktır.

***

İş adamları ne yapmalı?

Döviz arzını artırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Bunun için ise ihracata yönelmek gerekir.

Son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok ülkeyi ziyaret ederek iş adamlarının önünü açmaktadır. Ancak iş adamlarımızın özellikle de KOBİ’lerimizin ihracata yönelmesiyle birlikte mevcut ihracat düzeyimizin çok daha üst seviyelere çıkacağız.

***

Birçok sivil toplum kuruluşu bu konuda iş adamlarına yardımcı olmaktadır.

Ülkemizin ekonomi güvenliğinin sağlanması için her şeyi devletten beklemeden bizim de elimizi taşın altına koymamız gerekmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624