Bugünden baktığımda bana hem oldukça uzak, hem de daha demin olmuş gibi gelen 28 Şubat darbesinin hemen arifesinde, yakın bir arkadaşım bir kamu kurumunda memuriyete başlamıştı. Hayırlı olsun ziyaretimde aldığı maaşı sorduğumda arkadaşım adına üzülmüştüm. Çünkü çerez parası denebilecek oldukça düşük bir miktardı. Ancak aradan birkaç ay geçtikten sonraki karşılaşmamızda halinden gayet memnun görünüyordu. Aslında işim gereği ekonomiyi yakından takip ettiğimden memnuniyetinin nedenini gayet iyi biliyordum. Memur maaşı o birkaç ay içerisinde neredeyse 2,5 kat artmıştı.

Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş maaş zamlarının kahramanı Necmettin Erbakan’dı. O tarihe kadar (maalesef bugün de) Genel ve Katma Bütçeli Kamu Kurumlarının ve KİT’lerin gelirleri “Resmi Mevduat” adı altında özel bankalara düşük faiz ile yatırılıyordu. Kamu kurumlarının ödeneğe ihtiyacı olduğunda ise aynı özel bankalardan yüksek faizle borç alınmak suretiyle ilgili kurumların ödenek ihtiyacı karşılanıyordu. Rahmetli Erbakan bu garip durumu kendine özgü üslubuyla şöyle anlatır:

“İzmir’de TEDAŞ elektrik paralarını toplayıp %40 faizle bankaya yatırmış. Elâzığ’da Karayolları bana falan iş için para lazım diyor. Devlet gidiyor TEDAŞ’ın özel bankadaki %40 ile verdiği parayı %150 faizle alıp Elâzığ’a gönderiyor. Kendi parasına faiz ödüyor. Bu nasıl soygun yahu?”

Bu soygun düzeni iç borçları sürekli artırırken kaynak sıkıntısı hiç eksilmeyen bir dert haline gelmişti. Ticari bankalardan yüksek faizlerle borçlanarak kaynak kullanımı bütçedeki faiz giderlerini durmadan yukarı çekiyordu. Bu soygun nasıl durdurulabilirdi?

Kamuoyunda “Havuz Hesabı” diye bilinen yöntemle tüm kamu kurumları ellerindeki nakitleri dört kamu bankasından birinde açılacak vadesiz “Kamu Tek Hesabı”na yatıracaktı. Böylelikle kurumların paraları özel bankalarda durmayacak, devletin elinin altında olacak, ihtiyacı olan kurumlara buradan aktarılabilecekti. Söz konusu para sirkülasyonunu takip edebilecek elektronik bir sistem de yapılarak hesabın izlenmesi mümkün hale getirildi. Devlet bütçesi sadece aylar içerisinde 10 milyar faiz ödemekten kurtulmuştu. 1996 bütçesindeki aşağı çekilen bu faiz giderlerinin yarattığı kaynak, işçi, emekli ve memura aktarıldı.

Erbakan ve ekibi, bir yıl gibi kısacık bir icraat dönemine, Ziraat Bankası yurtdışı rezervlerinin özel banka faiz tasallutundan kurtarılması neticesi yaratılan milyar dolarlık kaynaklardan, yurtdışındaki işçilerin mevduat hesaplarının ekonomiye kazandırılmasına dek olağanüstü icraatları sığdıran efsane bir ekiptir.

Mekanı cennet olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.