Şehir, ailenin evidir. İnsan nasıl kendini ancak aile içinde korunaklı hissederse, aile de kendini şehre emanet ederek rahat bir nefes alır. Bütün canlılar bu dünyaya tamamlanmak için gelir. Tohumu, hayvan yavrusunu ve bebeği biraz da mekanın tamamlaması bu sebeptendir. Gövdemiz, mekanla ilişki kurarak büyür, gelişir, olgunlaşır. Yerçekimidir mecalsiz bir bebeği gence, oradan yaşlı bilgeye dönüştüren. Nasıl ki bir insanın dış hatlarından, yüzünden, bakışlarından içine dair izlenimlere ulaşırsak, bir şehre geriden bakarak da o şehrin karakterini, kimliğini, medeniyet çizgisini çıkarabiliriz.

Şehirler, medeniyetlerin görünen yüzleridir. Bu öyle bir şeydir ki, insanın, gittiği her yere kendini götürmesi gibi şehirler de zamanın götürdüğü her yere kimliklerini götürürler. Kişilikli insan nasıl dış tazyiklere kimliğini feda etmezse kimlikli şehirler de varoluşlarını borçlu oldukları medeniyetleri asla unutmazlar. Evet, Kudüs bir İslam şehridir, Mekke, Medine, Bağdat, Diyarbekir, İstanbul, Saraybosna hep İslam’ın şarkısını söyler. Ama ne zaman gitseniz Endülüs şehirlerinin yüzüne gölge salan kederi görürsünüz. Üzerine sayısız çentik atılmıştır, yüzü sayısız kez çizilmiş, kimliği görünmezleştirilmeye çalışılmıştır fakat hayır, Endülüs şehirleri mahzun, ne vakittir kaybettikleri sese kulak kesilerek Doğu’ya bakar dururlar.

Sadece şehirlerine bakarak bir medeniyeti tanır mısınız? Elbette. Şehirler medeniyetlerin ismidir. Onunla çağırırsınız. Ona gidersiniz, onunla gelirler size. Her insan gibi her şehrin de bir adının olması gerisindeki bütünle ilgilidir. Şehrin sokakları, caddeleri, hanları, kenar mahalleleri, parkları, bahçeleri, kuytulukları, sarayları, evleri, ağaçları, çimleri toplanıp tek bir isimde buluşurlar. Ben İstanbul’um der şehir, ben Buhara, ben Şam; içten inanan bir Müslüman beklerim ne zaman yorulsam… Erdemli şehir, göğün haberini yere iletendir; minareleri göğe bakan, yağmurun sesini toprağa dinletendir.

Şehirler de yorulur, şehirler de yaşlanır, şehirler de kirlenir. Fakat şehrin yorgunluğu ne ki? Bir sabah ezanı alır götürür bütün o yorgunluğu. Yaşlandıkça güzelleşir şehir. Tamamlanma yürüyüşü, insanda olduğu gibi bir noktadan sonra zafiyete dönüşmez. Bir şehir ne kadar yaşlıysa, o kadar kuvvetlenir, pırıltısı o kadar göz kamaştırır. Eskiden yaşlarıyla övünürmüş insanlar, şehirler de öyle. Yaşlılığın bilgelikle buluştuğu bütün medeniyetlerde öyle… Şehrin kirini ayıklamak kolay değil ama. Bir şehir kirlendi mi, kokuştu mu, onu dünyanın bütün deterjanları da gelse eski safiyetine kavuşturamaz. Şehrin kiri, bozulan neslin nefesinden yayılır.

Şehir medeniyetin gövdesi olduğu, gövde ruhu muhafaza ettiği için savaşlarda önce şehirler bombalanır, önce şehirler yağmalanır, önce şehirler yakılır. Hangi genel cerrah, üzerine bomba yağdırılmış bir şehri eski yüzüne kavuşturabilir ki? Hangi plastik cerrahi müdahalesi, şehrin yüzündeki çiziği görünmezleştirebilir ki? Önce şehirlerimizi yıkıyorlar. Şehirlerimiz yıkılmadıkça yıkılmayacağımızı biliyorlar. Erdemli insanı ve erdemli aileyi erdemli şehrin koruduğunu biliyorlar. İnsanımızı insanlarına, ailelerimizi ailelerine benzetmekle kalmıyorlar, şehirlerimizi de şehirlerine benzetmek istiyorlar ama şehirlerimiz direniyor. Direndikçe de hınçlarından kudurup, şehirlerimize bomba yağdırıyorlar, taş üstünde taş bırakmak istemiyorlar, mezarlıklarımıza kadar gidip, ‘Selahaddin, Selahaddin, kalk kurtar şimdi halkını’ diyorlar.

Bir sabah ezanı vakti Selahaddin kalkacak, halkını kurtaracak; tam da orada, o şehirde, o insanlığın gözlerini dünyaya açtığı yerde, bekleyin…

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tayyib Atmaca 2017-10-26 15:05:04

Aziz hocam şehir ile ilgili ne güzel bir yazı. Tebrik ederim faydalandım. Bir de şehir ve kent kavramları üzerinde durarak ufkumuzu aydınlatmanızı bekliyorum.

Avatar
İsmet Emre 2017-11-15 17:29:56

EyvAllah Tayyip Bey. Bir şairin yazılarımızı beğenmesi elbette güzel. Şehir estetiğine dair kitap hacmini bulan yazılar yazdım evet. İçlerinde bu konu var mı, bilmiyorum. Bakacağım, eğer yoksa, neden olmasın? Selamlar.