24 Haziran seçimlerinde CHP tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Yalova Milletvekili Muharrem İnce, AK Parti Genel Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Yaklaşık kırk dakika süren görüşmenin ayrıntıları yeni yeni ortaya çıkmaya başladı. Siyasi anıların gölgesinde yapılan buluşma, Türk siyaseti ve Cumhurbaşkanlığı sistemi için yeni bir dönemin başlangıcı gibi. Peki, bu görüşme neyi amaçlamakta? Bu, sadra şifa bir görüşme mi, yoksa show kokan hareketler mi?

Öncelikle Erdoğan ve İnce arasında yapılan görüşme, Türk siyasetinde sıklıkla dile getirilen bir şikâyeti önlemeye dönüktür. Siyasal alanda yaşanan kutuplaşmayı önleme gücüne sahip olmasa da önemli bir başlangıçtır, ilk adım hükmündedir. Neredeyse modern Türkiye’nin kuruluşundan itibaren “laik-muhafazakar” veya “şeriatci-laik” olarak kategorize edilebilecek olan bir kutuplaşma var oldu. Bu gerçekliğin etkisi, dönemsel olarak farklılaştı ama hiç yok olmadı. Öyle ki, Tanzimat dönemine kadar götürülebilecek olan bu ayrışma, Türk siyasetinin ana akım politik biçimlerini de oluşturdu. Bu anlam dünyasında seküler-laik kutbun merkezi CHP’dir. Muhafazakar veya liberal partiler ise kutbun diğer ucunu oluşturmuşlardır. Maalesef, siyasal aktörler tarafından da kışkırtılan bu kutuplaşma hali, her siyasi partinin kendi seçmenini konsolide etmesinin en önemli aracına dönüşmüş durumda.

Artık toplumu ayrıştıran değil, birlik ve bütünlüğümüzü konsolide eden yeni bir siyasal ruha ve söyleme ihtiyacımız bulunmakta. Parti liderlerinin veya etkili siyasi aktörlerin kutuplaşmayı önleyici hamleler içinde bulunması, elbette takdire şayandır; ancak yeterli değildir.

Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları bölüm başkanı değerli tarihçi Şükrü Hanioğlu, Türkiye’de yaşanan kutuplaşmanın yapısal bir karaktere sahip olduğunu söyler. “Siyasî hayatımızda uzun bir geçmişi bulunan ‘kutuplaşma’, siyasetin yapılanma ve örgütlenme biçiminden kaynaklanan yapısal bir sorundur. Liderlerin buluşarak ‘ortamı yumuşatmaları’ benzeri girişimlerle çözülmesi mümkün olmayan bu soruna cevap verilebilmesi ise ciddi bir dönüşümü gerekli kılmaktadır.”

Hanioğlu’na göre, “Geleneksel siyaset yapma biçimimiz haline gelen ‘cepheleşme,’ ilkelere dayalı olmayan, olanları da törpüleyen ‘iktidara muhalefet’ temelli siyaset yapımını sürekli biçimde yeniden üretmektedir.”

Siyasi kutuplaşmayı önlemenin yolu, ilkeli ve tutarlı politikalar üretmekten geçiyor. “Siyaset; ilke, program ve düşünceler çerçevesinde yapılmadıkça, ‘kutuplaşma,’ iktidarlar ile karşı cepheler arasındaki temel ilişki biçimi olmayı sürdürecektir.”

yeni gösterilere değil, ilkeli ve tutarlı duruşlara ihtiyacı var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.