Afrin operasyonu nihayet başladı. ABD, Türkiye’yi oyalamak için her türlü numaraya başvuruyor.30 Km derinlik, uçuşa yasak bölge, işbirliği, silah yardımını durdurmak gibi. Elbette hepsi, ABD’nin Fırat’ın doğusunda yapacağı yığınak için Türkiye’ye karşı zaman kazandırmak. Türkiye’nin hedefi ’’ABD’nin silahlarının tamamını toplamak’’ olmalı. Zira ABD, tehdidi 50-80 km güneye çekip, oradan da yapay ordusunu kurabilir.

Tabii, 15 Temmuz’la birlikte, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarında, Rusların desteği mühimdi. Halende aynı pozisyonlarını koruyorlar. Bu açıdan Türkiye’ye karşı ilkeliler. -Tabi gizliden Fırat’ın doğunda ABD ile ortaklıklarını da görmüyor değiliz- Nitekim İngilizler de 15 Temmuz’la birlikte Türkiye ile yeni bir paradigma değişimine girildi. Özellikle son 10 aydır, Türkiye’nin ulusal güvenlikten, ekonomiye, uluslararası medyadan birçok konuda rahatlama gözüküyor. Ancak yeterli değil.

Çünkü Türkiye ve Erdoğan, bölgesinde çok önemli bir güç. Haliyle dengeleri değiştirebilecek kudrete sahip. Muhakkak, reel uluslararası dengeler ışığında Britanya İmparatorluğu ve Rusya ile müttefiklik ilişkisi büyük destek. Ancak, bu ittifak Türkiye’den ziyade, Rus ve İngilizler için hayati.

Neden?

Türkiye, -uçak krizi ve doğalgaz dahil- Rusya’ya bel bağladığı iki konu: Kuzey Suriye’de hava sahasının kullanımı ve muhaliflerin/göçmenlerin güvenliğinin sağlanmasıydı. Ancak Türkiye, Rusya’nın ricası ile Halep, Türk akımı, Astana, S-400, askeri ve istihbariişbirliği, ve ekonomik işbirlikler geliştirdi. Türkiye, ABD’nin Rusya’ya uyguladığı ambargoyu bile tanımadı(Öyle kolay bir duruş değil; AB ve Almanya yapamadı aynısını) Biz ne aldık ? Suriye Hava sahasının kullanımı (Değersiz gördüğümüz için değil bilakis çok önemli.) Ancak, Rusya adına yukarıdaki başlıkların herhangi birisiyle eşdeğer bir konu. Yani Türkiye için önemli olan neyse; Rusya açısından diğer başlıklar o kadar hayati. Mesela, Çin ile ilişkiler karşılıklı tereddütler devam ediyor. Bu bağlamda, Rusya, Dünya’daki birçok müttefikini kaybetti. Arjantin, AB, Brezilya, -Kısmen Hindistan- Afrika’da birkaç ülke. Ciddi bir çevreleme ile karşı karşıya, haliyle Türkiye 3-5 domates tüccarının menfaatinden çok daha fazlasını istemek gerek.

Mesela ne alabiliriz ?dediğinizi duyar gibiyim.

O kadar çok konu var ki; yağma yok, buradan yazmam…

Gelelim İngilizlere… Britanya, Türkiye ile yeni bir paradigma değişimine girince, K.Irak ve küresel medyada Türkiye ve Erdoğan karşıtı baskı, kısmen de olsa azaldı. Türkiye, net kanıtlarla 2 yıldır ABD’yi terörle suçlayamazken, İngilizler birçok belge ve görüntü yayınlayarak, ABD karşıtı uluslararası PR yaptı. Ayrıca Zeytin Dalı operasyonun uluslararası meşruiyetine yardım etti. Kudüs konusunda, Türkiye’yi destekledi (Tabii kendi menfaati için yaptı) Türkiye ile istihbari bilgiler de paylaşıyor. Eyvallah da. Bu alışverişin Türkiye boyutu. Ancak Türkiye ile ilişki, asıl İngilizler için büyük bir koz. Türkiye olmasaydı, İngiliz vatandaşlarca yönetilen Irak’ın toprak bütünlüğü sağlanamazdı. K.Irak bağımsızlığını kazanırdı.(Ayrıca K.Irak, Türkiye’nin ikinci ticaret ortağı) Pekin-Londra İpek yolu projesine en güçlü desteği Türkiye veriyor. En kuvvetli Hükümet desteğini Erdoğan veriyor. Türkiye gibi bir hat, Erdoğan gibi güvenli ellerde. Fakat İngilizler, uydusu olan Hindistan’ın Modisi, İsrail-ABD bloğuna yakınlaştı. Hattı zatında İngilizler, Hindistan ve Afganistan’ı kaybetmiş durumda. Katar krizinde Türkiye olmasaydı, diğer körfez ülkeleri, belki Katar’ı işgal edilecekti. Zaten Suud, BAE, Mısır ve Kuveyt’i ABD’ye kaybetmiş. Britanya, Ürdün’le mi Ortadoğu’da kafa tutacak ? Bunun dışında Afrika’da birçok yarı sömürgesini ABD’ye kaptırmış. Latin Amerika’da ABD, sağ-cumhuriyetçilerle Londra’ya hava atıyor. Daha geçenlerde Meksika Körfezi meselesinden ötürü İngiliz BP’ye yaklaşık 2 Milyar dolar daha ceza kesti. Toplam 60 Milyardan fazla ABD Mahkemelerine ödeme yaptılar.

Türkiye, Ruslardan Kafkasya ve Balkanlarda koparacağı çok mesele var. Suriye konusuna girmiyorum bile. Tartus’un güvenliğini Ruslar’a ver, bütün Suriye’yi iste, verirler. İngilizlerle Ege, Kıbrıs ve ambargosu, uluslararası medya, istihbarat ekonomik imtiyaz ve FETÖ konularında çok rahat destek demiyorum bile açık görev bile verebilecek durumdayız. Bazı ulvi konulara girmiyorum bile. Bugün Londra finans çevreleri, İsrail ve ABD’lilerin tehdidi altında, şirketleri milyarca paund/dolar zarar ediyor. Rusya, belki enerji konusunda önemli aktör ama Türkiye’nin –Suriye hariç- olmazsa olmazı değil. Ciddi bir çevreleme ile karşı karşıya.

Sonuç olarak, Türkiye’nin ABD ve İsrail’in, FETÖ ve NATO marifetiyle yaşattığı sıkıştırılmışlık hali. Yarılmış durumda. Ancak nihai bir kazanım henüz sağlanamadı. İnşallah onu elde edeceğiz. Gerçekten başarılı bir denge yürütülüyor. Ancak, biraz da özgüven. Karşı tarafı iyi tanıyabilen, tüccar bir yaklaşım tarzı gerekli. Diplomatlara bu inisiyatif bırakılamaz. Yukarıda ifade ettiğimiz hususlar Türkiye’nin yıkıcı bir tehdidi bertaraf etmesi için yapılıyor. Fakat elimiz boş değil. Birçok meseleye, zamanlaması itibariyle değinemicem. Sadece Erdoğan ve karar alıcılardan ricamız, pazarlık konusundan karşı taraftan çok daha fazlasını isteyebilecek durumda olduğumuzdur. Buradan hareketle, özelikle Suriye’de çok hızlı müdahalelerde bulunmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasan baran 2018-01-30 16:25:31

Kafkaslar da da yakındır çadırın karışması.