Nihayet 24 Haziran seçimleri sona erdi. İki ayrı şekilde yapılan oy verme işleminde, %52,4 oy alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açık ara seçimi kazanarak yeni sistemin ilk devlet başkanı oldu.

24 Haziran seçimlerini iki ayrı üst başlık ve üst başlıkların alt girizgâhlarında değerlendirmek gerekir.

A-Cumhurbaşkanı Adayları: Öncelikle net ifade etmeliyiz ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerek destekleyicileri, gerekse muhaliflerinde ciddi bir samimi karşılığı var. Destekleyicilerini anladığınızı ancak muhaliflerinde, nasıl bir samimi karşılığı olduğunu merak etmişsinizdir. Şöyle, Erdoğan gülüşü, kızgınlığı, sevinci, asabiyeti, vefası, ülkesine olan düşkünlüğü ve olaylara yaklaşımı ile bu toprakların tanıdığı/bildiği bir insan tavrını sergiliyor, dolayısıyla toplum bu tipolojiyi tanıyor ve biliyor. Onu sevse/sevmese de kendisini buluyor. Erdoğan’ın kafasına koyduğu bir şeyi eninde sonunda yapacağı inanıyor. Bu durum zaten 16 yıllık açık ara zaferin özeti olarak karşımızda duruyor. Haliyle 24 Haziran seçimlerinde çıkan sonuç, sürpriz bir nitelik taşımıyor.

Muharrem İnce, özelikle dün yaptığı, saygılı ve öz eleştirili basın toplantısından yola çıkarak ifade etmek gerekir ki; sağduyulu bir siyasetçi. Diğer seçimlere göre ülke, çok fazla kutuplaşmadı, yer yer mizah, bazen sert üslup ve hakareti bir kenara bırakırsak, CHP’nin engellemelerine rağmen başarılı bir propaganda yaptı. Aldığı %30’luk 15 Milyon oy, psikolojik ve prestij eşik bakımından (kendi çapına göre) başarılıydı.

Meral Akşener, iktidar çevrelerince görmezden gelinse de; bir acabası vardı. Alınan sonuç ve harcanan maddi girdi gösterdi ki, sonuçları itibariyle çıktısı sukut-u hayal oldu. Evet FETÖCÜ’lerin 1. ve 2. derece yakınlarından yoğun bir ilgi aldığı ortada, lakin alınan oyların tümünü kastetmek mümkün değil. Burada AK Parti ve Erdoğan için tehlikeli olan, (%10 civarında olsa da) 2-3 milyon kişinin yeni bir arayış içerisinde olduğudur. İktidar veya sağ siyaset bu sosyolojiyi gözden kaçırmayacaktır. Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek, 0,.. oy alarak fosil siyasetin gereğini yaptılar. Bence, siyasi partilerin önünü gençlere açmanın zamanı geldi, geçiyor. Demirtaş’a gelince, HDP’den az oy olması, Çözüm Süreci, 6-7 Ekim olayları ve Hendek Terörünün Kürt halkı tarafından da, Demirtaş’a açık bir ceza/tepki verildiğinin bir göstergesidir. Öyle ki, mağdur edebiyatı yapılmasına rağmen, hapishanede bulunması bile halk nezdinde bir kıymetinin olmadığı gözüküyor.

Gelelim seçimlerin ikinci boyutuna, yani siyasi partilere….

B-Siyasi Partiler Bir kere matematiğe baktığımızda 24 Haziran seçimlerin mağlubu, ders çıkarması gerekeni, yenilenmesi gerekeni, parlamentoda salt üstünlüğünü kaybeden AK Parti’dir. Bir önceki seçime göre % 8’e yakın oy kaybeden, Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’dan % 10 ve 5 Milyon az oy alan AK Parti, 24 Haziran seçimlerinden ağır yaralı çıktı. Her ne kadar yine birinci parti olarak seçimi göğüslese de, tek başına parlamentodaki üstünlüğü kaybettiği için -istemediği halde-MHP’ye olan bağlılığı iyice arttı. Bu sonuç uzun zamandır dile getirilen homurdanmanın kanaatimce en az hasarla atılmış olanıdır. Zira Ak Parti, şehir milliyetçiliği (Trabzon-Rize), akraba ilişkileri, ihale-ideoloji, kimlik ve ahlaki normlar üzerinden gençlik, kadın ve kurucu kadroları yoğun bir şekilde açıktan eleştiriliyordu. Bu durum, toplumu oldukça incittiği gibi şikayetlere olan duyarsızlık ve geri bildirim yapılmaması şikayetlerin daha da kemikleşmesine neden oldu. Nitekim benzer sonucu 7 Haziran seçimlerinde de almıştı. Anladığımız kadarıyla nefsi bir durum olduğu için parti yönetimi gereğini yap(a)mıyor. Biz bile şu köşelerde yaptığımız yapıcı eleştirilerimizi duyuramadık. Bu bağlamda AK Parti büyük yara aldı.

CHP, kadim müzmin mağlup. Ülkenin milli, dini, askeri, kültürel ve ne kadar ulvi kavramı varsa; hepsinden uzak bir yaklaşım ve diyalektik geliştirdiği için ülkemizin menfaatleri açısından söyleyecek sözü olmayan kadrolar için ne söylesek boştur. Bu bağlamda CHP’nin müzeye kaldırılması ve ‘Nasıl başarısız olunur’ konularında örnek teşkil etmesi en doğrusudur.

MHP, HDP ve İYİ Parti, anket sonuçlarına göre beklenenden fazla oy aldı. HDP’nin özellikle CHP’nin İstanbul tabanından oy aldığı net gözüküyor. Doğu ve Güneydoğu’da ise tepkilerin odağında. MHP ve İyi Parti özellikle AK Parti’ye yukarıda analiz ettiğimiz nedenlerden ötürü küskün AK Partililerin büyük ilgisini aldı. Nitekim sayın Erdoğan, AK Parti’ye %10 oy fark attı. Bakış açımızı değiştirirsek, Erdoğan’a güvenip, AK Parti’ye güvenmeyen kitle, siyasi parti kursa, % 10 barajını geçip TBMM’de grup kurabiliyor.

Ez cümle, sürpriz bir sonuç yok. Samimiyet kazandı, kibir mağlup oldu. AK Parti, ivedilikle “akrabalık” ve “ahbap-cavuş” iddialarının üzerine gitmeli. Parti, bazı bölge ve lobi gruplarının inisiyatifine bırakılmamalı. Aksi durumda geriye gidiş, yıkıcı bir hal alabilir. Bir dost olarak uyarıyoruz…

Gereğini yapamıyorlarsa, o koltukları işgal etmenin bir manası yok. Siyasi mücadele AK Parti’de dengecilik yaparak kariyer yapmakla olmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aydın Şentürk 2018-06-30 15:27:52

Çok güzel bir değerlendirme olmuş. Yazar , cesur bir aşım atmış. İnşAllah yetkili Ak partililer özeleştiri yaparlar. Benim öyle bir umudum yok. Bu kibirle hiç birşey yapamazlar..