Bir ülkede yaşanılan sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik olayları ve gelişmeleri dünyada meydana gelen olgulardan ayırt etmek  mümkün değildir. Ülkede ve dünyada olan gelişmeleri, derinlikli, farklı, nitelikli ve uzun soluklu olarak  anlamak, hissetmek ve düşünmek, çok büyük bir meydan okumadır. Herkesin kalıp ve klişelere sıkışarak ülkeyi ve dünyayı anladığı ve hissettiği bir ortamda  farklı ve sıra dışı bir anlayış ve politika ortaya koymak, büyük bir cesaret ve risk demektir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderlik hikayesi, daha doğrusu Erdoğan paradigması, başlangıcından beri ülkeyi ve dünyayı farklı okumaya, anlamaya ve politikaya dönüştürmeye dayanmaktadır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, siyasal kariyeri boyunca ülkede ve dünyada olup bitenler konusunda hep farklı duygular, düşünceler ve davranışlara sahip olmuş bir liderdir. Herkesten farklı düşünmeyi, hissetmeyi ve davranmayı    yaşam pratiği olarak ortaya koyan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kendisine özgü bir liderlik duygusu, düşüncesi ve davranışını model olarak  gerçekleştirmiştir.

Siyaset ve kişiliğin çoğu zaman birbirinden ayrı olduğuna dair yaygın bir kanı vardır. Siyasete kişiliğinin özgün tarafını vurabilen siyasetçi sayısı çok azdır.  Erdoğan paradigmasında siyaset, Cumhurbaşkanımızın özgün kişilik ve liderlik modelinin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Erdoğan, karşılaştığı  siyasi konjonktüre göre şekillenen ve savrulan bir lider değildir. Erdoğan   paradigmasında, Cumhurbaşkanımızın kişiliği, siyasetin yönünü belirleyen, hatta siyasetin kendisi olan bir olgudur. Siyasetten kişiliğe doğru giden yol Erdoğan paradigmasında kişilikten siyasete şeklinde sıra dışı bir seyir izlemektedir. Erdoğan paradigması, Erdoğan siyasettir şeklinde ifade edebileceğimiz kişilik ve siyaset özdeşliğini gerçekleştirmiş bir modeldir.

Kriz ve kaos anlarında siyasetçiler, genelde rutin rollerini yerine getirmeye  veya geri çekilmeye çalışırlar. Erdoğan, hayatı boyunca hep krizlerle, kaoslarla, gerilimlerle, çatışmalarla, saldırılarla ve darbelerle yüz yüze kalmış bir liderdir. Erdoğan, hiç bir zaman rutin görevlerini yerine getirmeye çalışan  vasat bir siyasetçi profili ortaya koymamıştır. Ulusal ve küresel krizlerle ve sorunlarla yüz yüze kalındığında Erdoğan, büyük riskler almış ve yeni politikaları uygulamaya sokmuştur. Erdoğan paradigmasında, asgari  politikalarla azami olan sonucu almak mümkün değildir. Cumhurbaşkanımız  Erdoğan, siyasetin azami olanla maksimumu gerçekleştirme işi olduğu şeklindeki köklü değişim modelini siyasal ve sosyal hayatta ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, ülkemizin ve dünyanın mevcut durumunu köklü bir şekilde değiştireceğine dair güçlü ve derinlikli bir duygu ve düşünce dünyasına sahip bulunmaktadır. “Dünya, beşten büyüktür” şeklindeki söylemle  dünyadaki mevcut statükoya  itiraz etmenin ötesinde, dünya sisteminin  kökten değiştirilmesi talebini ortaya koyan Cumhurbaşkanımız, politik süreçlerin, kurumların ve kararların seyrinin aktif bir şekilde değişmesine öncülük etmektedir.

Liderlik olgusunda kişinin kendisini ve dünyayı nasıl algıladığı önemlidir. Cumhurbaşkanımız, dünyanın durumu konusunda çok net ve berrak bir algılayışa sahiptir. Dünyada sosyal, siyasal, ekonomik ve ahlaki işlerin kötü gittiği, başka bir ifade ile dünyanın çivisinin çıktığı şeklinde berrak bir düşünce dünyasına sahip olan Cumhurbaşkanımız, insanlık durumunun değiştirilmesi konusunda kendisinin önemli sorumlulukları olduğunu düşünmekte, kendisini misyon sahibi görmektedir. Dünyanın ve insanlığın ağır sorunlarının farkında olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, uyguladığı politikalarda yılgın ve sinik bir tutuma sahip değildir. Cumhurbaşkanımız, küresel sorunların çözümünde  özgüven ve  kararlılık  olarak diyebileceğimiz bir liderlik paradigması ortaya koymaktadır. Erdoğan paradigmasının merkezinde kişisel özgüven ve kararlılıktan beslenen Erdoğan Dinamiği bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik nitelikleri genelde karizma kavramıyla ifade edilmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, karizmatik güçlü lider  özelliklerine sahip olmasına rağmen, Erdoğan paradigmasını salt karizma kavramına indirgemek yeterli değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizin büyük değişimleri ve krizleri yaşadığı zor zamanlarda ülkemize liderlik etmiştir. Büyük kriz ve değişim zamanlarında Cumhurbaşkanı Erdoğan kurumsal  kolektif liderlik olarak ifade edebileceğimiz bir pratik ortaya koymuştur. Cumhurbaşkanımız büyük değişim ve kriz zamanlarında karizmatik bir kişi olarak değil, Türkiye ve millet konumunda kendisini görerek gelişmelerin yönünü belirleme ve kontrol etme gücü ve güveniyle hareket etmiştir. Cumhurbaşkanımız, ülkemiz ve milletimizle beraber ileriye dönük  hedefler çerçevesinde zor değişimleri gerçekleştirmiş, derin krizleri aşmış kolektif kurumsal  liderlik pratiği ortaya koymuştur.

Erdoğan Paradigması, karizmatik ve güçlü kişiden etkin ve aktif bir dünya lideri ortaya çıkarmıştır. Olayları kontrol etme gücü, berrak zihin dünyası, etkin ve işlevsel politikaları uygulama kapasitesi, millete duyduğu güvenden  beslenme  ve misyon sahibi olma bilinci şeklinde model liderlik özelliklerine sahip olan Cumhurbaşkanımız, Erdoğan Dinamiği olarak ifade edebileceğimiz  dünya lideri pozisyonunda küresel sistemi değişime ve dönüşüme zorlamaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.