Dolar ani bir şekilde ve de fena halde fırlayınca, “Gezi Lobisi”nden  “hükümet istifa!” sesleri yükselmeye başladı ya…

Başkan Erdoğan bugün çıksa ve “Tamam, bırakıyorum, hadi buyurun, yönetin de göreyim memleketi!” dese, şapa oturmayacak kim var?..

Hey, siz birileri:

Ne yapacaksınız bu durumda?..

Ülkenin başına AK Parti kurucularından birinin getirilmesi için mi uğraşacaksınız yine?..

Bakınız, İyi Parti Lideri Sayın Meral Akşener de, “Aynı gemideyiz, bu bir milli meseledir, hükümete bu konuda bizden tam destek.” diyor.

CHP’deki “Tek Adam” ise, arada bir, “iç çekişmelerden” fırsat buldukça, “konuya değiniyor”

O da tahmin edersiniz,

“Tamamen hükümetin suçu, Trump  masum” makamında!..

Bir kere de Türkiye’ye hak verseniz, ne olur, ah ne olur!..

Şu matrak 600 delege oyu meselesini bile açıklığa kavuşturamamış olan “Ontolojik Bunalımlı” bir yapı…

Diyelim ki hükümet istifa etti, bu yapı mı taşıyacak Türkiye’yi?..

Ne yapacaklar?..

HDP ile koalisyonları mı çözecek memleketin devasa problemlerini?..

Türkiye’nin bu hükümetle yürümekten başka bir yolu yok.

CHP’deki haller de bunu, (Merhum Özal’ın dediği gibi) “Açık ve de Seçik” bir şekilde gösteriyor.

Türkiye’yi içinde bulunduğu durumdan çekip çıkaracak olan, millet iradesi ve Erdoğan liderliğindeki ekibin bundan sonra yapacakları ve yapmayacakları…

Bu hükümetin bazı uygulamalarına tam destek verirken, bazı işlerine de defalarca “tepki” göstermiş bir vatan evlâdı olarak…

28 Şubatlarda, 27 Nisanlarda, 17-25 Aralıklarda ve tabii 15 Temmuzlarda net duruş göstermiş bir vatan evlâdı olarak…

“Dolar patlasın, memleket batsın!” cephesini lanetlemeyi görev biliyorum!..

Bununla birlikte…

Yönetenlerimizden her eleştiriyi, her karşı çıkışı düşmanca bir tavır olarak görmemelerini…

“Dil ve üslup” meselesine daha fazla “itina” göstermelerini istirham ediyorum!..

“Çıkarları için yanıltanlara” dikkat edilmesinin önemine de bu vesileyle vurgu yapıyorum.

*****

“Gemiyi Limana Getirmek!..”

 

“Bu sefer tamam!” diyorlar…

“İşgal güçleri bu kez Recep Tayyip Erdoğan’ın işini bitirdi!” mânâsına gelen “sevinç” gösterileri!..

Bu kaçıncı “bahar”, ne zaman geleceksin!..

Öte tarafta, “Eski AK Partililer” var…

Onlar da, bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan’dan gördükleri itibarı ve bu itibar sayesinde edindikleri pozisyonları, ayrıcalıkları kaybetmiş olmanın “hıncı” ile yüklenmekteler.

Fikirlerinden istifade edilmemiş de ondan olmuş olanlar!

Bunlar, biraz da “oh olsun”a getiriyorlar ki, arkadaş, Recep Tayyip Erdoğan iktidarının ilk 10 yıllık sürecinde…

Bizim, bazı büyük yanlışlıklardan dolayı “gücendirme” pahasına sağlam uyarılarda bulunduğumuz o yıllarda, bu “çok değerli fikir sahiplerinden” tek bir eleştiri gelmezdi.

Şimdi mi, “eleştirir” oldular ve niçin “şimdi” eleştirir oldular?..

Yüksek malûmlarınız!

Geçelim…

Şimdi…

Durum ne, hangi noktadayız?..

Bir kere, ilkokul yıllarımızın fenomeni Victor Hugo’nun dediği gibi, “Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz. Gemiyi limana getirip getirmediğine bakar!”

Evet, böyledir maalesef, bu “katı” ve “hoyrat” anlayışa karşı çıksak da ne hükmü var?..

Ya başaracaksın ya başaracaksın.

AK Parti’nin seçimler boyunca iktidarda kalabilmesinde, ekonomi alanındaki “başarı”larının payı ne kadardır?..

 Vatandaşın “hayatına dokunan” iyileştirmelerin payı ne kadardır?..

Vatandaşı ekonomik bakımdan “memnun” etmeseydi vaziyetler nasıl olurdu?..

Bunlar hesap ediliyordur mutlaka.

“Dolar da kim oluyormuş!” desek de, bahsedilen para biriminin Arnavutluk Leki olmadığını biliriz.

ABD’nin “itmesi” yüzünden güçlü ittifak ilişkileri kurmak durumunda kaldığımız “alternatif devletler”in pek o kadar güvenilir olmadıklarını da biliriz.

Mesela, İdlip meselesinin alabileceği yeni şekillerden dolayı, oralardan da “vurulabilme” ihtimali devre dışı değildir…

Sancılar var ve olacak elbet; etrafımız yanıyor, dünya çalkalanıyor, Evanjelist Çete,  “kıyameti erkene çekme” hedefine adım adım yaklaşıldığını düşündükçe baskıyı arttırıyor…

Bunlar olacaktı elbette…

Nerede zulüm varsa engel olmaya ve dünyayı “Beşten Büyük” kılmaya çalışan Türkiye’nin başına büyük sıkıntıların gelmesi sürpriz miydi?..

(Hele bizler, bu kadar az çalışıyor, az üretiyor ve eğitime, bilgi üretimine bu kadar az önem veriyorken!..)

Bu yolun çileli bir yol olacağı, işlerin sür git “Verin efendim alayım, 4 yılda bir oy atayım!” haliyle devam etmeyeceği belli değil miydi?

Yeni bir 15 Temmuz Darbe Girişimi ile karşı karşıya kaldığımızı günler önce yazmıştım, Sayın Erdoğan da bunu dile getirdi kısa süre evvel.

15 Temmuz’da kurşunlara, bombalara kafa atan vefakâr, cefakâr ve büyük bir kısım dar gelirli vatan evlâtları, Dolara da kafa atmaktan çekinmeyecektir elbet.

Bu olacaktır elbet ama yetmeyecektir.

Şimdi…

Bütün millet olarak, bu süreçlerdeki “serbest piyasa ekonomisi”nin nimetlerinden istifade edenlerin ön plâna çıkmalarını beklemek de hakkımızdır.

Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarından ziyadesiyle istifade edenler, şimdi “Dolar”a kafa attıklarını göstermelidirler.

*****

“Çilede Adalet”

Muhterem Efendim, kıymetli okuyucum:

Gün birlik ve beraberlik günüdür.

Gün, “dahili ve harici bedhahlara” günlerini gösterme günüdür.

Türkiye, önümüzdeki süreçlerde çok büyük zorluklardan geçecek, bu belli.

“Kurtuluş Mücadeleleri” sancısız olmaz, olamaz.

“Dünya beşten büyüktür!” diyorsak, oradaki “beşlinin beşiyle de” karşı karşıya geleceğiz demektir.

Bu da “çile” demektir.

Önümüzdeki süreçte, çilenin “adaletli” bir şekilde dağıtılıp dağıtılmadığı meselesi önem kazanacaktır.

İş ve sivil toplum dünyasının devlerini “sahneye” bekliyor, 15 Temmuz Davası’nın kahraman neferleri…

Onlardan da çok büyük, çok somut fedakarlıklar bekliyor.

16 yıl boyunca bu ülke sayesinde kazandınız, şimdi fedakarlık vaktidir!..

Bir de tasarruf tedbirleri meselesi var, bu da çok önemlidir.

“Para” olarak karşılığı ne kadardır bilemem ama “psikolojik” değeri çok büyüktür.

Mesela, kamuya ait “sosyal tesisler” konusuna el atılabilir…

Devlet kesesinden tatil yapabilen var, yapamayan var!..

Sonra…

Lüks olan ile olmayan ayrımı sağlıklı bir şekilde yapılabilir…

Lüks olmayan tüketim kalemleri için avantaj, diğerleri için de “yüksek kullanım maliyetleri” getirilebilir.

Sayın Bakan Berat Albayrak’ın işaret ettiği “Vergi Reformu” önemli, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalı.

İstihdamı teşvik için somut olarak neler yapılacak?..

Mesela, “Karanlık Oda”lara “Mecburi Ödemeler”e son verilecek mi?..

Bu da çok mühim, söz verilmişti zaten.

Birçok mesele var.

Bendeniz…

Bazı noktalarda “sıkıntılar” olduğunu bilmekle birlikte…

Bu süreçte de…

28 Şubat sürecinde neredeysem, orada duracağımı belirtiyor…

Hepinizi hasret ve muhabbetle selamlıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-08-12 00:47:02

Buradan hükümetimize bir vatandaş olarak seslenmek istiyorum özellikle katılım bankaları Birliği nede sesleniyorum Kanal İstanbul projesi ve buna benzer projeler halka arz yoluyla yapılmalı sonucunda ise her sene Kardan hatırı sayılır bir temettü dağıtılmalı Böylece halkımız parasını faize değil bu tür yatırımlara ortak olur artık bu tür projeler ayrı bir endekste İslam Görmeli yurt dışında dengesizin bir açıklama yaptı diye bir günde %5-7-9 düşmez tamamen şirketin faaliyetlerine Karlı ona göre hareket etmeli spekülasyon olmamalı açığa alış satış olmamalı Böylece yatırımini helal değerlendirmek isteyenler bu şirketlere ortak olabilirler Bu şirketlerde faize bulaşmadan dışarıdan dolarla euro ile kredi almadan tamamen yerli sermaye ile işlerini yürütürler devletimden ve ilgili kurumlardan bu konuda hassasiyet bekliyorum özellikle milat gazetesinin ekonomi yazarları bu konuyu araştırabilirler. Yazarımız Sadullah Özcan beyin bugünkü yazısında kur manipülasyonları nu anlatmıştır.

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-08-12 00:57:42

Bu konu araştırılarak üzerinde çeşitli düzenlemeler yapılabilir Böylece cumhurbaşkanımızin Faizler düşsün demesine gerek kalmadan Çünkü millet devlet garantisinde altındaki bu şirketlere yatırım yapar Her sene düzenli temettü verme işi kanunla garanti altına alınmalıdır bakın o zaman kimse Dolar Euro alıyor mu bakın o zaman Faizler çıkıyor mu Bir de Buradan bir konuda seslenmek istiyorum Devlet Büyükleri me TOKİ emlak konut hissesi devlet hissesi dir yerlerde sürünüyor Tabiri caizse şirket MaşAllah sürekli kar ediyor ne hikmetse TOKİ yönetimi hissesine sahip çıkmıyor neden TOKİ yönetimi böyle davranıyor parasını faize yatırmayan dolara avro ya yatırmayip devlet hissesine yatırım yapan yatırımcının suçu nedir soruyorum

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-08-12 08:32:26

Resul tosun un bugünkü yazısından alintidir;ABD bunu ilk defa yapmıyor. Hatta 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nı bahane ederek Türkiye’ye ambargo bile uyguladı.

Türkiye o zaman bugünkü kadar güçlü olmadığı halde üsleri kapatarak cevap vermişti!

(İşin garibi ambargonun kaldırılması için çalışan da İsrail oldu! Çünkü gözü kulağı mesabesindeki üsler kapanınca kulağı duymaz gözü görmez olmuştu!)

Bugün Türkiye daha güçlüdür!

Avatar
Faruk Dolgun 2018-08-12 17:12:30

Kardeşim elhamdülillah bu savaşta aynı yerdeyiz

banner623

banner624