2000 sonrası takip etikleri ve kendi sınırlarının dışında yaptıkları bir savaş…

Bu savaş süreciyle beraber kısmen ortaya çıkan ve ufukta beliren sonuçlar…

Ve yeni peyk devletler…

Yoksa garnizon devletler mi demem lazım… Veya güdümlü minik devletler mi denmeli…

Irak’ın kuzeyinde bir referandum.

Ne işe yarayacak…

Daha doğrusu bu coğrafyada yaşayan insanların dışında kimin işine yarayacak…

Kimin emellerine yağ sürüyor…

Birileri kendi saçma düşüncelerini, kendilerine din kabul ederek planlarını uygulamaya insanlığı ve dünyayı kana bulamaya devam ediyor...

Ne acıdır ki, bunu yaparken; üzerlerinden planlarını kurdukları coğrafyayı ve üzerindeki insanları birbirine kırdırarak, kanlarını acımasızca akıtarak gerçekleştirmeye çalışıyor.

Mesut Barzani, bu durumu “bal gibi” biliyor. Türkiye ile işbirliği içinde olmadan bu coğrafyada var olamayacağını biliyorken, her başı sıkıştığında bize müracaat ediyorken, böyle bir yola müracaat etmesi oldukça düşündürücü…

Birilerinin vaatlerine kandığı şüphesiz.

Bir araya gelemeyecek insan grupları…

Son yıllarda bilinçlenen bir İslam coğrafyası ve halkı var.

Batı, bu uyanışı dolayısıyla bu coğrafyanın ellerinden kaymakta olduğunu görüyor.

1.Dünya savaşının neticesinde kurdukları sömürge ulus devletler ile İslam coğrafyasını maddi manevi sömürdüler, parçaladılar ve hem “kendine” hem birbirine yabancılaştırdılar.

11 Eylül’den itibaren başlayan ve BOP’la devam eden süreçle birbiriyle bırakın konuşmayı yana yana dahi gelemeyecek insan toplulukları oluşturmaya çalışıyorlar.

Başka bir ifade ile daha da küçük, mini “Etnik Devletler” kurmaya çalışıyorlar.

Yani daha çok “bölük pörçük bir İslam Coğrafyası.”

Kuzey Irak’taki kürtler şuan için ulusal heyecanlarla hülyalarını süsleye dursunlar… Ama bu hayalleri onlara kurduranlar, vaatlerde bulunanlar, onları rahat bırakmayacaklar

Zira bunların politikası bu: “kaos, böl, parçala, yine kaos”. Eskiden “böl, parçala, yönet” olan politikalarını daha acımasız bir şekilde değiştirdiler…

Yani kan, yine kan, devamlı kan…

Bir sonraki adımın mezhepler üzerinden coğrafyayı karıştırmak olduğunu görmek için kâhin olmaya gerek yok.

Bu arada yapay din sahiplerinin nihai hedeflerinin Türkiye olduğunu görmüyor değiliz…

Zira coğrafyanın etnik ve mezhepsel devletler yoluyla çözülmesi ve parçalanması sonucunda nihai hedef; güçlü devletlerin önce zayıflatılması sonra da küçültülmesi.

Irak savaşından önce Irak’ta yapılan iç operasyonların benzeri daha doğrusu benzerleri Türkiye’de de uygulanmadı mı?...

Bir hususa dikkat çekmek istiyorum:…

Barzani’nin referandum kararı sonrasında her ne hikmetse hükümet kanadı ve kısmen MHP dışında bir tepki olmaması, neredeyse hiç konuşulmaması anormal bir durum.

Barzani’nin açık bir şekilde Türkiye’ye meydan okuma tavırları ve söylemleri bile bu durumu değiştirmedi.

Bölgenin coğrafyasını sarsacak ve belki yıllarca acıları yaşanacak bir gelişmenin bu kadar tartışmasız ve suskun karşılanması hiç normal değil.

Erdoğan yıllar önce de yalnızdı…

Irak işgal edilirken şuanki mevcut durumu gören Sayın Erdoğan, AK Parti dahil yine yalnız kalmıştı.

Sayın Erdoğan’ın görüşü karşılık bulmuş olsaydı; bugün Kuzey Irak için dışarıdan değil içeriden ve farklı bir konumumuz olurdu. Ve şuan çok farklı şeyler konuşuyor olurduk.

Fırat Kalkanı Operasyonu bidayetinde de sırasında da benzer ve kırıcı eleştiriler yapılmamış değildi.

Ancak bakıyoruz ki, Sayın Erdoğan haklı çıktı ve Türkiye, terörü sınırlarımızın dışında karşıladı. Aksi takdirde; bugün Suriye’nin Kuzeyinde Türkiye bir aktör olamazdı.

Bugünkü tablo, son yıllarda ülkemizde yaşananlarla Türkiye’nin zayıflatılmaya çalışıldığının açık bir tescilidir

Yanı coğrafyamızda, Mezopotamya’nın tam da merkezinde atılan yeni ve farklı “etnik fitnenin” arefesinde ABD’de devreye sokulan soruşturmalar biraz daha anlam kazanıyor. Geçen sene yaşanan 15 Temmuz Askeri Saldırı, 17-25 Aralık Yargı Saldırıları bugünlere hazırlıktı.

Bu coğrafyanın evlatları müteyakkız olmak zorunda. Uyanık olmak mecburiyetinde. Duyarlı ve şuurlu olmak durumunda.

Oynanan oyunların ip uçlarını bir araya getirerek sonuçlarının nereye varacağını “birlik” odaklı düşünerek iyi tahmin etmek ve bu çerçevede hareket etmek zorunda…

Hele hele 300 yıl uyuduktan sonra ayağa kalkan coğrafyadaki en güçlü ülke… Türkiye nihai hedefte iken…

Protesto ediyorum…

Kuzey Irak’taki kürtlerin kendi ülkeleri açısından “birlikte kuvvet olduğunu, birlikte hayat olduğunu, kardeşlikte saadet olduğunu” anlamaları ve basiretli olmaları gerekiyor.

Bir Türkiye sevdalısı olarak, bir güneydoğu insanı olarak, birlik ve kardeşlik aşığı olarak Kuzey Irak’taki referandumu; coğrafyanın geleceği, selameti ve kardeşliği için “protesto ettiğimi” alenen ilan etmek isterim…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.