Hayretler içindeydim. Bir şeyleresahip olanlar etiketlemeyi neden gizli yaparlar diye.

Sırmı vardı onların bu eyleminde? Galiba öyleydi. Ve sırlarının başkasının eline geçmesini istemiyorlardı herhalde. Kazanımlarını kat kat artırmak amacındaydılar. Yerel, ulusal, hatta uluslararası ticarette yerlerini almak çabasındaydılar. Halbuki ticaretin sırrının gizli etiketlemeden ziyade helal ile yasal olanı açıktan örtüştürmekte olduğu anlatılırdı. Ticaretteki cesaretindeburada aranması gerektiği söylenirdi. Tüketerek üretenden ziyade helal kazancını paylaşan bir tüccar etiketlemesi öğütlenirdi. Buna rağmenuzun bir süre etiketlemenin neden bu kadar gizli yapıldığı anlaşılamamıştı. Zihnimde bu hep bir şüphe olarak kalmıştı. Yaman bir çelişki vardı ticaretin bu etiketleme kısmında. Çünkü ister yerel, ister evrenselde etiketlemeyi şeffaf yapanlar, gizliliği bütün boyutlarıyla şeffaflıkta bulmuşlardı.Dürüstlüğü bunun ardına koyanlar hep başarılı olmuşlardı. Tam tersini yapanlar ise hezimete uğramıştı.

Ben iktisatçı değilim, doğru. Bu işle de fazla ilgilenmemeliyim,eyvallah.

Sonra bu etiketleme işinin sadece somut nesneler üzerinde olmadığı fark edildi. İnsanın düşünsel eylemlerinin ve sosyal kişiliğinin de bir etiketleme ile ortaya konulduğu görüldü. Birbuçuk asırlık yakın tarihimiz buna delildir.

Merd olan cinayete tenezzül etmez ifadesi söylemde kaldı. Toplumu ayrıştıran ve adalet namına zulmü en makbul ve meşru balyoz kılan durum gizli etiketleme olarak hasıl oldu. Çok namertçe bir durumdu bu haksız iftira etiketlemesi. İnsan kalitemizin en somut delili gibiydi. En hasis menfaati için gizlice etiketlemeyi bir meziyet bilmek. Bunu en çok da aydın geçinenlerimiz istimal eyledi. Gücü elinde bulunduran o sarhoşlukla her türlü haksızlığı misk-ü amber görenler dört elle sarıldıbuna.

Puslu havalar ve toplumsal kırılmalar bu çirkin etiketlemenin zeminini oluşturdu. Kuvvetin kanun yerine çeşitli erklerde olması ise bunun ömrünü uzattı.

Evet bu vicdandan yoksun gizli etiketlemenin ilk başlangıcı irtica olarak belirdi. İttihat ve Terakki’nin bu etiketlemesi Devlet-i Aliye’nin başını yedi. Daha sonra bu etiketlemeyi yapan,tarihten silindi. Çünkü her haksız devrimin kendisi de devrilmeye mahkumdur.Gizlice yapılan bu etiketleme, aşikarca saldırıya geçmişti artık. Zaman ilerledikçe aktörler değişmiş ama etiketleme olanca hızıylavar olmaya devam etmişti. Çünkü bu etiketlemenin cevherinde olan aşkın değer ve içkin özellik namertçe cinayete tenezzül etmekti. Bilhassa helal olmayanı yasal olma süsüyle ortaya koymaktı. Bu, insan hayatının sonlanması, uzun zaman hapiste ve sürgünde kalması hatta insanca yaşaması için şart olan imkanlar dahil her şeyden mahrum bırakarak varlığını devam ettiriyordu. Bu namert etiketleme ile beraber bir kez daha silkindik. İmanımız ve inancımızla sönmeyecek olan varlık ateşimizle yeni devletimizi kurduk. Bütün bu özverimiz ve fedakarlığımızla beraber yeni diktiğimiz ve etiketlediğimiz gömleğimizin düğmesini yanlış ilikleyerek işe başlamıştık. Cephede savaşmayanlar masabaşında haksız etiketler yapmaya başladı. Bu da irtica isimliydi.Haksızlıklar, içindekilerdetayında gizliydi. Kendine benzemeyen, kendi gibi düşünmeyen, giyinmeyen, yaşamayan herkes görünüşte kanunun mertliğiyle karşı karşıyaydı. Hakikatte ise adaletsizliğin en trajik etiketlemesine maruz kaldı.

Maalesef zaman ilerledikçe gizli etiketleme hız kazandı. En masumlar bu zulme maruz kaldı. Bu etiketleme işi canımızı çok yaktı. Çocuğundan yaşlısına, kadınından erkeğine, dindarından sosyal demokratına, milliyetçisinden solcusuna, müsliminden gayr-i müslimine,alevisinden sünnisine herkesi bir bir acılar yumağı haline getirildi. Fakat ne gariptir ki, bu bir buçukluk asırda kim gücü eline geçirdiyse o da etiketlemeye devam etti. Dönüp de bu etiketleme ile mertçe yüzleşemedi. O da bu silahı namertçe kullandı. Sanki fabrikasını kurup seri üretime geçen fabrikatör gibiydi. İşine yaramayan ve düzene çomak sokan her çalışanı kapı dışarı eden patronkonumundaydı. Seri üretim devam etmeliydi.Karşı gelen aktörler ise hemen def edilmeliydi. Ağzına bir parmak tazminat zehirli balı çalınmalıydı. Ardındaki kıvranmalarla baş başa kalmalıydı.Onu koruyanlar ise bal tutan parmak balı yalar konumundaydı. Görünüşte atılanın hakkı için kıyametler koparırdı. Hakikatte fabrikanın pastasından istediği gibi istifade ederdi.

İşte böyle bir haksız etiketleme, günümüze kadar devam edip geldi. Günümüzde en seviyesiz seviyesine sukut etti. Yüz elli yıldır devam eden bu hal,bu en trajik komik etiketleme, sadece insan kalitemizi ortaya çıkarmadı. Aynı zamanda çirkinlikleri ne kadar içselleştirdiğimizi ortaya koydu.

Etiketlemenin dayanılmaz haksızlığını hak diye ortaya koyanlar unutmasınlar. Hiçbir şeyin kayıt dışı olmadığı bir hesap tutulmaktadır. Günümüz bilgi teknolojileri de bunu ispatlamaktadır.

Her muhafaza edilen,bir gün mutlaka hesaba çekilecektir. Bu nedenle namertçe yapılan etiketlemenin vicdana verdiği utanç, mertçe yapılan düşmanlık karşısında tarif edilemez bir alçaltıcı azap gerçekliğidir. Her gerçeğin de bir vakit ortaya çıkmakgibi güzel bir huyu vardır.

İster bu tarafta, ister öte tarafta.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-04-14 08:02:10

Süleyman Özışık ın bugünkü yazısından alıntıdır; Kararı duyduğumda, "Senin ben adaletini seveyim Türkiye" dedim. Zira böyle gülünç bir kararı ancak Türk mahkemeleri verebilirdi.

Şu komediye bakar mısınız Allah aşkına...

28 Şubat postmodern darbesine imza atanları yaklaşık 5 yıl boyunca yargılayacaksın. 21 darbeciye müebbet hapis cezası vereceksin...

Eeee?

"Ama bunlar çok yaşlı ve sağlık sorunları olan kişiler oldukları için , bir de mahkemede de iyi hal sergiledikleri için tutuklamaya gerek görmüyorum" diyerek serbest bırakacaksın...

Adamlar bu ülkenin meşru hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmış? Devrin Başbakanı Erbakan'ı "Silah kullanırız" tehdidi ile koltuktan indirmiş. Milyonlarca insana her türlü zulmü yapmış, hayatını karartmış, umutlarını ve hayallerini yerle bir etmiş.

Sen kalkıp bunlara "Size müebbet cezası verdim ama panik yok. Gidin kafanıza göre takılın" diyorsun.

Yahu sizin vicdanınız nerede arkadaş?

Bunların suçsuz günahsız yere zindana tıktıkları adamlar cezaevlerinde hala çürüyor yahu! Bu adamların içeri attıkları hapiste çürütürken, bunlara hapis cezası vermemenin neresinde adalet var arkadaşım

Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-04-14 08:04:39

Yazının Devamı; Allah aşkına...

Şu tutuklanmayan darbecilere, "Hadi gelin yeniden ordunun başına geçin" deseniz, içlerinden bir tanesi dahi, "Yok yahu. Hem yaşlıyım hem de hastayım" der mi?

Demez di mi?

Ve sen böyle adamlara ev hapsi dahi vermiyorsun. "Adli kontrol şartı" ile serbest bırakıyorsun. Nedir o adli kontrol şartı? Belirlenen bir zaman dilimi içinde karakola gidip, "Ben buradayım" diye imza atacaklar.

Bu mudur ceza?

Merhum Erbakan yaşlı değil miydi? 83 yaşında kendisine 2 yıl ev hapsi verilmedi mi?

Ona yapılan zulmün hesabını kim verecek?

Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-04-14 08:53:28

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık fişlemeler neticesinde çok insanımız mağdur edilerek aileleri de mağdur olmuştur özellikle 28 Şubat Şubat döneminde mağdur olanlar içerisinde hala ceza evinde bulunanlar var Bunlar için yeniden yargılanma yolu açılmalıdır buradan hükümetimize sesleniyorum fikirleri iktidarda olup kendileri cezaevinde olanlar için özellikle bu fişlemeler neticesinde hapiste olanlar için yeniden yargılanma yolu açılmalıdır

Avatar
Latif Avcı 2018-04-14 11:10:23

Bu artık toplumumuzun bir yarası haline geldi sayın hocam. Ahlaklı bireyler yetişmediği sürece böyle de devam edecek gibi görünüyor. Bir şeyler er ya da geç cevabını buluyor İlahi Adalet vesilesiyle. Allah bize güçlü, ahlaklı ve iman dolu bireyler yetiştirmek nasip etsin. (Amin)

Avatar
Ölmez 2018-04-14 08:46:37

Etiketlemenin dayanılmaz haksızlığını hak diye ortaya koyanlar unutmasınlar. Hiçbir şeyin kayıt dışı olmadığı bir hesap tutulmaktadır.

Avatar
Aydın Saygılı 2018-04-14 13:16:32

Gün gelir tevran döner sap döner bir gün gelir hesap döner sap döner seni rahatsız eder herkez sonunda hesabı öder.mevlam hesabını hakkıyla verenlerden eylesin amin