Evren,  sonsuz gizemlerle  dolu olarak yaratılmıştır. Evrenin yaratılışını merak eden insan zihni, varlık alemini keşfettikçe sürekli olarak yeni gizemlerle ve sorularla karşılaşmıştır. Stephen Hawking, evreni anlamak için hayatını vakfetmiş bir bilim insanıydı. Modern zamanların Einstein’la beraber en büyük fizikçisi kabul edilen Stephen Hawking, 76 yaşında hayatını kaybetti. Büyük fizikçi ve bilim insanı Stephen Hawking, hayat boyu gerçekleştirmeye çalıştığı amacını şu şekilde ifade etmektedir: Amacım basittir. Evreni tam olarak anlamak istiyorum. Evrenin niçin böyle olduğunu ve nasıl oluştuğunu anlamak istiyorum.” Evrenin  nereden geldiği ve nasıl oluştuğu, Hawking’in hayatı boyunca meşgul olduğu temel soru olmuştur. Hawking, hayatı boyunca hep  evrenin oluşumunun arkasındaki hakikati anlamak için çabalayan dahi bir insan olarak insanlık tarihindeki yerini almıştır. Ona göre varlıklar içinde insanı özel kılan şey, insanın evreni anlama yeteneğidir.

22 yaşında ALS hastalığına yakalanan Hawking, hep sınırları zorlamış, hayatı ve evreni dar sınırlara hapsetmeyerek yaşamaya ve anlamaya çalışmıştır. 22 yaşında kendisine ölümcül bir hastalığa yakalandığı söylendiğinde Hawking, hayata dört elle sarılmış ve bir amaç sahibi olması gerektiğini idrak etmiştir. Hawking şöyle demektedir:“Ölümle çok erken bir şekilde yüz yüze geldiğinde  hayatın yaşamaya değer olduğunu fark ediyorsun ve yapmak istediğin bir çok şey olduğu arzusuyla doluyorsun.” Hawking, yaşadığı hayatla, yaşamın bize verilen en büyük nimet olduğunu, hayatın israf edilmek için değil, her anının   verimli ve dolu dolu yaşanması gerektiği mesajını bize vermiştir. Hawking, bilimin, düşüncenin, gelişmenin ve yeniliğin  peşinde koşan  bir  hayat pratiğiyle  muhteşem bir insanî model ortaya koymuştur.

 Hayatının büyük bölümünü akülü sandalyede geçirmek zorunda kalan Hawking,  dünyanın birçok ülkesini gezmiş, konferanslar vermiş ve sıra dışı bilimsel yorumlarını insanlıkla paylaşmıştır. Hayatı tehlikelerle ve sürprizlerle dolu bir macera olarak yaşamayı seven Hawking, şöyle demektedir: “Ruhunda sakatlık olmadığı sürece  fiziksel engellerin kişiyi sınırlamayacağını insanlara göstermek istiyorum.” Ömür boyu elektrikli sandalyede yaşamak zorunda kalan Hawking, Antartika kıtasına gitmiş, 60’ncı doğum gününü uçan balonda kutlamış, özel dizayn edilen BOEING 727’inin uçuşuna katılmış, akülü sandalyesini hızlı  sürmeye kalkarken bacağını kırmış bir kişidir. Hawking, hızlı ve sıra dışı yaşamayı seven bir evren kaşifidir. Hawking’in hayatı azmin ve iradenin  başarısını gösteren bir insanlık destanı niteliğindedir.

Evrenin  nereden geldiği ve nasıl oluştuğu sorusu, Hawking için asıl sorudur. Ona göre, bütün insanlık bu sorunun cevabını bulmak için seferber olmalıdır. Evren keşfedildikçe ve anlaşıldıkça, Tanrı’nın  hakikati daha iyi anlaşılacaktır. Hawking şöyle demektedir: “Bütün filozoflar, bilim insanları ve sıradan insanlar, hepimiz insanlığın ve evrenin niçin yaratıldığı tartışmasına katılmalıyız. Bu soruya cevap  bulduğumuz takdirde, bu insan aklının nihai zaferi olacaktır. Evrenin  ve insanın nasıl yaratıldığı sorusuna cevap bulduğumuz zaman, Tanrı’nın zihnini daha iyi anlayabiliriz.”Hawking, evrenin ve insanlığın  yaratılışının arkasındaki gizemleri keşfetmekle, İlahi varlığın hakikatinin daha iyi anlaşılacağını düşünmektedir. Hawking, Tanrı’nın yaratılışının tesadüflere değil, sırlarla ve sürprizlerle dolu olduğunu şu şekilde ifade etmektedir: “Einstein, ‘Tanrı, zar atmaz’ derken hatalıydı. Kara deliklerin varlığı, Tanrı’nın yalnızca zar atmakla kalmadığını, bu zarları göremeyeceğimiz yerlere atarak bizi şaşırttığını da gösteriyor.”

Hawking bir fizikçiydi. Bir fizikçi ve bilim insanı olarak Hawking, bilim insanının görevini şu şekilde ifade etmektedir: “Bilim insanları, dünyanın yaratıcısı değildirler. Bilim insanları, dünya hakkında bilgiler öğrenirler ve  ondan öğrendiklerini taklit ederler.” O, fizikten metafiziğe doğru giden derin bir anlayış ve kavrayış dünyasına sahipti. Hawking, evrenin ve hayatın bir anlamı  olduğunu düşünmektedir. O, sürekli olarak yerde ve gökte olanların ne anlama geldiğini anlamaya çalışan bir filozof fizikçiydi. O, insanlığı yeri ve göğü birlikte anlamaya, fizik ve metafiziği birlikte anlamaya çağırıyordu: “Ayaklarının altına değil, yıldızlara bakmayı hatırla. Gördüğünü anlamlandırmaya çalış ve evreni neyin  oluşturduğunu merak et.” Hawking,  insanlığa sürekli olarak merak etmesini, aklını kullanmasını ve evrenin sırlarını çözmenin peşinden gitmesini önermiştir. O şöyle demektedir: “Merak et. Hayat zor görünmesine rağmen, her zaman yapacak ve başarılacak çok şey olduğunu unutma.”  “Hayat olduğu sürece, umudun olduğunu” söyleyen  Hawking,  evrene dair sıra dışı  görüşleriyle içinde bulunduğumuz dünyayı anlamamıza  büyük katkılar sunan bir insanlık dâhisi olarak hatırlanacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.