Ah Kudüs ah!.. Sultanımız, Efendimiz sana sırtını bir hikmete binaen döndü ama seni sever seni arzulardı. Şimdi biz çok farklı döndük sana sırtımızı... Bizim sırt dönmemiz, Kudüs’ü, kuduz itlere teslim etti. Öyle bir sırt döndük ki; dünyanın her tarafından çocuk katili damladı damladı oraya… Zorlama - hırsızca devlet kudurtuldu ve havlayacak, ısıracak güce sahip olunca, Kudüs’ün gerçek çocuklarına ölüm kustu...

Ah Kudüs; Allah’ın emri ile kıble için sana sırt dönülürdü ama bu senden uzaklaşmak, sahip çıkmamak değildi. Cennet Mekân Sultan Abdulhamid Han’dan sonra sana öyle bir sırt dönüldü ki; sana sahip çıkmış ve mücadele vermiş İslam kahramanlarına ihanet ettik... Sen ki Miraç’a yükselmenin rampası oldun, sen ki sana yaya koşarak gelen Ömer’in ve gülmeyi kendine yasaklamış Selahaddin’in yâri - canı oldun, amacı oldun, ne bizde o ruh, ne o yiğitlik ne de seni amaç ve yar edecek civanmertlik kalmamış!

Ah Kudüs: Biz senden önce işgal edilmişiz; sen kurtar bizi işgalden!

Biz senden önce tutsak, senden önce zincirler içinde canlı cenazeye döndük… Asıl sen kır bizim zincirlerimizi, sen kurtar bizi tutsaklıktan. Evet, Sen Miraç’a fırlama-yükselme rampası olduğun gibi bize cesaretin, namusa sahip çıkmanın, kardeş olup, hep birlikte küffarın tepesine binme rampası ol. Kurtar bizi Kudüs! Bizi kurtar ki sana sahip çıkacak yürek yoktur bizde! Ömer’e, Selahaddin’e, Yavuza kocaman yürek olduğun gibi bize de yürek ol; cesaret pompala ölü bedenlerimize… Ey KUDÜS; bize öyle bir yürek ol ki etrafındaki domuzları kovalayalım, alçaklığın boynunu vuralım… Öyle yürek ol ki; pompaladığın temiz kanla, aklımız başımıza, ideallerimiz hatırımıza gelsin… Niyetlerimiz; Allah’a tertemiz kul ve birbirimize amasız - fakatsız kardeş olmak olsun… Bize öyle bir yürek ol ki ey Kudüs; sana Hz. Ömer gelmiş, Selahaddin gelmiş gibi sokakların şenlensin ve batının veledi zinası İsrail, bir irin gibi senin gövdenden boşaltılsın!.. Kurtar bizi Kudüs! Heveslerin, batıyı taklit etmenin, alçakların kuklası olduk… Bizden petrolü ve tüm değerlerimizi alıp, bizi züğürt gibi ortada bıraktılar… En önemlisi uhuvvetimizi-kardeşliğimizi, Efendimiz (sav) in tertemiz hayatını kendimize rehber edinmeyi almışlar… Biz, yüz yıldır komadayız; ruhumuz kirlendi, bedenimiz kirlendi, hedeflerimiz kirlendi, ah ki Allah’a kulluğumuz öyle bir kirlendi ki… Temizle bizi KUDÜS! Yıka bizi KUDÜS, yürek ol bize ey sahipsiz KUDÜS!...

Ayaksız bir yiğit, gözümüzün içine baka baka bize adeta hesabım ötelerde sizinle der gibi gitti; sapanını çevirerek, taşını alçak İsrailliye atarak… Ah Abu Salah'ı ah! Nice ayaklı korkak Arap liderlerin böğrüne böğrüne o taşı atarak gittin. Sen şerefle yaşadın ve melekler kanadı üzerinde gittin ama etrafındaki ve dünyadaki Müslümanlar duyarsızlıkla ölü şekilde ölüme gidecekler…

Ah Fadi Abu Salah'ı ah! Sapanla attığın o taş, başta sadece kendi menfaatleri olduğu zaman höyküren AİHM’ e…

Ey Fadi Abu Salah; attığın o taş, kendilerini demokrasinin, insan hakları, özgürlüklerin beşiği gören batıya…

Attığın o taş; küre üzerinde cehennem ağızlı Trump ile birlikte alçaklık yemini yapan Arap liderleri ve prenslerine…

Attığın o taş; Kâbe’nin dibinde, hayâsızca o gökdelenleri dikip, Kudüs’e gerçek manada sırt dönenlere…

Attığın o taş, zulmün bataklığı olan Amerika’nın ve Siyonizm’in tepesine düşmek için yola çıktı sen şehit olarak toprağa düşsen de; o taş bir gün Osmanlının çocukları sayesinde hedefine ulaşacak!

Kork ey alçak İsrail; Osmanlının yiğit çocukları çok kararlı; seni irin gibi KUDÜS’ten akıtacaklar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.