Değerli okurlarım MEB okullarını durumunu yansıtan PİSA sonuçları ve dünya üniversite sıralamalarını inceledikçe eğitim sistemimiz ile ilgili ister istemez bazı kaygılara kapılıyoruz…

Elbette bu sonuçların birçok açıklaması yapılabilir. Sorunun bir yönü yönetici sayısı veya yönetim sistemimiz ile ilgilidir.  Bu durum, Türk ve Japon şirketleri arasındaki kürek yarışını anlatan bir hikâyede çok güzel bir şekilde izah edilmektedir...

Dümenci sayısı fazlaysa

Hikâye, Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verilmesi ile başlamakta...

Yarışta her iki takımın bir kayıkta 9’ar kişiden oluşmasına karar verilir… Takımlar personel dağılımını şu şekilde belirlemişler: Türk takımında 2 kişi kürek çekiyor, 3 kişi şeflik, 3 kişi müdürlük yapıyor ve 1 kişi de dümeni kullanacaktır. Japon takımında ise 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapacaktır.

Her iki takımda, performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık ve organizasyon yaparlar...

Büyük gün gelir ve yarışma yapılır… Yarışma sonunda Japon takımı yarışı bir kilometre farkla kazanır... Yani Türk şirketlerinin takımı yarışı kaybetmişti…

Yarış sonrası Türk şirketleri yöneticileri çok sarsılır ve yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verir. Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu hazırlanan raporlara göre yarışın kaybedilmesinin nedeni bulunur ve çözüm önerisi getirilir. Çözüm olarak “yönetimdeki düzeni” güçlendirmek için 1 genel müdür atanır ve sandaldaki ağırlığı dengelemek için de kürekçi sayısı 1’e indirilir.

Bu düzenleme sonrası Japonlara yeni bir yarış teklif etme kararı alınır. Japon şirketler yönetimi bu teklifi kabul eder…

Türk şirketleri takımı yeni genel müdür başkanlığında Japonlarla yeni bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandırıldı. Türk takımında yeni yapılanma şekli şöyleydi: 1 genel müdür, 1 müdür, 2 müdür yardımcısı, 3 dümen şefi, 1 dümenci ve 1 kürekçi… Japon şirketlerin takımında ise yine 8 kişi kürekçi ve 1 kişi dümencidir…

İkinci yarışma sonunda Japon takımı yarışı bu sefer iki kilometre arayla kazanır…

Türk şirketleri için bu kadar çabadan sonra elde edilen sonuç üzüntü vericiydi… Türk şirketler yönetim kurulu hemen harekete geçer ve ilgililerden kapsamlı bir rapor istenir… Hazırlanan yeni raporda yarışın kaybedilmesinde görevini yeterince yapmayan kürekçi sorumlu tutulmakta ve kürekçinin kovulması talep edilmektedir… Türk şirketler yönetim kurulu rapordaki öneriyi kabul ederek kürekçinin işine son verilmesine ve müdürlere ve diğer yöneticilere sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verilmesine karar verir…

Gerçeklerimiz…

Başta da söyledim hikâye bu…

Eğitimde yönetim önemli bir konudur. Bu köşedeki yazılarımda MEB (bk. 21.12.2017) ve üniversitelerde (22-27.02.2018) yönetici sayısını yaptığım hesaplamalara göre sizlerle paylaşmıştım…

Bu yazılardan eğitim sisteminde yönetici oranlarının hatırlatmakta fayda var: MEB öğretmenlerimizi %16-18 kadarı yönetici olarak çalışmaktadır. Üniversitelerimizdeki tablo ise bundan çok farklı değildir. Üniversitelerimizde 22 bin 535 profesörün %24,20-33,70’i yönetici olarak görev yapmaktadır. Profesör, doçent ve yardımcı doçent gibi öğretim üyelerinin %52,02’nin akademik yönetici olarak atama yapma imkânı vardır.

Mademki çok sayıda eğitim yöneticisi kadromuz var, o zaman hiç yoksa iyi bir eğitim liderinde hangi özellikle bulunması gerektiğini tanımlayarak işe başlanmalıdır…

Ancak sorunun daha derinlerde olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız… Bu nedenle eğitim sistemimizi çağdaş bir düzeye getirmek için yeniden yapılandırılmalıdır… Bunda iyi eğitici (öğretmen/akademisyen) yetiştirilmesi ilk düşünülmesi gereken konudur…

 Son söz: Kaliteli bir eğitim çağdaş bir eğitim yönetiminde iyi bir eğiticinin ürünüdür…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali imran YILMAZ 2018-03-01 09:46:32

Harika bir bakış açısı tebrik ediyorum sayın hocam...

Avatar
Eğiitmci Azman Çamsarı 2018-03-01 08:48:19

Sayın hocam son 3 yazınızda azmanlaşan eğitim yönetimini anlatmaktasınız. Kayak yarışı her şeyi çok güzel açıklıyor. Reis’in bu konuda dikkati çekilmeli. Halk ve eğitimciler olarak Bürokratlarda fazla bir şey beklemiyoru

Avatar
arzu karataş 2018-03-01 13:30:05

Hocam hikaye muhteşem. Durumu anlatmak icin de çok uygun olmuş. Eger bir gun sorunları yazarsanız ben de katki saglarim. Mesela ben hem laboratuvarda hem arazide calismak istiyorum. Calisacagim arazi kosullari yok. Laboratuvarlar da idarecilerin yonetiminde. Kendileri disindakileri sokmak istemiyorlar. Peki akademisyen ne yapacak.şanslı akademisyenler var şanslı olmayanlar var.meslek içi eğitim.ille yurtdisindan mi ogrenmeliyiz gelismeleri. Yurtdışına gidip gelenler neden proje kapsamında veya ucret karsiliginda bilgi paylasimi yapmasin.2 gunluk milekuler kurslari duzenleniyor.2 gunde cihazi ancak tanirsiniz. Herkes yonetici olmak istiyor cunku yonetici olunca ancak calisma ortamı ayarlayabiliyorsunuz. Yoksa zor...

Avatar
Hüsnü lemlebici 2018-03-01 16:47:29

WAllahi bende yorumları okuyunca dümenci olmaya karar verdim. Bu ülkede önemli konumda değilseniz değerli(!) olamıyorsunuz. Ne zaman önemliler değerli olursa o zaman kurtuluruz.

Avatar
Şerafettin Kızıltaş 2018-03-01 19:19:55

Benim yorumum aykırı olacak. Özellikle sorunun birinci kısmı son cümlenizde saklı. Eğitim bireyi kalıba sokmak için düşünülmüş bir tedbirdir. Yüce Allah insana seçme hakkı veriyor. Beled(4-8). Özellikle formel eğitim kalıplaşmış bir düşünce tarzı oluşturarak evren ve evrenin sorlarını merak etmeyi dondurarak durağan bir zihin oluşturuyor. Allah’ın verdiği seçme hakkını elinden alarak onun değerini aşağı çekiyor. Öyle ise iyi eğitimci yerine iyi öğretici yetiştirmek lazım. Merakı uyaracak, Allah’ın verdiği nimetlerin sırrına vakıf olma merakı. Araştıran, araştırdıklarını şekillendiren, sonuçlarını teknolojiye uygulayabilecek veriler elde edecek bir öğretim. Aykırılıkları törpülemek yerine, teşfik edici bir öğretim. Misaliniz de harikaydı, onu da belirteyim.