Selçuklular dönemini de katarsak bu topraklar 1000 sene federatif bir yapı ile yönetildi. Bu coğrafyanınhamuru federatif bir yapı ile yoğruldu.

Osmanlı Devletinin federatif yapısını günün gerçeklerine uyumlu hale getirememesi, ufku geniş projeler üretememesi, nihayetinde İttihatçı çetenin devleti ele geçirmesi ve Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilmiş olarak çıkması, bu devlet yapılanmasının dağılmasına yol açtı. Küresel güç, sınırları belirtilmiş bir toprak parçası üzerinde, Osmanlı'nın devamı olan fakat yönetim biçimi farklı olan bir devlete izin verdi ve yönetimi İttihatçı kadroların eline verdi. İttihatçılara verilen görev şuydu: Türkiye’nin sefalet içinde ileri karakol şeklinde varlığını sürdürmesi... Nitekim İttihatçı kadrolar halkın bütün direnişine rağmen 2002 yılına kadar Türkiye'yi sefalet içinde içe kapanık tutmayı başardı. Bu ekonomik sefalet içinde İslamcılar, Kürtler, Aleviler, Ermeniler, irili ufaklı etnik ve dini gruplar, Kemalizme bulaşmamış Sosyalistler, Kemalizme bulaşmamış Liberaller ağır ezildiler.

Ortadoğu uzun süredir devam eden bir turmoil içinde. Bu coğrafyada kurulan devletler, sistemler, burda yaşayan halkları bir türlü mutlu etmiyor. Problemlerin, çatışmaların ardı arkası kesilmiyor.

Kesilmeyecek de.

Çatışmalar yoğunluğunu artırarak devam edecek.

Bu çatışma, kaos ortamından klasik ulus devlet yapılanmasıyla çıkılması mümkün değil. Daha kapsayıcı, daha sofistike, daha cesur projelerin geliştirilmesi gerekiyor. Bölge devletleri ideolojik, dini, etnik ve mezhepsel farklılıklarını bir tarafa bırakıp ekonomi temelli işbirlikleri kurmanın yolunu bulmalı. Avrupa Ekonomi Birliği, tecrübelerinden yararlanabileceğimiz müthiş bir örnek.

Bu,bazılarının tanımladığı gibi “Yeni Osmanlıcılık” değil.

Olayı bu şekilde tanımlayan entelijansiya ciddi bir yanılgı içerisinde. Kimisi ise düpedüz art niyetli.

Osmanlı artık yok ve bundan sonra da olmayacak.

Herhangi bir halkın, efendi, büyük abi rolünde olduğu bir yapılanma olmayacak bu. Her devlet ve halk, bu yapılanmanın eşit bileşenleri olacak. Birliğin sözcülüğü dönemsel gerçekleşecek ve tamamen barışa katkı vermek amacı taşıyan ortak bir ordu kurulacak. Devletler meclislerini, bayraklarını, ordularını ve devleti devlet yapan bütün kurumlarını elde tutmaya devam ederken ortak bir meclis oluşturulacak.

Burada en çok merak edilen konu, Kürt halkının bu yapılanmada nasıl bir statü ile yeralacağıelbette.

“Kürtler gün yüzü görmesinde isterse dünya yıkılsın” diyen İttihatçı yetiştirmesi arkadaşlar adına üzgünüm fakat Kürtler ve Kürdistan, meclisi, bayrağı, yerel parası ve tüm kurumlarıyla bu yapının içinde yeralacak. Kendisini “büyük Türk milletinin” parçası olarak gören bir tek Kürt tanımadım ben daha. Bu çoktan iflas etmiş bir tez.

Kendini -kimliğini korumak kaydıyla- Türkiye’nin bir parçası olarak görmek ise tamamen ayrı bir konu.

Kürt halkını yok sayarak yada "büyük Türk milletinin parçası" şeklinde tanımlayarak bu coğrafyanın nefes alması mümkün değil.

Büyük devletler vatandaşının farklılıklarını kabul eden, bu farklılıkları zenginlik olarak görüp yönetime ortak eden devletlerdir. Küçük ve beş para etmez devletler ise vatandaşının etnik kökeni, dini, mezhebi ile uğraşan onları asimile etmeye çalışan devletlerdir. Bunda başarılı oldukları da vaki değildir…

***

Türk-Kürt ittifakına Gladyo sert tepki verdi

Küresel sermaye doğal olarak bu yapılanmayı kendisine karşı bir tehlike olarak algılayacaktır. Bunu bu şekilde algıladığını biz AK Parti hükümetinin Irak Kürdistanı ile yaptığı ittifakta gördük. Türk-Kürt ittifakına Gladyo’nun tepkisi, Gezi faşist ayaklanması, sözde yolsuzluk operasyonları ve darbe girişimi şeklinde oldu.

Küresel sermayenin Türk-Kürt ittifakını kendine karşı bir tehlike olarak algılamasının ekonomik nedenlerinin yanında tarihi sebepleri de var. Bilinçaltı rahatsız bundan.

Tayyip Erdoğan’ın cesur, ufku geniş düşünebilme yeteneği bizi özlenen birlikteliğe çok yaklaştırdı fakat olmadı. Sivil hükümetin çok sıkıştığını görmemek mümkün değil. Endişelerini anlayabiliyorum fakat bazı Kürt yazarların son gelişmelere gerektiğinden fazla tepki vermeside yanlış.

Ne yani, siz Tayyip Erdoağan’ın yerinde olsanız ne yapacaktınız? Bir şeyi istemek başka, o şeyin kısa dönemde gerçekleşme olasılığı bambaşka şeyler.

Siz üzerinize düşeni yaptınızmı diye sorar birisi mesela.

“Herkes elini taşın altına koysun”dediğinde bugün başımıza Kürtçü kesilenlerden bazıları “neme lazım, generallerin öfkesini üzerime çekmeyeyim” demiyor muydu?

Türkiye’nin fedaratif bir yapıya geçisi kaçınılmaz.

Bugün olmaz, yarın olmaz fakat bir gün mutlaka olacak. Bu ertelenebilir fakat engellenemez bir durum. 40 milyonluk nüfusa sahip bir halkı bir kısım unsurlar üzerinden Gladyo’nun oyuncağı yapamazsınız. Gerçekçi değil bu.

***

Bir parti de biz kuralım bari!

Herşeyin partisi var.

Kumar partisi bile kurmuşlar.

Türk-Kürt ittifakından yana, fedaratif yapıyı savunun, bu coğrafyanın bölünmesine fakatsız, lakinsiz karşı olan, bir ileriki adımda Ortadoğu devletleri arasında Avrupa Ekonomik Birliği şeklinde bir birlikteliği parti programına alan bir parti kurulsun. Türkler Kürtler, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Gürcüler, Ermeniler, Müslümanlar, Hristiyanlar, Museviler ve Süryanilerden isteyenler bu partiye üye olsunlar.

Sessiz ve sakin bir parti olsun bu. Gürültü, arıza çıkarmasın.

Seçim otobüslerine çıkıp, beline kadar sarkarak, bağırıp çağırıp fakir Türk ve Kürt çocuklarını kışkırtmasın mesela.

Seçimlere bile katılmasın.

Hükümet kurmak gibi bir derdi olmasın. Sivil toplum örgütü gibi faaliyet göstersin.

“Ortadoğu’da Avrupa Birliği gibi bir entegrasyon kurulsun. Ben hayatımı bu fikre adadım, bugün de aynı fikirdeyim”  diyen ilk siyasetçi Altan Tan oldu. Partinin başkanlığıda onun hakkı sanırım.

Yüzde beşlik bir oran bile yakalasa (anketlerde), bu fikrin yeşertilmesi açısından önemli olurdu.

Birde bakmışsınız halkın yüzde 70’i bu fikri destekliyor...

***

Söylenmese eksik kalırdı

"Gelek mirov, bi demê xwe yê wala berdayî tên pêş."

"Pek çok insan, diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak öne geçer."

-Henry Ford -

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bilge Yurt 2018-01-28 21:15:24

eğer kendini büyük türk miletinin bir parçası görmüyorsan, i̇smet özel'in dediği gibi, s.tir ol git.

Avatar
Sait 2018-01-29 01:44:27

İsmet Özel bu, bugün bunu söyler yarın başka bi̇r şey… Ve bu i̇şlerden de anlamaz . Şi̇i̇ri̇ni̇ yazsın otursun köşesi̇nde. Geri̇ye kalmış bi̇raz i̇ti̇barınıda bilip bilmediği işlere karışarak çarçur etmesin.