İlk gençlik yıllarımda, maç işlerine pek meraklıydım.

“Gönül verdiğim” (!!!) takımın hemen bütün maçlarına gitmeye ve desteklemeye gayret ederdim.

Sonra…

Allah’a şükürler olsun uyandım…

“Sektör”ün, enerjimizi bu tür yerlere kanalize etmek suretiyle bizi nasıl “keklediğini” idrak ettiğim andan itibaren bu işlerden uzak kalmaya çabaladım.

Son otuz sene içinde en fazla 5 kez maça gitmişimdir, “bedava” tarafından denk geldi diye…

Biraz da “stres atalım” niyetiyle.

Fenerbahçe-Beşiktaş maçının berbat olaylardan dolayı yarıda kalması, beş maç boyunca attığımız stresi “bin” misliyle iade etti bünyemize.

Bu “maç” işleri bin yönüyle zararlı işler ve tabii, böyle saçma mevzuları başımıza boşuna dert etmemişler!..

Kapitalizm yaman ideoloji…

Bilirsiniz;

Fare, uyumakta olan vatan evlâdının kulağını yerken, “acıyı hissetmesin” ve dolayısıyla “uyanıp da beni halletmesin” diye bölgeye uyuşturucu etkisi olan “tükürük”ten püskürtür...

Anestezi uygular yani!..

Hiçbir şeyin farkında olmaksızın mışıl mışıl uyuyan vatan evlâdı, bir süre sonra “acıyla” uyanır…

Aynaya baktığında da, muhterem kulağının bir bölümünün “eksik” olduğunu fark eder!..

Bunun benzerini çeşitli yöntemlerle yaptırır kapitalizm…

 “Vıcık vıcık yerli-yabancı diziler”, “şarkı ve türküler”“ideolojiler”, vesaire, vesaire…

Hani, nasıl derler?

Hah, tam da şöyle:

Seni yerler yerler, ham yapar bu zilliler!..

Maç mevzuuna dönelim;

Milli Takım’ın eski çalıştırıcısı Şenol Güneş’in başında beş dikişlik bir hasara ve maçın yarıda kalmasına yol açan maçtaki olaylar dizisinin bir “kumpas”tan ibaret olduğu Sayın Cumhurbaşkanı tarafından ilân edildi, malûm.

 “Kumpas” şüphesiz.

Fenerbahçeliler Beşiktaş maçlarını pek o kadar da kafaya takmazlar.

Onlar için Galatarasay daha mühim bir rakiptir.

Lig maçları da kupa maçlarından çok daha önemlidir.

“Süper” Lig Şampiyonluğu açısından “hayatî” derecede önemli olan Galatasaray maçında onca gerilimli an olmasına rağmen, hemen hiç taşkınlık yapmayan Fener taraftarının…

Efendime söyleyeyim;

 “Süt Kupası”nda finale çıkabilme mücadelesinin beşinci dakikasından itibaren  “taş, çakmak, vesaire yağdırması” garip değil mi?..

Korner atılacak taraflara, merkezin “Güneş” gören kısımlarına bir takım tipler yerleştirilmiş çok belli.

Politikadaki “Gladyo-FETO Yapılanması”nın bir süredir “maçlar üzerinden” kışkırtma yaptığı bir vasatta…

“İç çekişmelerin” yıprattığı ve de gerdiği Fenerbahçe’nin sahasında böyle bir “kumpas”!..

Beşiktaş gibi, “ateşli” bir taraftar kitlesine sahip bir kulüp de manzarayı tamamlar!..

 “Kimin kazanacağı aşağı yukarı belli olan” erken seçim mücadelesine bir ölçüde “heyecan” katacak bir “kumpas”

Beşiktaş bir kişi eksilmişken ve maç tam da Fenerbahçe’nin istediği gibi giderken…

Hali hazırdaki skor, Fenerbahçe’yi “Süt Kupası Finali”ne götürüyorken…

Hakem de, Beşiktaş’ın buz gibi golünü iptal etmek suretiyle,  Fener’in işine yaramışken…

İstediğini almakta olan taraf, evini de kendisini de niçin yaksın?..

Hatırlayın…

Bu maçın hemen öncesinde, “Cimbom” taraftarının içine yerleştirilen birileri de, Cumhurbaşkanı’nı rahatsız etme kastıyla “farklı farklı” sloganlar atmıştı.

Yani olacak iş mi;

“Arena”yı kendilerine kazandıran bir Lider’le Galatasaray taraftarının ne alıp veremediği olabilir?..

Birileri,  “uygun aralıklarla” serpiştiriyor birilerini…

Sonra…

“Ver coşkuyu”,  diğerleri de gelir peşinden!..

Ya, bu işler çok sırıtan işler…

“Kumpas”…

Evet, “kumpas” da…

Hani…

Diyorum ki…

Şer odakları bunca birleşmiş iken…

 Türkiye “Beka” mücadelesi veriyor iken…

Türkiye “çok erken” bir seçime gidiyor iken…

Ve dahi, kış kışlığını yapmaya elbette devam edecek iken…

Bizim “güvenlik” tarafımız niçin böylesine “açıklar” verir?..

 “OHAL” gibi bir imkân da elde olduğu halde, gerekli tedbirler alınamıyor mu?

Böyle bir “kumpas”ın gerçekleştirilebilmesi için bin türlü hazırlık gerek…

Buluşmalar, görüşmeler, ayarlamalar…

Bu aşamalarda “enseleme”, sahaya onca “cisim” girmesini engelleme…

İcabında…

“Hassas noktalara” engelleyici unsurlar yerleştirme…

Vesaire, vesaire…

Olamıyor mu?..

“Maçlar üzerinden gerilim üretme çabası”  ortadayken…

Gelmekte olan tehlike görülemiyor mu?..

Yoksa…

Zincirin halkalarında bir şeyler mi var?

Hani…

Üstelik…

Fenerbahçe!..

Fenerbahçe’de “yaşananlar” bilinemez değil ya!..

Hem de çok kısa bir süre önce, “maç tartışmaları” üzerinden Sayın Erdoğan’ın nasıl hedefe yerleştirildiği…

“Maç” tartışmaları üzerinden ne “algı operasyonları” yapıldığı ortada değil mi?..

Çok sakat işler oldu, çok.

Sayın Cumhurbaşkanı, son derece “sağlıklı” açıklamalarıyla ortamın daha da kızışmasını engelledi neyse ki…

Engelledi de…

Sayın Cumhurbaşkanı “kale çizgisi”nden top çıkartıyor ha bire.

Bu işler “hep” böyle mi olmalı?..

Gezi olaylarını hatırlayın;

Orada kurulan tezgâhın bir “ayağında” kimler vardı?..

Kimlerin, ne  “marifetleri”  ortaya çıktı!..

Şimdi…

Futbolda neler oluyor?..

Fenerbahçe’de neler oluyor?..

Futbol sadece bir “renk aşkı” mevzuu mu?

Mesele Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı, hadi gel!” demiyor muydu bu kafa!..

 “Mesele maç değil arkadaş, sen hala anlamadın mı?”

Neyse…

“Şer gibi görünendeki hayır!”

Bakarsınız…

Bundan sonra olabileceklere dair “tedbirlere” ağırlık verilir bu vesileyle…

Zannedilmesin ki, önümüzdeki iki ay öyle “kolayca” geçecek!..

Dahası…

Zannedilmesin ki…

İki ay sonra “arzu edilen netice” çıktığında…

Bu işler bitecek…

A,B, C, D, E, F ve Z.

Bütün plânları hazır “Kapitalizm”in.

Sağlam usullerle mücadele şart.

“Retorik” her vakit kurtarmaz!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.