FETÖ terör örgütünün lideri Fethullah Gülen’in öldüğü ile ilgili zaman zaman iddialar dolaşıyordu. Bir süre önce örgüte yakın kaynaklar tarafından Fethullah Gülen'in kanser olduğu yönünde iddialarda ortaya atılmıştı. Geçtiğimiz günlerde en net iddia, İlahiyatçı Prof. Dr. Cevat Akşit’ten geldi, FETÖ lideri Fethullah Gülen'in öldüğünü, cesedinin ise Yahudi mezarlığına gömüldüğünü söyledi.

SuperHaber'e konuşan Akşit, "Gizli şeyleri söyletiyorsun bana... FETO öldürüldü, sağ değil. Yaşamıyor şu anda Yahudi mezarlığında mezarı da... " dedi.

Akşit şu iddialarda bulundu;

"Yoksa bizim polis onu getirecekti Türkiye'ye, şimdi onun öldüğünü biliyor bizim polislerimiz. Burada papaz var ya bir tane 'onu vermezseniz biz de bunu vermeyeceğiz' diyorlar.

Öldürdüler onu, çoktan öldü. Öldüğü yeri de biliyorum ben; New Jersey'de... Yahudi mezarlığında gömüldü.

İstihbaratta adamın var mı, özel konuşabileceğin adam varsa sorabilirsin. Yok oldu gitti."

Akşit geçtiğimiz günlerde, FETÖ tarafından öldürülmek istendiğini öne sürmüştü.

Gülen zaten kendi kendini öldürmüştü…

Fethullah Gülen konuş deniyor, konuşuyor, itlerin saldırsın deniyor saldırtıyor. Sus diyorlar susuyor, salya sümük zırla diyorlar zırlıyor. Ruhu satılmış, kalbi ölmüş bir pespayeden başka bir şey değil.

Kalbin ölmesi: Ruhu çıkmış bir cesedin görüp işitmesi, düşünüp taşınması mümkün olmadığı gibi, manen ölen bir kalbin de gerçekleri görmemesi, kâr ve zararı fark etmemesi, akıbetini düşünmemesi, dinin emir ve yasaklarına kulak vermemesi, bilakis küfrün yanında olması halidir.

“Mümin bir günah işlediğinde o günahı kalbi üzerinde siyah bir nokta teşkil eder. Şayet tövbe, istiğfar eder ve o günahtan arınırsa kalp aynası parlar. Günah arttıkça kararma da artar. Bu durum Allah’ın Kuran’da “Hayır, gerçek şu ki, onların kazandıkları günahlar kalplerini paslandırıp bürümüştür.” (Mütaffifin, 83/14) ayette zikrettiği paslanma halidir.” (İbn Mâce, Hadis-i Şerif)

Gerçi,  Prof.Dr. Cevat Akşit hoca Yahudi mezarlığı diyor. Orasını bilemem ama bildiğim cehennemin en alt tabakasında münafıkların olacağıdır.

Ölmüş bir kalbin, yaşayan cesedine tasmayı takanlar amaçları uğruna fevkalade kullanır. “Haçlılar” mesela… Vatikan mesela… Amerika, İngiltere mesela… “Siyonistler” İsrail mesela…

Öldü iddiası doğru olsa bile neler değişir?

Şu kesinlikle unutulmamalıdır ki, FETÖ terör örgütünün asıl beyin takımı Amerika’da, ülkemiz ile yurtdışında ki faaliyetleri entegre edenler görevli oldukları yüzlerce ülkeye dağılmış durumdalar. Yani örgütün en has teröristleri!

Ülkemizde ki bir diğer terör örgütü PKK’da, Apo İmralı’ya gönderildikten sonra faaliyetlerine liderlik yapan Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan gibi terörist kadrosu var ve öldükten sonrada bu kadrodan birinin terör örgütünün başına geçeceği alanen biliniyor. Dünyada ki Batı destekli, büyük tüm terör örgütlerinde de durum bu şekilde olmuştur. Liderleri ölünce kan kaybetseler bile maşalarını tutanlar tarafından bir şekilde canlı tutulmuştur ve kritik müdahaleler için kullanılmaya devam edilmişlerdir. Kendisine cemaat diyen FETÖ terör örgütünde de bu durum kaçınılmazdır.

Fethullah Gülen’den sonra örgüt liderliği için konuşulan isim…

Örgütün elebaşı Fethullah Gülen'den sonra, örgütün en etkili isminin İsmail Büyükçelebi olduğu konuşuluyor.

Finans kaynakları ve eğitim kurumları ile ilgili tüm kararlarda söz sahibi olan Büyükçelebi'nin, Gülen'den sonra örgütün başına geçebileceği belirtildi. FETÖ yapılanmasında en önemli imamlardan biri olan Büyükçelebi'nin siyasiler ile Gülen arasında aracılık yaptığı ve uzun süredir ABD'de bulunduğu bildirildi.

ABD'de açtıkları vakıf ve kurumlarla ülkedeki akademisyenler, gazeteciler, bürokratlar, siyaset çevreleri ve iş adamlarıyla irtibat halinde olan terör örgütünün ikinci ismi Büyükçelebi, ihtiyaç duyduğu anlarda bu ilişkilerini devreye sokarak bilgi, haber ve reklam ile parasal kaynak ve hukuki imtiyaz elde edebilen bir isim.

İsmail Büyükçelebi Fethullah Gülen'in ilk yıllardan beri adamı. Onunla her türlü plan ve projeyi oluşturan akıl takımından. Cemaat yapılanmasının en büyük 12 imamından biri. FETÖ'nün üst kadrosunda yer alan İsmail Büyükçelebi için cemaatten yıllar önce ayrılıp iç yüzünü anlatan Nurettin Veren şöyle bir olayını anlatmıştı:

"Ama bu parlak görüşmelerden sonra, başarılı çalışmalardan sonra, Fethullah Hoca benden endişe etti. Benim devlet ricaliyle yakın temasım, her an irtibatta olmam, arkadaşlar arasında haset yarattı. "Neden siyasilerle Nurettin Bey görüşüyor" dediler. Bunu normal karşıladım. "Ekip halinde hareket edelim" dedim. Şerif Ali Bey'i, Latif Hoca'yı, İsmail Büyükçelebi'yi, Alaaddin Kaya Bey'i alıp, Demirel ve Tansu Hanım'la görüştürdüm. Fotoğrafları da var. Onlara dedim ki, "Yurtdışına gittiğim zaman bu arkadaşlar size gelecek". Bu arada, benim ön plana çıkmış olmam Hocaefendi'yi rahatsız etmişti, bu isimleri öne çıkarıp beni geriye çekmeyi düşünüyordu. Ben de onu büyük olarak görüyor ve bunu doğal karşılamıştım. Elimle bu isimleri Demirel ve Tansu Hanım'a götürdüm, tanıştırdım. Severek, inanarak götürdüm. Ama anladım ki, bunlar önceden planlanmış. Benim bu kadar ön plana çıkıp, kendisinin yerine geçeceğimi ya da bu işi berbat edeceğimi düşündü. Bu yüzden Gülen beni uzaklaştırmayı planlamış."

Örgütün üst düzey isimlerinden Ekrem Dumanlı’da daha 2017 yılında, kendi YouTube hesabından İsmail Büyükçelebi ile röportajlar yapmış ve övmekle bitirememiş. Örgütün diğer üst düzey isimleride sosyal medyada aynı şekilde parlatma çalışmaları yapmaya devam ediyor. ‘ENDAZE Fıkıh Dersleri’ isimli YouTube kanalında da örgüte, Fethullah Gülen’in kitaplarını okuyor, sohbet adı altında talimatları iletiyor ve Said Nursi Hazretlerinin Risale-i Nur kitaplarını okuyarak kendilerini dünyaya, Nur Cemaati gibi gösterme çalışmalarına halen düzenli videolar ile yüzsüz bir şekilde devam ediyor.

Fethullah Gülen’in ölünce ne olacağı sorusuna verdiği cevabı

Nurettin Veren: Mehmet Gündem’in 2005’te yaptığı röportajda, Gülen’e sorduğu, Gülen ölürse ne olur? Sorusuna Gülen’in kendi verdiği cevap:

Gülen şu espri ile cevap vereyim diyor: Zannediyorum aleyhte olanlar bu meselenin böyle zavallı Fethullah hocaya bağlı olduğunun farkında değiller, çok fazla inanmıyorlar, eğer katiyen inansalardı hareket dağılır, bu meseleyi çoktan çözerlerdi.

Türkiye’de bu ölçüde zavallı kimseleri devirmek çok kolay, bir çarpıp götürmeleri mümkün, Türkiye’de en ucuz şey insan, pek çok insanın kanına girilmiştir, dünya kadar faili meçhul cinayetler işlenmiştir. Siz de on binlerden biri olurdunuz. Hatta bazıları kadar bile ses yükselmezdi arkanızdan.

Yani kendisinin cemaati nasıl gizli bir metotla yönettiğinin farkına varan olmadığını açıkça ifade ediyor.

İşte bu metotları en iyi bilebilecek isim İsmail Büyükçelebi…

Ekrem Dumanlı’nın Youtube kanalında yaptığı 20 Haziran 2017’de ki röportajda Büyükçelebi şunları aktarıyor:

“50 seneyi aşmıştır hocamızla beraberliğimiz. Takdir-i ilahi ben Bursa’da ve Ankara’da bulunduğum yılların haricinde, ki bunlar toplam 5 senedir, onun haricinde ki tüm hayatım Hocaefendi ile aynı şehirde geçti. He evimiz barkımız var, 24 saat Hocaefendi ile birlikte değiliz ama bir ayağımız devamlı Hocamızın yanında oldu. Bilhassa burada (Amerika) 7 sene, oturduğumuz şehirde Hocamızın kaldığı yere 20 dakika mesafedeydi. Her günümüz orada, yani neredeyse 24 saatin en az yarısı hocamızla beraber geçmiş Elhamdülillah. Kalabalıkken beraber olmuşuz, 3 kişi beraber olmuşuz, tek kişi beraber olmuşuz hani herkesin içinde söyleyemeyebilir de, sana tek başına kalınca bir sırrını söyleyebilir…”

Özellikle son birkaç senede bu ismin örgütün kendi içlerinde parlatıldığı görülüyor.

Rahip Andrew Bronson ve Fethullah Gülen denklemi

ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bizzat istediği ABD'li rahip Brunson Rahip Brunson ev hapsine alındı. Erdoğan, ABD'nin Papaz Brunson'u istendiğini belirtmiş, "Sizde de bir papaz (Fethullah Gülen) var, bizde de. 'Ver papazı, al diğer papazı' dedim. Açıklamasında bulunmuştu. Brunson'un ev hapsine alınması akıllara Rahip Brunson, Fethullah Gülen'le mi takas edilecek sorusunu akıllara getirdi.

Daha öncede, FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’le bağlantılı olduğu gerekçesiyle İzmir’de yargılanmasına devam edilen Rahip Andrew Brunson’un davasını takip eden New York Hristiyan Kilisesi rahiplerinden William Devlin’in The Christian Post’un internet sayfasında yayımlanan makalesinde, kamuoyuna Brunson ile Fethullah Gülen’in takas edilmesi önerisinde bulunmuştu.

Söz konusu makalede özetle; Rahip Andrew Brunson'un Türk Hükümeti tarafından, ABD Pensilvanya'da ikamet etmekte olan ve Fethullah Gülen ile işbirliği yaptığı gerekçesiyle suçlandığı, Gülen Hareketinin ABD tarafından terörist örgüt olarak kabul edilen PKK ve onu Suriye'deki uzantısı YPG ile bağlantılı olduğu vurgulandı. Marksist ideolojiye sahip bu iki örgütün Gülen Hareketi ile birlikte adam kaçırma, cinayet ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlarına bulaştığını aktaran William Devlin, olayın ilginç yanının ise Gülen Hareketi'nin ABD'deki 26 farklı eyalette 140 charter okul işletebilmesi olduğunu söylemişti.

"ABD Hükümetine niçin uluslararası bir teröriste kaynak sağladığı sorulmalıdır"

ABD medyasınca Gülen Hareketi, İslam ideolojisi ve charter okullarının araştırılmasında tüm bunların sahte bir bayrak faaliyeti olduğu sonucuna vardığını hatırlatan Devlin, kamuoyunun ABD Hükümetine "Niçin bir terörist ve uluslararası suçluya sığınak sağlamanın yanında ona ait charter okullarına 800 milyon dolar civarında kaynak sağlanıyor?" sorusunu sorması gerektiğini vurgulamıştı.

Rahip Brunson’da, Fethullah Gülen’de aynı misyona hizmet ediyor. Birisi hoca kılığında, birisi rahip kılığında. O nedenle yapının büyüklüğü, küçüklüğünden çok isimlerin anlatacaklarının aynı misyonu deşifre edebilecekleri korkusu. Başkan Yardımcısı Mike Pence'ten skandal bir açıklamasında, Türkiye'de tutuklu yargılanan rahip Andrew Brunson'ın serbest bırakılmaması halinde ABD'nin Türkiye'ye yaptırım uygulayacağını söyledi. Bu açıklamanın ardından ABD Başkanı Donald Trump’da sosyal medyada ABD'li rahip Andrew Brunson hakkında bir açıklama yaptı. Trump, “ABD, Türkiye’ye Brunson’un uzun süreli tutukluluğu için büyük yaptırımlar uygulayacak” ifadesini kullanabilecek kadar büyük bir ajan olduğu gözler önünde…

ABD heyeti Türkiye’ye gelmişti

ABD'li heyet, terörist başı Fethullah Gülen ve diğer FETÖ'cülerin iadesini görüşmek üzere Türkiye'ye gelmişti. Tillerson’ın Dışişleri Bakanlığı döneminde üzerinde mutabık kalınan ve ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da ‘olur’ verdiği Türkiye ile ABD arasındaki Adli ve Hukuki Konulara İlişkin Çalışma Grubu’nun ilk toplantısında ana gündem maddeleri arasında ABD’de ikamet eden terörist başı Fethullah Gülen ve diğer hain isimlerin iadesi olmuştu. ABD heyet, FETO kozuna karşılık Trump’ın bizzat serbest kalmasını istediği İzmir’de tutuklu bulunan Rahip Brunson’un serbest kalmasını istediği öğrenilmişti.

Bu durumda Fethullah Gülen ellerindeyken ölmüş olması, ABD hükümeti daha doğrusu arkalarında ABD’yi asıl yöneten Wall Street’in işine gelebilecek en iyi durumda olabilir…

Fethullah Gülen ölmüş olsa bile FETÖ, bu durumu ABD’nin çıkarı sağlanana kadar çaktırmadan idare edebilir…

Hatırlarsanız Fethullah Gülen’in Türkiye’de etkin yıllarında birçok radyoda vaazları ile karşılaşıyordunuz ve kanallarında sesi ve görüntüsü sürekli ön plandaydı. Bu örgütün montaj kabiliyetini de hepimiz biliyoruz…

17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerini yıllar önceden planlayan bir örgüt böyle bir duruma karşı hazırlıklıdırlar diye düşünüyorum.

Kurumlarımız ve milli duruşta olan vakıflarımız, yurtdışında özelliklede Afrika’da çok daha etkin olmalı…

FETÖ örgütünün kendisini hala güçlü hissetmesinde ki yegâne sebep, dünyanın terör örgütü olarak görmemesidir. Fethullah Gülen ölse dahi misyonunu sürdüreceği açıkça gözüken bu örgütü bitirmenin ön önemli yolunun, Başkanımız Erdoğan’ında geçtiğimiz günlerde Güney Afrika’da ısrarla anlattığı gibi FETÖ örgütünün ülkelerin yönetimlerini sızarak ele geçirmek olduğunu, okullarından mezun olan nesli misyonları için yetiştirip yıllar içinde bit gibi çoğalıp makam ve finanslarını emdiklerini hatta kan emmekten de geri durmayacaklarını, 15 Temmuz darbe girişimini örneğiyle dünyaya sürekli olarak anlatılması ile olur. Özellikle de Afrika coğrafyasına. Yurtdışında faaliyet gösteren TİKA, Maarif Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarımızın, vakıflarımızın birincil hedefi bu terör örgütünün iç yüzünü anlatmak ve Türkiye’nin tanıtımı için yapılan faaliyetlerinin çok daha etkin ve saygın hale gelmesi için çalışarak sonuç alınır. Başta ABD olmak üzere Batı, Fethullah Gülen öldükten sonra misyonerlik faaliyetlerini etkin şekilde yaptığı yerlerde örgütü kukla olarak kullanılamayacağını anlarsa ve Siyonistlerde yaptıkları Müslüman katliamlarına karşı, Müslümanları ılımlılaştırma ve gözlerine perde çekme etkisini göremez ise “hoşgörülü” davranmayacaklardır. Bu durumda örgüt işlevsiz hale geldiği için, kullanılamadığı için “diyaloglarını” keseceklerdir. Tabi bu uzun ve meşakkatli bir süreçtir.

Uyanık olmak yetmez, zinde olmalıyız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gökhan Kahraman 2018-07-28 01:41:46

Konuyu en geniş aktaran yazı olmuş önce yüreğinize sonra elinize sağlık. Fethullah Gülen''in öldüğünü ve Amerika'nın sakladığını düşünüyorum. Daha öncede sohbet diye verdikleri bir videoda parçaların birleştirerek yayına verdiklerini görmüştük...

Avatar
Semra Polat 2018-07-28 04:28:58

ismai̇l büyükçelebi̇ denen heri̇f bu kadar parlatiyorsa örgüt bu asagli̇li̇k fettusi̇ bi̇tmi̇sti̇r. zaten ara ara aciklamalar yapardi i̇tleri̇ne o da yok artik

banner623

banner624