29 Mayıs 1453 çağ açılıp çağ kapandığı bir tarih, yani İstanbul’un fethedilip Bizans İmparatorluğu’nun tarihe gömüldüğü gündür. Bu günden itibaren Müslümanların şan ve şereflerinin bir devlet gücüyle korunup, İslam’ın yeryüzüne hakimiyetinin sağlandığı bir çağ başlamıştır.

İstanbul’un bir gün gelip Müslümanların olacağını, onların kıyamete kadar değişmez yurdu kalacağını sevgili Peygamberimiz (sav) müjdelemiş, “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” demişti.

Bu müjdeyle birlikte asırlarca İslam orduları tek bir hedefe odaklandı. Analar bu müjteyi hakikatle gün yüzüne çıkartacak Fatihi yetiştirmek için özveriyle gecelerini gündüzlerine kattılar. Alimler ve şeyhler üstün bir ahlâkın yanında sarsılmaz bir iradeye sahip lider yetiştirmek için canla başla çalıştılar, ümmetin her bir ferdi dualarına dualar kattılar.

Nesilden nesile devam edecek fetih aşkını gönüllerde yeşerten nice komutanlar, nice Sahabiler bu yola baş koydular. Muaviye döneminde yürekleri dağlayan ilk fetih aşkı 49/669 yılında oğlu Yezid komutasında gerçekleşmişti. İslam ordusuna Sahabelerden İbn Abbas, İbn Ömer, İbnuz Zubeyr ve Ebu Eyyub el-Ensari de katılmış, orduya moral kaynağı olmuşlardı.

Sahabilerin öncülerinden olan Ebu Eyyüb el-Ensari 85 yaşında olmasına rağmen aşkla İslam ordularına katılıp İstanbul surlarının yakınlarına kadar gelmiş ve kendi isteğiyle düşman arazisinde ilerlenebilen en son yere defn olunmasını vasiyet etmişti. Onun bu heyecanı yüreği fetih aşkı ile yanan yüreklere azim ve kararlılık mayasını aşılamıştı.

Emeviler ve Abbasiler döneminde bir çok seferler düzenleten, Türkler’i Orta Asya’nın bozkırlarından çekip getiren de aslında bu sevdaydı. Kutlu Peygamberin müjdesini duymuşlardı bir kere. Korku bilmeden aşkla dağlar nehirler aştılar, nice canlar kurban ettiler. Nice devletler kurup devletler yıktılar.

Ümmeti oluşturan herbir topluluk kendince bu sevdaya gönül verdiler. Türkler, Araplar, Kürtler ve nice farklı topluluklar bu sevdayla sevdalandılar. İstanbul’un fethine götürecek bütün yollar bir bir aşılıp Bizans artıklarından temizlendi.

Selahattin Eyyubi Kudüs’ü alıncaya kadar gülmeyeceğine yemin etti. Ertuğrul Gazi Anadolu’da zulüm bitene kadar pusatını kınına sokmayacağına and içti. Ve nice adsız kahramanlar, bu yolda şehit oldular. Bu sevda uğruna Araplar İspanya’ya kadar fetihler gerçekleştirdiler.

Osmanlı ile birlikte Ümmet bilincinin zirveye ulaştığı mevkürede ırkın yerini ümmet almış, Araplar, Kürtler, Türkler bir tek hedefe kilitlenmişlerdi. Bu bilinç Allah’ın inayetiyle zaferle sonuçlanmış, Peygamber müjdesi 21 yaşında bir delikanlıya, II. Mehmet’e, nasip olmuştu. Hertürlü Bizans oyunlarına, düşmanların saldırılarına rağmen azim ve rayretiyle “ya İstanbul beni alır, ya da ben onu” diyerek gelecek nesillere vizyonlar çizmişti.

Birlik ve beraberlik içinde tek bir davaya inanırsak Allah’ın yardımı da gelecek, önümüze sürülmek istenen engellerin, kurulmak istenen oyunların üstesinden de geleceğiz.

İnsan inandığı kadardır. İnançları insanı ya muzaffer yada mağlup eder. İnsan umutlarını da korkularını da kendisi üretir. Korku bir bakıma insanın zaaflarının maddi yüzeye yansımasından ibarettir. İnsan içinde büyüttüğü zaaflarını korkuya dönüştürür ve ürettiği kendi vesveselerinden korkar olur...

Çağ açıp, çağ kapayan bir milletin evlatlarını şimdi bu Bizans torunları basit bir kağıt parçası ile korkutmaya, onları maddi değerlerle çaresiz bırakmaya çalışmaktalar. İnsanları bir bakıma Cin ve Şeytan’lardan korkutur gibi Dolar’la korkutmaya çalışmaktalar. Çocuk korkutur gibi...

Korkulardan sıyrılmanın yolu, korkuların üzerine üzerine gitmektir. Nasıl ki Cin ve Şeytan’dan kurtulmanın yolu onların anladığı dil olan Euzu Besmele çekerek onların şerlerinden Allah’a sığınmaksa, Dolar’dan kurtulmanın yolu da Dolara yönümüzü dönüp bakmamaktır. Değer verilmeyen şey kendiliğinden değersizleşeceğinden korkutma özelliği de yokolacaktır.

Fatih’in aşıladığı fetih ruhunu canlı tuttuğumuz müddetçe ne dolar ne de bir başka silah bu asil toplumu korkutmaya güç yetiremeyecektir. Yeterki biz o ruhu yakalayalım...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624