Sosyal paylaşım sitelerinde Türkiye aleyhine kara propaganda yapan FETÖ'nün kapatılan yayın organı Today's Zaman'ın eski Ankara Temsilcisi firari FETÖ'cü Abdullah Bozkurt, Twitter hesabından ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararını protesto eden Türk halkını ABD'ye şikayet etmiş!

ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs kararını protesto etmek için meydanlara çıkan halk aleyhinde skandal ifadeler kullanan bu hain, sosyal medya hesabında, "Bugün Türkiye'de ABD ve İsrail karşıtları gösteriler, Erdoğan'ın aile vakfı TÜGVA, hükümet yanlısı gruplar, Türk Hizbullah’ı ve bazı El Kaide bağlantılı gruplar tarafından yürütülüyor" paylaşımında bulunmuş. FETÖ'cü eski gazeteci, Kudüs kararı karşısında onurlu bir duruş sergileyen Türk halkından duyduğu rahatsızlığı, "Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan Adana'da ABD ve İsrail karşıtı protestocular, İncirlik Üssü'nde ABD liderliğindeki DEAŞ'la mücadele ve NATO birliklerinin kaldırılmasını istiyor. Gösteriyi El Kaide ve Hizbullah'ın yanı sıra Öncü Nesil grupları organize etti" paylaşımıyla dile getirmiş.

Bu nasipsizlerin bir gün gelip ümmetin ve milletin başına bela olacağını söylediğimizde bazı arkadaşlar “Deme öyle, çarpılırsın; bunlar mübarek adamlar!” filan diyorlardı. Neredeyse Amerikan mandasını kutsayacak kadar beynini yemiş; millet, vatan, ümmet gibi bir bilinçten son derece uzakta, bir eliyle tespih çekerken öbür eliyle milletin mahrem görüntülerini çeken, sonra da fütursuzca bunları ifşa eden, ülkesine ihanette sınır tanımayan, liberallerle, ateistlerle, papayla, haçlılarla Müslüman Türk milletine karşı kumpas kurmaya kalkan, CİA ile kol kola girerek kendi ülkesinin milli çıkarlarını hiçe sayan bu adamların her yeri mübarek olsa ne yazar! Bu arızalı kafaların bu topraklarda nasıl yetişebildiğine dair aklı başında bir sosyolojik çalışma yapılamadı bugüne kadar. Çünkü herkes bunlardan çekindi, korktu. Aleyhlerine yazı yazan, kitap neşreden insanların hayatını perişan ettiler. İnsanların mahremlerine varana kadar müdahil oldular. Kumpasla, şantajla, cinayetle iş gördüler, gördürdüler. Gazetelerdeki abileri, savcılıktaki büyükleri, emniyetteki polisleri el ele verdiler kendi cemaatlerinin çıkarları için insanlara etmediklerini bırakmadılar!

Maalesef bizim kimi yerel ve genel siyasetçimiz de bunların çoğu zaman yanında durdu, önlerini açtı! Şimdi herkes bir yerlerde suçlu arıyor ya da suçu birbirinin üzerine atıyor. Birlikte siyaset yaparken, para kazanırken, menfaat devşirirken kimsenin gıkı çıkmıyordu. Bu gruba girenlerin hepsi şu an birer kahraman ve aslan anti FETÖ’cü kesiliverdiler. Ya biz ne zaman akıllanacağız çok merak ediyorum?

Hadi devletin polisinde bu zibidiler etkindiler de bunlar bütün bu şeytani işleri çevirirken devletin istihbaratı ne iş yapıyordu onu merak ediyorum?

***

Kudüs mü? Kimin Umurunda!

Suud baronları iktidarlarını koruma, kollama peşinde, petrol parası azdırmış, kuduz köpek gibiler, kiminle nereye saldıracaklarını şaşırıyorlar. Şimdilik Trumph’ın eteğine yapışmış vaziyetteler. Suriye desen hâli içler acısı. Millet savaşın travmasıyla yaşarken Esed kuyruğu kurtarmanın peşinde. Kudüs umurunda mı? Suriye bir an evvel üçe bölünsün de şu savaş halinden kurtulayım, güneyde kendi devletçiğimin başında mutlu mesut yaşayayım derdinde. Körfez emirlikleri desen birkaçı hariç onlar zaten kabile devleti. Amerika gırtlaklarından yakalamış, azıcık kafalarını kaldıracak olsalar bir anda ellerinde avuçlarında olan her şeyi kaybedecekleri korkusuyla yaşıyorlar. Irak malum, mezhepçilik, hizipçilik, ayrılıkçı etnik milliyetçilik batağında sürüklenip gidiyor, parçalandı parçalanacak. İran, İsrail’e ara ara kafa kaldırsa da bunu kendi cesaretinden değil Rusya’nın penceresinden yapmayı tercih ediyor. Mısır malum, darbeci, otoriter ve halkına yabancı bir yönetimle yoluna devam ediyor. Bırakın İsrail düşmanlığını, Gazze’deki tünelleri kapatmakla kime dost oldukları açıkça ortaya çıkmış durumda.

Yani? Yanisi şu: Adına İslam ülkesi denilen ülkelerin pek çoğunun başında birer kukla var ve bu kuklalar büyük patronları hangi role girmelerini isterse o role giriyorlar. Öyleyse geriye bir seçenek kalıyor. Müslüman halklar ne yapıp edip gerçek anlamda kendilerini temsil edecek yönetimleri iş başına getirmek durumundalar. Bunun nasıl olacağı hiç önemli değil. İster sivil darbeyle, ister serbest seçimlerle! Önemli olan bu ülkelerin başına meşru idarelerin ve yöneticilerin geçmiş olması. İsrail kuklası yöneticilerden usanan halkların önünde tek çare var; kendi ülkelerinin kaderini tekrar kendi elleriyle tayin edecek alt yapıyı oluşturmak. Ancak yönetimler değiştikten sonra İsrail terör devletiyle etkili bir mücadele içerisine girilebilir. O zaman ekonomik birlik de kurulur, ortak askeri güç de etkin hale gelir, her şey az ya da çok yoluna girer. Bu çok zor ama başarılması gerekiyor. Aksi taktirde daha çok ah-vah ederiz.

Kudüs bütün ümmetin ortak malıdır. Ümmet, yekvücut vaziyette duruma müdahil olamazsa kınamaların, sokak gösterilerinin, diplomatik ilişkileri askıya almanın bir yere kadar anlamı var. O da diliyle lanetlemek, kalbiyle buğz etmek olur ki tarafımızı belli etmemiz ve kötülük karşısında dilsiz şeytan olmadığımızın teyidi açısından bir değer ifade eder. Yoksa reel politik şartlarda İsrail terör devletine kuvvetli bir askeri yaptırımda bulunmadan ve İsrail’in 67 öncesi sınırlarına geri çekilmesini sağlamadan “Bismillah” demiş olmayacağız! İşte bu Bismillah’tan sonrasında yapılacak çok şey var!

***

Ertuğrul Özkök ve Mülteciler!

Eskinin medeni, insancıl, hümanist, beyefendi Ertuğrul’u (bize böyle tanıttı kendisini) şimdilerde istatistikçi duyarsızlığı ve kasap merhametsizliği ile yazılar kaleme alıyor. İsrail’deki kankaları gibi insanlık ailesinin ortak değerleri konusunda artık şüpheleri var. Kafaya taktığı tek şey şu: Türkiye yeni bir mülteci akınına uğrar mı, uğramaz mı? İsrail-Filistin arasında bir savaş patlak verirse 3 milyon Filistinli Türkiye’ye gelir miymiş! Ertuğrul bunun derdinde. Orada çıkacak muhtemel bir savaşta çocuklar ölecekmiş, yaşlılar ve kadınlar bombalar altında kalacakmış, insanlık yeni bir dramla karşı karşıya gelecekmiş, bütün bunlar Ertuğrul’un umurunda değil. Hani solculuk vicdan işiydi Ertuğrul? Hani sol değerler mazlum milletlerin yanında olmayı gerektiriyordu? Ne oldu Ertuğrul? Keyfin mi kaçtı! Bir savaş çıkar da Filistinli mülteciler Türkiye’ye akın edecek olursa merak etme senin mahallende ikamet etmeyecekler! Senin villanın bahçesine de çadır kurmayacaklar! Onlara sahip çıkacak olanlar da bu milletin öz be öz Müslüman Türk evlatlarıdır. Senin gibiler değil! Sen müsterih ol biz bakarız onlara! Senin cebinden bir kuruş da çıkmaz, keyfin de kaçmaz!

***

Şimdi Anladım

CHP’nin vakt-i zamanında belediye burslarını neden yüksek yargıya taşıdığını anlıyoruz. Meğerse bu işin arkasında FETÖ varmış. Biliyorsunuz FETÖ öğrenci kitlesini yurtla, bursla, iyi eğitimle kandırıyordu. Tuzağına çekmeye karar verdiklerini böyle tavlıyordu. Cemaat kapılarında burs için yatıp kalkmak zorunda bırakılan insanların umuduydu kamu-belediye bursları. Cemaat bu kitleyi elden kaçırmamak için canhıraş lobi yapmış meğerse.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.