Türkiye’nin en uzun gecelerinden biriydi 15 Temmuz. Sonic bombaları, kanlı ölümler, ordu ve milletin karşı karşıya gelmesi hep aynı gecenin içindeydi. O gece birçok insanımızı kaybettik. Darbe teşebbüsünün üzerinden bir yıl kadar geçti. Davalar ve yargılanmalar devam ediyor. Darbe girişimi ile ilgili davalar başta Ankara ve İstanbul olmak üzere hızlı bir şekilde ilerliyor. Yeni açılan davalar olduğu gibi sonuçlananlar da var. Yargı ve hukuk neredeyse kesintisiz çalışmaya devam ediyor. Ankara ve İstanbul’daki ana davalar ile Akıncı Üssü davası sanıklarının savunmaları toplumun gözleri önünde cereyan ediyor. Şunu rahatlıkla söylemek mümkün; toplumun 15 Temmuz gecesi verdiği mücadele, siyaset ve hukuk alanında tüm hızıyla devam ediyor. Ancak FETÖ’cüler ilginç taktikler izliyorlar mahkemelerde. Aslında bu stratejiler veya taktikler, FETÖ’cülerin ifşası gibi. FETÖ’cüleri anlamak ve tanımak isterseniz, taktiklerini takip edin.

Düşünce kuruluşu SETA tarafından çıkarılan Kriter Dergisi’nin son sayısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vekili olarak darbe davalarına iştirak eden Avukat Hüseyin Aydın ile yapılan bir söyleşiye yer verildi. Söyleşide; FETÖ mensuplarının stratejilerine, yargılamanın geldiği aşamalara, darbenin karanlık noktalarına, FETÖ’nün askeri yapılanmasına ve kontrollü darbe söyleminin anlamsızlığına dair gibi birçok ayrıntıyı bulabilirsiniz. Türkiye’nin en uzun gecesini anlamak isteyenlerin Kriter okumasını tavsiye ediyorum.      

 Darbecilerin savunmalarının yalan üzerine kurulu olduğunu söyleyen Hüseyin Aydın’a göre, FETÖ’nün savunma stratejisi temel olarak birkaç şey üzerine bina edilmiş durumda. Bu stratejiler, FETÖ’cülüğün hüviyeti gibi.

Bunlardan ilki, gerçekleri tamamen inkâr etmek ve yalan söylemek... Aydın’a göre, FETÖ’cüler “Çok açık maddi delillere rağmen fiili inkâr etmek üzerine kurulu bir savunma, sadece fiili inkar etmek değil aynı zamanda kendilerinin FETÖ’cü olmadığını vurgulamak suretiyle örgütü dolaylı olarak darbeden aklamaya çalışıyorlar. Darbeyi örgütün yapabileceğini söylüyor sanıkların çoğu, yani FETÖ de darbenin içinde olabilir diyorlar ama hiçbir sanık örgüte mensup olduğunu kabul etmiyor. Ve sanıkların hepsi zaten FETÖ mensubiyetinden beraat ederse bugün burada darbenin FETÖ’cüler tarafından yapıldığını adli olarak da ispat etmek mümkün değil. Bunu bildikleri için sanıklar tamam darbeyi FETÖ yapabilir ama biz FETÖ’cü değiliz şeklinde ifade veriyorlar.” Hatırlayacaksınız, Akıncı Üssü davasının yargılanmasında bazı sanıkları tarla bakmaya, bazıları da “happy hour” yani eğlence için oradaydı.   

İkinci olarak, örgüt hala güçlü olduğu izlenimi vermeye çalışıyor. FETÖ’nün “Hala güçlü olduğu izlenimini vermek için duruşmalarda mümkün olduğunca moral ve motivasyonlarını yüksek tutmaya çalışıyorlar.” Özellikle “tutuklananların çoğunun koğuş sisteminde bulunması dolayısıyla zaten o dayanışmayı cezaevinde sağlayabiliyorlar. Bu dayanışmayı ve moral motivasyonu yüksek tutmaya çalışmalarının bir nedeni de çözülmeleri azaltmak.” Darbe sürecinin yargılanmaya başlamasının hemen ardından başlayan itirafçılığın zamanla azalmasının önemli bir nedeni de bu olsa gerek.

Üçüncü olarak, anne babalar darbeci oğullarına sahip çıkmaya başlaması hadisesidir. Aydın’ın ifadesiyle “Darbe girişiminin hemen ertesi günü daha çok anne babalarda evlatlarını bu eylemlerinden dolayı dışlama eğilimi vardı. Ancak şimdi o eğilimin tersine döndüğünü, içerde bulunan sanıkların ailelerini de etkilemeye başladıklarını yani tersi bir etkilemenin başladığını da gözlemleyebiliyoruz.”

Unutulmasın ki, darbecilerle, darbeye teşebbüs edenlerle ve bu millete kurşun sıkanlarla sadece politikacıların veya yargı mensuplarının mücadele etmesi yetmez. Bu darbe, seksen milyona karşı yapılmıştır; tüm toplum mücadele etmelidir.

İblis ile düello devam ediyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.