Fetullahçı terör örgütü mensuplarının(FETÖ) yapıp ettikleri gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Son olarak ABD oynanan tiyatroda sahne alan FETÖ’cü eski emniyet mensubu Hüseyin Korkmaz’ın açıklamaları hizmet görünümlü FETÖ’nün gerçek yüzünü ifşa eder nitelikte. Daha açıkça şöyle ifade edeyim; en alt düzeyden en üst düzeyine kadar FETÖ’cülerin tamamı, Türkiye’yi ipotek altına almaya çalışan ABD’nin kılıcını sallıyorlar. Demem o ki, FETÖ’cülük, ABD ajanlığıdır; FETÖ’cüler de, ABD’nin gönüllü ajanlarıdır. Sakın kimse bizlere din, iman, hizmet, kader demesin. Aklımızla alay etmeye kalkmasın. FETÖ lideri Fethullah Gülen, din iman üzerinden bu ülkenin insanlarını devşirmiş, şakirt adı altında da birer ABD ajanına dönüştürmüştür, maalesef.

Bunu nereden mi çıkarıyorum?

Biliyorsunuz, ABD’de Hakan Atilla’nın tek başına yargılandığı İran’a yönelik ambargonun delinmesine ilişkin dava tiyatrosu devam ediyor. Son olarak tanık kürsüsüne FETÖ firarisi eski emniyet mensubu Hüseyin Korkmaz çıktı. FETÖ firarisi, 17 Aralık soruşturmasına ilişkin bazı belge ve kayıtları yanında kaçırarak ABD’li yetkililere teslim ettiğini itiraf etti. Peki, bu ne anlama gelir?

Bunun yanı sıra, 17-25 Aralık kumpasını yürüten ekibin koordinatörü olduğunu itiraf eden Korkmaz, Türkiye’den ilkin Ağustos 2016’da bir kaçakçı vasıtasıyla çıktığını ve daha sonra da ABD Emniyet güçleriyle bağlantıya geçtiğini söyledi. Bu ülkeye, bu ülke insanına, seksen milyona ihanet eden FETÖ firarisi, “Onlara elimdeki soruşturma kayıtlarını anlattım. ABD’ye girmemi sağladılar, iner inmez delilleri teslim ettim” demiş. Bu beyanat, ajanlığın itirafı değil de nedir?

Hatırlayınız Korkmaz, Türkiye’de yargılandığı davada, “17/25 Aralık dosyalarında hiç çalışmadım, tek parafım yok, 17 aydır neden tutukluyum?” demişti. Yalan ve iftiranın boyutlarını görebiliyor musunuz? Gerçi, yalan söylemek zaten FETÖ mensuplarının akidesi. Siz, hiç suçunu kabul eden FETÖ’cü biliyor musunuz?

Aslında benzeri bir oyunu FETÖ’cü avukat Halil İbrahim Koca’nın Zarrab ile görüşmesinde de gördük. Zarrab ile görüşen Halil İbrahim Koca, şöyle bir teklifte bulunmuştu Zarrab’a: “Sen bir daha güneş yüzü göremezsin. Senin böbreklerinde problem var. Cezaevindeyken tedavi olamazsın. Sağlığını da kaybedersin. Sen beni dinle ve ‘Cumhuriyet Savcılığında ek ifade vermek istiyorum’ de... İfadende de şunları söyle; Senin bir tapende ‘1 numaralı’ kişiden bahsetmişsin. Bu 1 numaralı kişinin o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, talimatları Erdoğan’dan aldığını, onun her şeyden bilgisi olduğunu söyle. Ayrıca ‘Bakanlar benden zorla rüşvet aldı’ de. Seni adli kontrol ile serbest bıraktırayım. Bunları söylersen soruşturmayı yürüten Savcı Celal Kara ile görüşürüm. Bunlar yakında gidecek sen bari kendini kurtar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, hükümeti ve Türkiye’yi suçlama karşılığında Türkiye’de Reza Zarrab’ı kurtaramayan FETÖ’cüler şimdi Amerika’da aynı oyunu sahneliyor. Yine FETÖ’cü polislerin marifetiyle. Nereden bakarsanız bakın, bunun adı ihanettir.

Hülasa, Gülen ile gönül bağını devam ettirenlerin tamamı, (farkında olarak veya olmaksızın) ABD’nin ajanlığını yapmaktadır. Bu ülkeye, bu ülkenin seksen milyon insanına da ihanet etmektedir. Gereken neyse yapılmalı.

Ötesi yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.