Soğuk savaş günlerini iliklerine kadar yaşayan ve hisseden ender ülkelerden biridir Türkiye…

Coğrafi konumu kadar bu durumu Osmanlı payitahtı olma özelliği de kat be kat pekiştirmektedir.

Belki de bu yapısı nedeniyle İslam ülkeleri arasından Türkiye aslına uygun bir şekilde İslam'ı anlama ve yorumlamada muadillerine fark atan ender ülkelerdendir.

Buhara, Şam, Basra, Kufe, Kudüs, Kahire, Mekke ve Medine zamanın İslam kültür merkezleri iken bu gün bu özelliğini kaybetmesinin yegane nedeni aynı anlayışa paralel devlet yapısına sahip olmayışlarındandır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte Türkiye kaybetmek üzere olduğu bu önemli özelliği yeniden kazanmanın mutluluğunu dün 15 Temmuz Şehitleri Anma Günü'nde bir kez daha yaşadı.

Bir zamanlar ekranlarda “Allah Ismarladık… Allah rahmet eylesin… Maşallah…” gibi en güncel kavramlarımızın bile çağdışılık olarak nitelendiği günlerden gün boyu meydanlarda ve ekranlarda selaların, ezanların, tekbirlerin eksik olmadığı günlere nihayet gelebildik.

Osmanlının yıkımı sonrasında CHP üzerinden dinsizleştirilip başıboş, amaçsız ve ruhsuz hale dönüştürülen toplum, planlı bir şekilde haçlı batının kurup desteklediği FETÖvari cemaatlerin eline teslim edildi.

İngiliz Başbakanı Golston'un, 'Bu Kur'an'ı Müslümanların elinden almadıkça onlara hükmedemeyiz. Ya bunu ellerinden almalıyız veya onları Kur'an'dan soğutmalıyız' sözü İslam ve Türkiye topraklarında yapılan operasyonun şifrelerini verir gibiydi.

Türkiye'de olsun İslam ülkelerinde olsun devlet yönetimlerine atanan İngiliz valileriyle işbirliği içinde köklü, paralı ve kapalı kapılar ardında laikçi zihniyetle el birlik yol alan irili ufaklı bir yığın cemaat türedi.

Bu cemaatlerin dikkat edilecek olursa en büyük özelliği Kur'an'a hizmet adı altında Kur'an'dan kopuk nesil yetiştirmeleridir.

Diğer özellikleri ise Allah'ın emrettiği “akletme ve düşünme” yeteneğini devre dışı bırakma ile Müslümanları olabildiğince devlet işlerinden uzak tutmalarıdır.

Özgür düşünmek ile fikri tartışmanın da önünde en büyük engel olan bu cemaatlerin lider ve tabiilerinin ne yaptığına bakılacak olursa kime hizmet ettikleri daha iyi anlaşılır.

Öylesine güzel organize olmuştur ki bu cemaatler her birinin Kur'an aşkıyla yanıp kül olduğunu sanmamanız imkan dışıdır.

Yapılan algı operasyonu o kadar güçlüdür ki adeta sanırsız ki bunlar olmasa dünyanın sonu gelmiştir. Biri kendisi olmasa Kur'an öğretiminin sekteye uğradığı hissini millete verirken bir diğeri ahlakın hadimi, bir diğeri iman kurtarıcısı, bir diğeri tevhidin kalesidir.

Para ve güçlerinden aldıkları destekle maalesef Kur'an hizmetçisi olan bu yapıların Kur'an'dan kopukluklarının en büyük göstergesi ise birbirlerinden kopuk olmalarıdır.

Kur'an geldiği dönem itibariyle birbirine rakip bölge insanını bir potada eritir gönülleri birleştirirken bu gün Kur'an'ın hizmetçisi olarak ortaya çıkan bu yapıların birbirine rakip olmasının nedeni Kur'an'dan olabildiğince uzak olmaları ve milleti de uzak tutmalarından kaynaklanmaktadır.

Ne ilginçtir ki bu yapıların hedefinde ilim yuvalarımız olan İmam Hatipler ve İlahiyat fakülteleri gelmektedir.

Birbirinden farklı ortamlarda cemaatsel yapıya sahip olmayan ve olmaması gereken ilim adamlarımızın insanı küfre götürmeyen sadece alışılagelenin dışında yaptığı bir yorum bu yapıların hedefi haline gelmelerinde ve tekfir edilmelerine yetipte artmaktadır.

İslam'da fikir hürriyetinin İslam'ın koruyucu ve geliştirici kalkanı olduğu bilinmesine rağmen bu yapıların fikir hürriyetinin önüne tekfir ile geçmeleri, Kur'an'dan kopuk olduklarının başka bir delilidir.

Bilimsel düşünce ve bilimsel araştırmanın ortaçağ kilisesinin korkulu rüyası olduğu gibi bu gün aynı şekilde bilim ve araştırmanın köhnemiş bu yapıların korkulu rüyası olduğu muhakkaktır.

Bazıları FETÖ müntesiplerinin tamamının üniversite mezunu okumuş yazmış insanlar olarak bilimsel tabanı olduğu halde milletin başına bela olduklarını meselenin bilimle alakası olmadığını söyleyebilir.

Ve bu şekilde mevcut bilimden uzak cemaatlerin varlığına delil getirebilir.

Ne yazık ki FETÖ ve aynı kulvarda seyreden Türkiye'de köklü cemaatlerin tamamının programlarının en katı laiklik üzerine temellendirildiğini anlamamak için epey bir saf olmak gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.