Terör devleti İsrail’in Filistin Devleti’nin başkentini gaspedip kendine başkent yapması dünyada eşi benzeri görülmemiş bir işgal çeşididir.

Hatırlarsak, Trump geçen sene Aralık ayı başlarında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmiş, Cumhurbaşkanımız Erdoğan da İslam İşbirliği Teşkilatından çıkan kararla Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu açıklamış, haydutlara fırsat vermemişti.

Şimdi bu haydutlar birbirlerinin gölgelerine sığınarak bu işgali meşrulaştırmak için bütün dünyanın tepkisine rağmen ABD Tel Aviv'deki Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıdı.

Bunu yaparak Trump Siyonistler’e verdiği sözü tutmuş olacak belki. Oysa ABD farkında olmadan kendi devletinin sonunu hazırlıyor, Calut’un Talut karşısında sonunu hazırladığı gibi. Artık kaderi ilahi tecelli edecek ve ABD, İsrail ile birlikte sapan taşlarının hışmına uğrayıp yokolacaklar.

Mübarek Ramazan ayına kan ve göz yaşıyla girildi böylece. Kudüs ağlıyor, Filistinli özgürlük savaşçıları tutsak edilmiş ilk kıbleyi sapan taşlarının gölgesinde 59 şehid ve 3 bine yakın yaralı ile korumaya çalışıyorlar.

Doğu Kudüs’ün 70 kilometrelik kapsam alanı içinde Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'yı barındırıyor olması önemli bir ayrıntı. Bu açıdan bakıldığında ümmetin namusu niteliğindeki Doğu Kudüs’ün muhafaza edilmesi ümmet için varoluş mücadelesinin bir parçası.

Müslümanların hizmetkarlığında yönetimi sağlanan Kudüs en huzurlu dönemlerini yaşamış, üç semavi din için de önemli olan bu kutsal şehir şerefiyle varlığını sürdürmüştü. Bu Kudüs şehri, İbranice’de Yeruşalayim yani Barış şehri anlamına geliyor. Buna rağmen hem Hristiyanlar, Haçlı seferleriyle, hem de Yahudiler yüz yıllık işgal politikaları ile Barış şehrini kan ve kin şehri haline getirdiler. Bütün insanlığın nefretini üzerlerine topladılar. Kudüs’ün barış şehri, kutsal şehir olarak asli hüviyyetine kavuşması ancak Müslümanların idareyi yeniden ele almaları ile mümkün olacaktır.

Şöyle yakın tarihimize baktığımızda görülecektir ki Kudüs 1517’den 1917’ye kadar Osmanlılar’ın hakimiyetinde bir bebek gibi huzurla yaşamış, üç semavi dine de barış ve huzur getirmişti. Fakat 1917 yılında İngilizler tarafından işgal edilmesiyle birlikte bölgede kan ve gözyaşı eksik olmamıştır.

Avrupalılar’ın Yahudiler’e uyguladıkları soykırım günahını çıkarmak için bu bölgeyi Yahudiler’e peşkeş çekmesiyle birlikte, ezilen, kanları dökülen hep Filistinliler olmuştu. Gerçek düşmanı görmekten aciz korkak Siyonistler de masum Filistinliler üzerine kan kusmuş ve kusmaya devametmektedirler. Hem Avrupalılar hem de Siyonist Yahudiler suçluluk hissiyatıyla masumların kanına girmekten geri durmadılar.

Avrupalılar’ın yardımıyla 1920’den sonra Filistin topraklarına Yahudi göçü hızlandı. Nüfus dengesi de buna bağlı olarak değişime uğradı. 1922 yılında Filistin’deki Yahudilerin 83 bin olan sayısı 467 bine çıktı. Nüfusun Yahudiler lehine değişime uğramaya başlaması ile birlikte Yahudi sorunu gündeme getirildi.

Yahudiler’e söz vermiş olan İngilizler 1947 yılında Birleşmiş Milletler’e başvurarak kesin bir çözüm talebinde bulundular. Sonra 14 Mayıs 1948 yılında İsrail devleti kurdurtuldu. 1967'de İsrail Doğu Kudüs'ü işgal etti. Nufüsu artırma üzerine yaptıkları politikalarla ciddi mesafeler kaydettiler. Oysa bu bölgede Yahudi sayısı 1993’e kadar sadece bir kaç yüz iken kaydırma ve çocuk yapma politikaları ile 155 bine ulaştı ve çoğunluğu Yahudliler elde ettiler. 2008 yılı hesaplarına göre şehirdeki 456 bin kişinin 208 bini Müslüman, geri kalan 248 binini Yahudiler oluşturmakta.

Hal böyle olunca Yahudileri ihbar edecek taşları atacak neferlerin sayılarının artırılmasına ihtiyaç var. Şu anda Filistin’de Müslümanların yapması gereken yoğun bir nufus artış politikası olmalı. İmanlı neferler olmadan Siyonizmle kim mücadele edebilir ki?

Nüfus politikası Filistin için geçerli olduğu kadar diğer Müslüman ülkeler için de geçerlidir. Bu yüzden, DEVLET devlet olmasının gereği olarak Eğitim, Sağlık, Savunma imkanlarını sonana kadar sunacak ve HALK da üzerine düşeni yapacak. Çözüm burdan geçiyor.

Elindeki silaha güvenen zalim ve vahşi Calutlarla savaş verecek imanlı özgürlük savaşçısı Talutlar’ın sayıları artırılmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.