Toplumları helak eden en büyük hastalıklardan biri kuşkusuz dedikodu hastalığıdır. Dedikodu hastalığına isteyerek yada istemeyerek iştirak eden bir toplum içten içe çürümeye başlar. Bu hastalığın toplumda meydana getireceği derin yaralar iflâh olunmaz kangrenlere çevrilir ve sonunda yokoluşu hazırlar.  

Alt katı samanlık olan bir eve atılmış ateş gibidir dedikodu. O atılan ateş samanlıkta yanmaya sevdalı bütün samanları yakmakla kalmaz, aynı zamanda masum canları, insanından evcil hayvanlarına kadar herşeyi yakıp kül eder. Yangın söndürülüp, ortalık durulunca geriye sadece yanık ve is kokan, acıların olduğu perişan bir harabe kalır.

Dedikodu denilen hastalık fitne ile yaşam bulur. İnsanların araştıma hassasiyetinden yoksun, dedikoduya meyilli oluşları hastalığın salgın hale gelmesine neden olur, yayıldıkça yayılır. Aklı başında, hikmet sahibi birilerinin çıkmasına kadar bu salgın hastalık devameder gider.

Dedikodunun yapılması kendi başına büyük bir cinayettir. Tek bir sözle başlar dedikodu, cümlelerle evrilerek gelişir, sonra insanların arasında yayılarak ölümcül darbelerini vurmaya başlar. Basit bir sözün ne kadar gücü olabilir ki? diye düşünülebilir. Oysa basit bir söz en güçlü silahların yapamayacağı tahribatı yapabilir toplumda. Büyük savaşlar, bir cümleyle başlar; kırk yıllık dostluklar bir cümleyle düşmanlığa dönüşür;  sevgi, saygı ve güvenle ilmek ilmek örülmüş devlet-millet muhabbeti bir fitne kıvılcımıyla yanıp kül olabilir.

Ne güzel demiş Yunus Emre’miz “Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı; Söz ola ağulu aşı, Yağ ile bal ede bir söz”

Sözümüzün daima kavgalar çıkartan değil de savaşlar bitiren sözler olması için düşünerek sözlerimizi cümlelere dökmeliyiz. Düşünmeden, araştırmadan, sonu hesap edilmeden yapılan açıklamalar fitne canavarını kamçılar. Kamçılanan bu çanavar dostları yaraladığı gibi düşmanları sevindirir.  

Dedikodu hastalığının kapanmaz yaralara neden olmaması için toplumun üst kademesini temsil eden özellikle kanaat önderlerinin kılı kırk yararcasına hassasiyetle hareket etmeleri gerekir. Toplumun birlik ve beraberliğini rencide edecek, değerlerini hedef göstertecek söylemlerden kaçınmaları gerekir. Toplumu bir arada tutan ortak değerler vardır. Ortak değerlerin aşındırılması, birlik ve beraberliği yokeder. Birlik ve beraberliğin olmadığı yerde devlet iktidar olamaz. Devletin olmadığı yerde ne can güvenliği, ne mal güvenliği ne de şeref ve haysiyet kalır. Birbirine bağlı çarklar gibidir bunlar. Devlet halkının, halk da devletin varlığına muhtaçtır. O yüzden daima ferasetle ve hikmetle hareket edilmelidir.

Fitneye sebebiyet verecek açıklamalarda bulunmak yada bu açıklamalara sebep olmak ayrı bir zaafiyet göstergesidir. Hatalardan ders alıp bir dahaki sefere daha dikkatli olunmalı, düşmanı memnun edeyim derken dostları üzme ferasetsizliğinden de kaçınılmalıdır. Önümüzde ciddi günler var. Korunması gereken hassas dengeler var...

Ortaya atılan bir dedikodunun kaynağı araştırılmadan, niyet ve kasdı tam olarak belirlenmeden “fırsat bu fırsat” deyip pervasızca meselenin üzerine üzerine gitmek, ortalığı kırıp dökmek ise bir başka cinayettir.

Dini duygulardan, ahlaki değerlerden yoksun olan kişi yada kuruluşların getirmiş olduğu haberlerin acılara, pişmanlıklara sebebiyet vermemesi için iyice araştırılması, devlet ve toplum ilişkisinin sıhhati için hava gibi su gibi gereklidir.

Devletimizin ve milletimizin her zamankinden daha çok uyanık olmaya ihtiyacı var. Ortaya atılan fitnelerle uğraşmak yerine ümmetin birlik ve beraberliğinin güçlenmesine yönelik çalışmalara zaman harcansa olmaz mı? Kahraman askerlerimiz gecelerini gündüzlerine katıp, kar-kış demeden milletin can ve namusu için can vermekteler. Onlarca askerimiz bu yolda şehit oldular.

Vatan, millet, din ve ümmet sevdasını halkıyla birlikte kucaklamış olan bir devleti hiçbir zaman yenemeyeceklerini çok iyi anlayan iç ve dış düşmanlar fitneler çıkartarak bu bağı koparma, dostu dosta kırdırma hevesindeler. Ferasetle, dokuz düşünüp bir söylenmelidir.

Değer yoksunu düşmanların hertürlü tuzaklarına karşı devlet ve milletçe daima uyanık olmaya mecburuz.

Fitne çıkarmak bu yüzden adam öldürmekten daha tehlikelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.