Bugün, İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ve Fransa’nın son yaptığı Menbiç çıkışıyla Suriye’nin nereye doğru süreklendiğini analiz edecektim. Ancak daha önce söz verdiğim bir röportajı yayınlamak istedim. İşin özü şu, Fransa K.Suriye’de Türkiye’yi dengeleyecek; İsrail ise, Güney Suriye’de Rusları dengelemesi istenmektedir. Yakında ortaya çıkacak gelişmelere paralel İran’ın alacağı pozisyon Türk-İran, İran-Fransa ve İran-Rus ilişkilerinde ilginç gelişmeler yaşanması muhtemel gözüküyor.

Şu anda Anadolu Ajansı Fransızca haberler bölümünde çalışan Fatih Karakaya ile Fransa'yı ve Fransa'nın son çıkışlarını değerlendirdik.

H.A.:Fransa ile Türkiye'nin diplomatik ilişkileri çok eskilere dayanıyor değil mi?

F.K.: Evet, Fransa ile Türkiye çok yakın ilişkiler içinde olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman'ın François'ya gönderdiği fermanlar ortadadır. Ayrıca, Fransa ilk büyükelçiliğini 1534'de İstanbul'da açmıştır. Ancak, bu ilişkilere rağmen, Fransa her zaman dostane davranmadığı aşikâr.

Son yıllarda PKK'ya destek konusunda Fransa ön plana çıkıyor. Hatta Fransa'nın Menbiç'e asker göndereceği söyleniyor. Yalanlamalar oldu ama işin aslı nedir?

Fransa, PKK'ya desteğini 1980'li yıllarda başladı. Mitterand'in eşi bu konuda çok ön plana çıktı. Daha sonra diğer Cumhurbaşkanları Chirac, Sarkozy, Hollande ve Macron bu desteğe devam etti. Özellikle Hollande döneminde Elysee'de PKK delegasyonu ağırlandı. PKK yandaşlarının Avrupa Konseyi önünde çadır kurmalarına izin verildi. 365 gün / 24 saat orada nöbet tutuyorlar. Her hafta yürüyüş düzenliyorlar.

Geçtiğimiz hafta aynı şekilde PKK delegasyonu Macron ile Elysee sarayında görüşmeler yaptı. Asıl ilginç olay orada oldu. Elysee açıklama yapmadan, bir takım PKK yanlısı gazeteciler, PKKlılara dayanarak Fransa'nın asker göndereceğini duyurdu. Amaç belliydi. Eğer Fransa oraya asker gönderirse Türkiye Menbiç'e giremeyecekti. Ancak Elysee'den apar topar açıklama geldi ve yeni bir gelişme yok dendi. Türkiye'nin sert açıklamaları ardı ardına gelince de Fransız medyası yine Erdoğan'ı ve Türkiye'yi suçladı.

Peki Macron'a rağmen nasıl bu açıklama geldi?

Aslında burada Macron'u oldu bittiye getirmek istediler. Şunu hatırlatmakta fayda var. Fransa'da iktidarda kim olursa olsun, bazı konuları hep arka planda birileri yönetir. Mesela ekonomi Jacques Atilla'nın elindedir. Dış politika Bernard Henri Levy (BHL) karar verir. Hatırlayın bir anda Fransa'nın Libya'ya askeri operasyon düzenlenmesi, Kaddafi'nin öldürülmesi bu kişinin kararıdır ve gizli bir bilgi değildir. Herkes bunu açık şekilde bilir. Hatırlayın o dönemde Sarkozy ve BHL'in Libya'da ki zafer turlarını. Şimdi Sarkozy'nin ö dönemde rüşvet aldığı ortaya çıkmış durumda.

İşin ilginç tarafı ise 2015 yılında Atilla, 2017'de ki Cumhurbaşkanı tanınmamış biri olacak diyor. Ve öyle de oluyor. Belki Türkiye halkı Macron'u ünlü bir siyasetçi falan sanır ama yılda 400 bin € maaş ile bankacılık yapan bir adam bir anda Hollande'ın danışmanı oluyor, ardından bakan oluyor, ardından Hollande ile kavga edip bağımsız takılıyor ve seçiliyor. Bunlar tesadüf olamaz.

Ve şu anda Macron'u seçtiren grup ile BHL grubu arasında kavga yaşanıyor. En son Kuzey Irak'ta bağımsız Kürt devleti referandumunda gördük. BHL destekler iken Macron karşı çıkmıştı.

Bu PKKlılar ile Elysee de ki görüşmeden bir gün önce de Fransız devlet kanalında yine Türkiye ile ilgili bir araştırma haberi yapmıştı. MIT tırları ile ilgili. Orada yine Daesh'e destek hikayeleri falan söylendi. Ertesi gün de PKK'ya destek açıklamaları. Aslında Macron'un elini kolunu bağlamak, hazır kamuoyu da ısıtılmışken bir Türkiye-Fransa çatışması çıkarmak istediler.

Olabilir mi öyle bir şey?

Şimdilik mümkün görünmüyor. Fransa bu konuda yalnız başına hareket edemez. Şunu hatırlamakta fayda. Fransa'nın efsane cumhurbaşkanı De Gaulle tam bağımsızlık için NATO'dan ayrılmıştı. Sarkozy yeniden Fransa'yı ABD'nin güdümüne soktu. Dolaysıyla Fransa asla kendi başına hareket edemez. ABD ile danışıklı yer mi değiştiriliyor, ABD çekiliyoruz deyince Fransa bu boşluğu dolduruyor mu bilinmez. Bana göre bu hem ekonomik hem siyasi hem de askeri olarak zor görünüyor. Fransa, şu anda Afrika'da birçok terör karşıtı operasyon yürütüyor. Çok ağır olan bu operasyonlar dururken yeni cepheler açmaları zor.

Türkiye ile ilişkiler bozulur mu?

Burada da diplomasi dili çok önemli. Baktığımız zaman Rusya'ya karşı alınan yaptırımlar, diplomatların sınır dışı edilmesi Türkiye'ye karşı yapılamıyor. İlişkiler çok iyi de denemez ama en azından tavırlar farklı.

Bunun birçok nedeni var. Avrupa'da yaşayan milyonlarca Türk var. Kriz halinde onların tavrı ne olacak? Ayrıca göçmenler konusu Avrupa'nın az-boz değil gerçekten kabusları. Sokaklarda 3-5 göçmen görünce ülke elden gitti feryatları kopuyor. Türkiye'nin Suriye'li göçmen akımını durdurması işlerine o kadar geliyor ki şimdilik bu dengeyi bozmayı göze alamıyorlar.

Ama arka planda kontrollü göçmen de almayı ihmal etmiyorlar. Birçok bağımsız araştırmalara göre göçmenlerin ekonomiye katkısı büyük. Onlar bunu kalifiye eleman ile sağlamaya devam ediyorlar.

Fakat Macron-Erdoğan görüşmesinde PKK ile ilgili net açıklamalar yapıldı. Macron PKK ile mücadelenin amansız devam edeceğini söyledi. Bu bir çelişki değil mi?

Maalesef hiçbir ülke Türkiye kadar dobra konuşmuyor. Türkiye yapacağım dediği zaman yapıyor, göründüğü gibi oluyor, olduğu gibi görünüyor. Batılı ülkeler için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Son yıllarda Avrupa terör hareketlerinin sığınağı haline geldi. Çünkü terör tanımlaması değişti. Artık terörist dedikleri kişiler sadece kendilerine saldıran kişiler. Başka ülkelere saldırmış çok önemli değil. Hadi bunu bir şekilde anlayalım, ama bununla da yetinmiyor kendi önceliklerini herkesin önceliği olmasını istiyorlar. Bu bağlamda 40 yıldır PKK ile mücadele eden Türkiye'yi hele onları bırak, bize saldıran Daesh ile ilgilen diye dayatıyorlar. Bunu yapmayınca da adı "Daesh'e destek" oluyor.

Halbuki PKK yandaşları birçok kez Fransa'da Kürt kökenli vatandaşları gasp etmekten, zorla haraç almaktan mahkum oldu. Interpol raporlarına göre uyuşturucu pazarı PKK'nın elinde.

Buna rağmen destek neden ediyor?

Asıl anlaşmazlık kelime oyunlarında. PYD nin PKK olmadığını iddia ediyorlar. Elysee'de ağırlanan kişiler de zaten PKK adına gelmiyor. Suriye Demokratik Güçler (FDS) delegasyonu olarak ağırlandılar. Bu delegasyondan bahsedilirken de özellikle "Kürt ve Araplardan" oluşan demeyi ihmal etmiyorlar. Tüm meselede burada kopuyor. Ne zaman ki bu ayrımı yapmayı bırakırlar o zaman sorunun çoğu gider.

Bu mümkün mü?

Hayır mümkün değil. Çünkü amaç gerçeği bulmak değil. Biliyorlar ki Daesh bir tehdit. İsteseler, Türkiye ile işbirliği yapsalar, bu terör örgütü çok kolay bertaraf edilecek. Ama tıpkı göçmenlerde olduğu gibi bir kez daha Türkiye'ye mahkum olmak istemiyorlar. Bunun için de terör örgütlerini kullanmaya devam edecekler. Hatta o bölgede ne kadar karışıklık olursa işlerine gelecek. Türkiye bu nedenle sadece askeri değil siyasi arenada özellikle de dış kamuoyunda iyi çalışmalar yapmalı.

Maalesef Batılı gazeteciler sabah, akşam Türkiye hakkında yalan haberler yazıyor biz de cevap yetiştirmeye çalışıyoruz. Medyamız yeteri kadar o ülkede olan olaylarla ilgilenmiyor. Kamuoyunu etkileyecek yabancı dilde yayınlar yok.

Şu anda neredeyse Türkiye nefreti, İslam nefretinin önüne geçti. Bunu görmüyor, umursamıyor ve önlem almıyoruz. Bunun acısını da çok çekiyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.