Geçenlerde Le Parisien gazetesinde, aralarında Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de bulunduğu 300 entelektüel (!), yazar ve siyasetçinin imzasını taşıyan bir manifesto yayınlanmış, şiddet ve Yahudi düşmanlığı yaydığı iddiasıyla Kur’an-ı Kerim'den bazı ayetlerin çıkartılması gerektiğini söylemişlerdi.

Hakikaten bu Fransızlar her nedense sürekli meselelere Fransız kalıyorlar. İncil’i tevhit çizgisinden çıkarıp hurafelerle besleyip, bugünkü Hıristiyanlığı tesis eden Pavlus gibi yeni yetme Fransızlar da İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an’ı tahrip edebileceklerini zannediyorlar. Kendi dinlerinin tahrif olmasını engelleyemeyen bu kıskanç Batılılar, bizim dinimizin de tahrif olmasını istiyorlar. Ama buna asla muvaffak olamayacaklar.

Bundan on beş sene önceydi....

İngiltere’de 2003’lü yıllarda doktora çalışmamı yaparken buna benzer bir hadise yaşamıştım. Amerikalıların FETÖ’yü besleyip büyütürken ılımlı İslam yaratma projelerinin bir parçası olarak Furkan diye bir Kur’an bastırmışlardı. Bu Kur’an’ın içinden hoşlarına gitmeyen bütün ayetleri çıkartıp yeni bir kitap oluşturmuşlar adına da FURKAN adını vermişlerdi. ABD’li Evangelistler bu çirkin hadiseye Körfez ülkelerini alet etmişler, kitabı Kuveyt’te bastırmışlardı.

Şükürler olsun İslam âlimleri bu çirkin oyunu görmüşler, onların kurdukları tuzağın farkına erken varıp, tavırlarını sergilemişler, daha dağıtımı bile yapılamadan yok edilmişti. O zaman, gençlik heyecanıyla, bu din tahrifçilerine karşı bir reddiye bile yazmıştım...

Din tahrifçileri Kur’an’ın asla değiştirilemeyeceği gerçeğini görmüş olmalarına rağmen Fransızlar bunu görmekte geç kalmış olmalılar ki yeni piyasaya çıkıyorlar. İşte bu yüzdendir ki diğer konularda oldukları gibi bu konuda da meseleye Fransız kalmış olmalılar.

Bunun yanında, Kur’an’ın asla ve kat’a değiştirilemeyeceği gerçeğini en sonunda öğrenmiş olan çoğu batılı müsteşrikler bu huylarından vazgeçerek, yeni tahrif yöntemleri geliştirmişler, bu defa sünneti hedef almışlardır.

Kur’an ancak ve ancak sünnetin muhafaza edilmesi ile korunabilir. Sünneti tahrif etmek bir bakıma Kur’an’ı tahrif etmek anlamına geleceğini bu uyanık şeytanlar çok iyi biliyor. Ümmetin birlik ve beraberliğinin yine ancak ve ancak sünnet ile gerçekleşeceğini bilen bu şeytanlar bizi sünnet ile parçalamaya, sünnet ile yaralama çabasındalar.

Yine geçenlerde bir sosyal deney seyretmiştim, Batı’lı insanların ne derece İslam’a ve Müslümanlara önyargı ile yaklaştıkları konusundaydı. Tam da Fransızların Fransızlıklarını anlatan ilginç bir deney.

Hadise Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da geçer. Deneyi yapan programcı genç bir İncil satın alıp kapağını da “Kuran-ı Kerim” yazan kapakla değiştirir. Sonra, Amsterdam sokaklarında dolaşıp, önüne çıkan Hollandalılara, İncil’den bölümler okumaya başlar. Kur’an-ı Kerim’den bölümler dinlediklerini zanneden Hollandalılar, okunan bölümler için çok sert eleştirilerde bulunurlar. Tepkilerde Kur’an’ın çok agresif bir kitap olduğu, kadınların ellerinin kesilmesinin ne kadar kötü, bunların kabul edilemez olduğu, dünyanın değiştiği Müslümanların da bu değişime uyması gerektiği gibi ifadeler kullanılır.

Deneyin sonunda programcı “size küçük bir sürprizimiz var” diyerek okudukları kitabın Kur’an değil, İNCİL olduğunu kapağının değiştirildiğini gösterir.

Hollandalılar bu durum karşısında şaşkınlıklarını gizleyemezler. “Nasıl olur, ciddi misiniz? Böyle bir şey olamaz. Böyle olacağını bilemezdim hem de hiç! İnanılmaz, iğrenç bir durum. Gerçekten bu bir ön yargı, aslında ben pek önyargılı biri değilim ama maalesef bu konuda önyargılıymışım. Küçükken incil hikayeleri okurdum. Hristiyan okuluna gittim. Ama İncil’de bunların olduğunu bilmiyordum...” gibi itiraflarda bulunurlar.

Daha önce söyledikleri sözlerden utanıp, nasıl bu derece önyargılı olabildikleri konusunda şaşkınlıklarını gizleyemezler...

Hadi neyse önyargılı Batılıları bir kenara bırakalım, ya biz Müslümanlara ne demeli? Biz kendimiz bile kendi Kur’an’ımızın sünnetimizin farkında değiliz. Sadece medyanın bize vermek istedikleri ile dinimizi tanımlamaya çalışıyoruz. Oysa bize düşen Allah’ın bize bir yaşam bedeli olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz’i (sav) tanımak ve onun getirdiği Kur’an’ı en ince detaylarına varıncaya kadar okuyup hayatımıza uygulamak olmalı.

Kısacası, Batılıların Kur’an’ı tanımaları şöyle dursun, onlar kendi dinlerinin kitaplarına bile Fransızlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.