Unutmak, insanın mayasında olan bir hal. Bazı dilbilimciler, “insan” kelimesinin unutmak anlamını taşıyan “nisyan” kelimesinden köken aldığını iddia ederler. Ama unutmak insan için her zaman kötü bir hal değildir. Mesela, bir sıkıntı ve belaya uğramış bir kişinin yaşadığı acıları unutması, onun için büyük rahmettir. Geçmişin acılarını hiç unutmayıp hep taze olarak hatırlamak, her an düşünmek; insanın günlük yaşamını derinden etkiler, şevkini ve ümidini kırar, onu karamsar yapar…

Geçmişin acılarını unutmak gerektiği gibi geleceğin muhtemel sıkıntılarını da erkenden dert edinmemek, yoka ve olmamışa olmuş rengi verip endişe duymamak da gerekir… Kısacası, geçmişin elemlerini, geleceğin kaygılarını unutarak sadece şu anı yaşamak, şu anın dertlerini yüklenmek ve şu anın problemlerini çözmek akıllıca bir davranıştır.

İnsanın asıl kaçınması gereken bir unutma türü vardır ki, buna gaflet denebilir. Gaflet kişiye görevlerini ve sorumluluklarını, daha doğrusu kendini unutturan bir durumdur.

İnsanı sorumluluklarından uzaklaştıran hiçbir unutmanın mazereti yoktur. Pek çok unutmalar, insanın dikkatini yeterince teksif edememesinden kaynaklanır. Bu unutmalar, insanı, hesap vermekten, ceza görmekten kurtaramaz.

Kırmızı ışık yanarken durmayıp gitmek, bu sebeple bir kazaya sebep olmak; “dalgınlığıma geldi” mazereti ile geçiştirilemez; ceza yemekten de insanı engellemez.

Mutlak manada unutulmaması gereken durumlar vardır. İnsanın bu durumlarda kendindeki unutma zaafına karşı tedbir alması gerekir.

Ben kendimden bir misal vereyim.

Diyaliz hastasıyım. Haftanın üç günü sabah saat 5.45’te bir servis gelip beni hastaneye diyalize götürüyor. Ben o vakte hazırlanmak için çalar saatimin alarmını 5’e ayarlıyorum. Ayrıca cep telefonun alarmını da yedeğe alıyorum. Ayrıca o geceler erken yatıyorum. Çünkü diyalizin günü, saati belli. Beni, kanımı kirlerimden, arındıran bu tedavinin telafisi yok. Kaçırdığımda vücudum mutlaka hasta olacaktır. O yüzden sabah kalkış saatimi, diyaliz günümü, unutma, uyuya kalma gibi bir mazeretle kaçırma şansım yok…

İşte böyle durumlarda tedbir insana düşer.

Aynen böyle, namaz vakitleri, bilhassa sabah namazının vakti için de aynı kural geçerlidir. Namaza kalkabilmek, namazlarını unutmamak için kişi her türlü tedbiri almalıdır. Çünkü kişinin dünyaya geliş amacı ilk başta kulluk ve ibadettir. Ama bunu unutup gündelik hayatımızdaki problemlere dalmak bizi gaflete sürükler. Ufak bir dünyevi mutluluğumuz ve menfaatimiz için almış olduğumuz tedbirleri dinin emirlerini yaşamak, uhrevi hayatın mutluluğunu sağlamak için uygulamaktan kaçınmak sadece gaflet ile açıklanabilir.

Allah Resûlü, unutkanlıktan şikâyet eden bir sahabesine “sağ elinden yardım al” yani “hatırlamak istediğin konuyu not al” tavsiyesinde bulunmuştur. Bu bize hem not alma konusunun hem de tedbir almanın önemini, en güzel örnek şahsiyetten anlama fırsatı veriyor.

Bu yüzden, kul olarak hem dünyevi hem de uhevi hayatımızı tanzim noktasında gaflet uykusundan uyanıp daha planlı ve daha düzenli olmamız, Müslüman kimliğimizin bir gereğidir. Müslüman, dağınık, plansız, düzensiz değil, tam tersi gününü namazlarına veya diğer ibadetlerine göre taksim edip dünyevi tüm görevlerini de bu çerçevede aksatmadan planlayan kişi olmalıdır.

Rabbim hepimizi, farklı “gaflet uykularımızdan” uyanabilmiş kullardan eylesin.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-07 00:20:44

Yazarimiza ALLAH im ŞAFi ismiyle şifa versin. Rabbim hepimizi, farklı “gaflet uykularımızdan” uyanabilmiş kullardan eylesin. Amin