Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını sallar

Can Dündar gibilerin şüpheli bir şekilde ülkeyi terk etmesinin, darbeden haberi olup olmadığı sorularını akla getirdiğini kaydeden Bayraklı, “‘Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını sallar’ sözünü düşünecek olursak kimin ülkesine sığındıysan onun çıkarlarına uygun yazı yazmaya esir olursun. Bu gibi insanların da durumu bu” dedi.

Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını sallar
Tarih: 14.11.2016 08:41:16

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

ozlemdogan@milatgazetesi.com

 

ABD seçimlerinden Trump'ın zaferle çıkması dünyanın gündemine oturdu. Trump'ın yönetimi ele aldığında özellikle Suriye ve 15 Temmuz'dan sonra Türkiye ile olumsuz seyreden ilişkilerinde nasıl bir politika izleyeceği yönünde tahminler yürütülüyor. Diğer yandan başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinden destek gören PKK terör örgütü ve uzantılarına karşı sert tepki veren Türkiye'nin iç ve dış politikadaki adımlarını ve son gelişmeleri Türk Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi, SETA İstanbul Dış Politika Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Enes Bayraklı'yla konuştuk.

Popülist siyaset yükselişe geçecek

ABD halkı Trump'a evet dedi. Bu sonuç bekleniyor muydu?

Trump'un seçilmesi dünyada bir şok etkisi yarattı. Batı'daki siyasetin aşırı sağın yükselmesine bakacak olursak çok büyük bir sürpriz değildi. Trump'ın seçimleri kazanması,  başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa'daki popülist siyasetin yükselmesini daha da fazla tetikleyecektir.

Obama dönemi sona ererken Türkiye ile ilişkileri açısından en çok akılda kalan ne olacak?

Obama yönetiminin son beş senedir takip ettiği politika; kararsızlık, idare etme ve kesin adımlar atmama üzerine kuruluydu. Bu yüzden Türkiye ile ciddi problemler yaşadı. 15 Temmuz kalkışmasının arkasında ABD istihbaratının bir kısmının olduğu yönünde de Türkiye'de bir algı oluştu. Darbe kalkışması sonrası Obama'nın verdiği laubali tepkiler de ülkemizde tepkiye sebep oldu. Obama yönetiminin son on yılındaki en büyük başarısızlıklarından biri de Türkiye ile ilişkilerin bu noktaya gelmiş olmasıdır.

 

Trump, siyasi statükodan nispeten uzak

Obama'dan farklı bir siyaset yürüteceği sinyallerini veren Trump'ın yönetiminden olumlu beklentiler içine girilebilir mi?

Trump'ın Washington'daki yerleşik siyasi statüko ile ilişkileri diğer siyasetçilere göre nispeten az. O yüzden Türkiye'nin PYD ve FETÖ konusunda beklentileri var. Gülen'in iadesi söz konusu olursa, bu ABD'nin Türkiye ile ilişkilerini büyük oranda iyileştirecektir. Şu an iki ülke arasındaki ilişkiler hususunda belirsizlik hâkim ama gelen sinyaller olumlu olacağı yönünde.

 

Gülen'in iadesi kırmızı çizgimiz

Türkiye'nin yeni başkandan beklentisi FETÖ terör örgütü başı Gülen'in iadesi. Sizce bu kısa ya da uzun vadede mümkün görünüyor mu?

Gülen'in iadesi ilgili meselede gözaltına almak, deport etmek ya da başka ülkeye göndermek gibi ABD'nin mutlaka ciddi bir adım atması gerekiyor. Başka türlü ABD ile ilişkilerimizin normalleşmesine imkân yok. Bu açıdan bakıldığında Gülen'in iadesi kırmızı çizgimiz.

 

Trump Ortadoğu siyasetinde Türkiye'yi nereye koyuyor?

Trump'ın danışmanlarıyla birlikte oluşturacağı kabinede Türkiye'ye nasıl bir rol biçeceği önemli. İran'la ilgili anlaşmayı iptal edecek mi, Irak'ta Şii güçlerle komprasyonu devam ettirecek mi ettirmeyecek mi bu soruların cevabı netleşmeli. Bu bağlamda alacağı kararlarda Türkiye'yi nereye koyacaksa, Gülen'le ilgili de o şekilde bir karar alacak. Ama ne olursa olsun eski yönetimden farklı bir adım atmak zorunda.

 

İslamofobi antisemitizmi tetikler

Peki Trump'ın seçim öncesi göçmenlere ve Müslümanlara yönelik olumsuz açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Popülist siyasetin gereği yaptığı bu açıklamalar maalesef sahada ABD'li Müslümanlara saldırı olarak yansıyor. Oysa İslamofobiye göz yumulması, antisemitizmi tetikler. Antisemitik olmanın siyasi olarak bedeli var ama İslamofobinin bir bedeli yok. Trump'ın ‘Müslümanları ülkeye sokmayacağım' sözünü hayata geçirmesi mümkün değil.

 

Rusya ile ilişkileri geliştireceğinin sinyallerini veren Trump'ın kafasında nasıl bir plan olabilir sizce?

Rusya'nın Kırım-Ukrayna'yı işgal etmesinin ana nedenlerden biri; ABD ve NATO'nun tahrikidir. Trump, Putin'le pazarlık yapıp Ukrayna'yı bir tampon bölge gibi NATO-AB-Rusya arasında ortada bir devlet gibi dizayn edip anlaşmaya varabilir. Kırım'ın Rusya tarafından ilhakı hem tarihi hem de Karadeniz'deki stratejik dengeler açısından Türkiye için hoş bir durum değil.

 

Böyle bir anlaşma bölgeye nasıl yansır?

Trump Rusya'yla Ukrayna üzerinde böyle bir anlaşmaya giderse, Suriye'de daha farklı yansımalara ve işbirliğine neden olur. Trump'ın DAEŞ üzerinde yoğunlaşacağını görebiliriz. Türkiye'yle ilişkileri geliştirip PYD'ye yardımı azaltabilir.

 

Türkiye'nin terörist ilan ettiği örgütün yöneticilerine ve kişilere kucak açan Almanya ne yapmaya çalışıyor?

Almanya, Avrupa'da merkez bir rol oynuyor. PKK ve onunla bağlantılı lobi kuruluşlarının Almanya'da çok ciddi bir yapılanması var. Almanya eskiden beri bu işin merkezindeydi. Türkiye'nin iç siyasetinin de merkezinde ama kendi politikasına karışılmasını istemiyor. Orada üç milyona yakın vatandaşımız da olduğunu düşünürsek iki ülke arasında iç içe geçişkenlik var.

 

Alman Bakan reddedildiği halde geliyor

O halde Almanya iki ülke arasındaki bu geçişkenliğe rağmen yürüttüğü bu çirkin politikanın bir bedeli olacağından çekinmiyor mu?
AB'nin ‘Türkiye ile müzakereleri bitirelim' şeklindeki aşırı tepkilerini Almanya dengelemeye çalışıyor.  Çünkü bunun başta kendisine ve AB'ye bir bedeli olacağını biliyor. Bundan dolayı Alman Dışişleri Bakanı iki defa reddedilmesine rağmen Türkiye'ye geliyor.

 

Almanya'nın Can Dündar'a ödül vermesi, ona Türkçe program olanağı sunması gibi kasıtlı adımlar iki ülke arasındaki ilişkilere çok daha fazla zarar vermeyecek mi?

Alman medyasının uluslararası bağlantıları var ve Türkiye'ye karşı ciddi düşmanlık yapıyorlar. Can Dündar'a Türkçe program yaptırılması çok ciddi bir karar. Almanya'daki bu durumun ideolojik bir yönü var. Gelinen noktada ilişkiler daha da kötüye gidiyor. Dündar'a verilen ödüller, Alman Cumhurbaşkanı'nın kabul etmesi, alınan tavır ortada.

 

Kaçtığı ülkenin çıkarlarının esiri

Can Dündar'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarına zarar veren habercilik anlayışı Almanya'da kabul görür müydü sizce?

Dündar, darbeden kısa bir süre önce Cumhuriyet gazetesini bırakıp gitti. Bu insanların şüpheli bir şekilde ülkeyi terk etmesi darbeden haberi olup olmadığı sorularını akla getiriyor. ‘Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını sallar' sözünü düşünecek olursak kimin ülkesine sığındıysan onun çıkarlarına uygun yazı yazmaya esirsin. İşte Can Dündar gibi insanların da durumu bu.

 

Son dönemde Türkiye PKK ile mücadelesinde keskin bir dönemece girdi. Kürt halkının HDP milletvekillerine yönelik tutuklamalara tepki vermemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürt halkı, Suriye'deki gelişmeleri göz önünde bulundurarak bir devlet kurmak için çatışmaya girmesinin sorumlusu olarak PKK'yı görüyor. Bu örgüt savaşı şehre taşıdı ve bölge halkı büyük zarar gördü. HDP'nin de PKK'ya karşı çıkmadığı gibi onları desteklediğini gördüler. PKK ve HDP'ye ciddi bir şans veren Türkiye de artık daha ciddi tedbirler alacak.

 

PYD Suriye'den silinmeli

Türkiye'nin teröre karşı aldığı bu tedbirler, ileri vadede Suriye'deki PYD'nin varlığını da yok edebilecek mi?

Türkiye PKK'nın anladığı dilden konuşuyor. ABD ve Avrupa'nın destek verdiği PYD'yi yalnızlaştıracak ve izole edecek bir formül bulmalıyız. O zaman PKK da köşeye sıkışacaktır. Zira terörün azmasının nedeni Suriye'deki PYD'dir. Suriye'deki terör altyapısının ortadan kaldırılması şart.

 

Türkiye'nin bölgede sürdürdüğü operasyonlar PKK devletinin kurulmasını engellemek açısından değerlendirdiğimizde şu an ne aşamada?

Suriye iç savaşının kısa vadede çözülebileceğini düşünmüyorum. Oluşturacağımız güvenli bölgenin de bizim orada dört-beş sene daha bulunmamız anlamına geliyor. PKK'yı Menbiç'ten çıkardıktan sonra Bab, Azez ve Cerablus'ta tampon bölgeyi kurmuş oluyoruz. PYD'nin Suriye'nin kuzeyinde saf bir Kürt devleti oluşturmaya yönelik kantonların birleşmesini de engellemiş olacağız. Böylece operasyonlarımız amacına ulaşmış olacak. Bundan sonra PYD'nin Suriye'nin kuzeyinde hedeflerine ulaşmasındaki en büyük engel Türkiye olacak.

 

Yrd. Doç. Dr. Enes Bayraklı kimdir?

1983 doğumlu Enes Bayraklı Viyana Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü lisans mezunudur. Aynı üniversitede Siyaset Bilimi alanında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladıktan sonra 2009-2010 yılları arasında İngiltere Nottingham Üniversitesi'nde doktora tezi için araştırmalarda bulundu. 2013 yılından beri Türk- Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi ve SETA Dış Politika Uzmanı olan Bayraklı'nın çalışma alanları arasında, Türk dış politikasının dönüşümü, İsrail'in Kuzey Irak politikası, Kültürel diplomasi, dış politika analizi, Alman siyaseti ve dış politikası bulunmaktadır.


Etiketler: enes bayraklı, seta, abd, can dündar