Bana kalırsa! Bence! Ben öyle düşünmüyorum!

Yeni jenerasyon bir konuya girerken bu ifadeleri tercih ediyor. Fikir beyan ederken öğrendiği yeni değerin adı: BEN!

Bu akım küresel çapta yaygınlık gösteriyor. Yerel kültürleri tek potada eriten, mahalli motifleri ‘ben’ değirmeninde öğüten bir mekanizma var.

Düşünce her şeyin temelidir. Duygularımız; örneğin endişelerimiz, insanlık hakkında duyarlığımız hep bir düşünceden neşet eder. Bunun gibi davranışlarımız da düşüncelerimizin eseridir. Kişiyi harekete geçiren dinamik düşüncesidir.

Düşünce bu yazıya sığmayacak kadar geniş bir konu. Sezgi, vahiy, tecrübe, bilim, bilgi, akıl ve felsefeye dayalı olarak düşünmek mümkün. Bir meselenin anlaşılmasında her biri sistematik bir yol takip ediyor. Bununla birlikte düşünceyi dürtülerle mefluç eden bir başka dinamik var: Ego merkezli bakış.

Egoya dayalı gelişen bakış, bir düşünme biçiminden çok algıyı temsil ediyor. Yirmi birinci yüzyıla damgasını vuran ego merkezli bakış küresel çapta etkiye bir sahip. Elbette her dönemde, primitif;‘ben’ eksenli düşünceye rastlanabilir. Bugün yaşanan ise geçmişten farklı bir durum.

Yeni bir ben dalgası bu. Araştırmacı Twenge’nin ‘Y ‘ kuşağından farklı gelişiyor. Sanal ağlarda benlik tasarımı yapıyorlar. Bu yüzden düşünce referansları oldukça sınırlı. Sanal ağlarda ego dürtüleri ve zekaları ile hareket ediyorlar. Zekalarının beslendiği geleneksel bir kaynağa rastlanmıyor. Her konuda ‘bilgi’ yerine ‘yorum’ silahını ateşleyen bir kuşağa tanık oluyoruz.

Geçenlerde bir okurum bu konuda bir mail gönderdi. Mailde şu satırlar dikkatimi çekti: “Arkadaşlarla din üzerine konuşuyorduk, izledikleri belgesellerden söz ettiler. Herkesin farklı tanrılara inandığını; biz de Müslüman bir çevrede yetiştiğimiz için bu dine inanmamız doğal olduğunu vurguladı. “Bir Afrika kabilesinin de ilkel şartlar altında Müslüman mı olması gerekir?” diye sordu. ‘Ko..’ adlı belgeseli izleyen bir başkası ise “bence tanrı bir enerjidir” diye söze daldı.”

Buna benzer absürt bir çok yaklaşım havada uçuşuyor. Özellikle sanal ağlarda yükselen ortak kültürlülük karadelik gibi bütün değerleri yutmaya başladı. Bir cümle ‘bence’ ile başladığında, gençlerin ayakları yerden kesiliyor.

Twenge, ben neslinin düşüncesini şöyle özetliyor. ‘Bu nesle kendi düşüncesinin önemli olduğu öğretildi‘ diyor ve ekliyor: ‘Bütün otoritelere karşı değerli olan tek şey, kendinize beslediğiniz hayranlıktır.’ Bu anlayış bugünün gençleri arasında yükselen bir değer. Twenge, okullarda komposizyon yazan çocuklarda, bir konu hakkında bilinen ve kabul gören ortak görüşün önemli olmadığını, sadece ‘senin ne düşündüğün önemlidir’ anlayışının yayıldığını vurguluyor.

Gençlerle ilgili en sarsıcı değişim ‘düşünce’ alanında. Düşüncede derinlik seviyesi artık yüzeye yaklaştı, sığlaştı. Yeni neslin düşüncesi gözünde ve bakışında. Değere bağlılık ve geçmişe ait bağlamdan koptu.

Genç kuşak zamanının çoğunu internette geçiriyor. Peki, sanal ağlarda öğrenme gerçekleşiyormu? Hayır. Özlü sözler, kutsal içerikler bin bir müptezel görsel arasında etki gücünü yitiriyor. Bilgi itibarsızlaşıyor, yorum güçleniyor, bakış açıları benmerkezci bir düzleme kayıyor.

Çözüm önerisi bekleyenlere Guenon’un yerinde bir cevabı var. “Yanlışları ortaya koymak ve çıkış sebeplerini araştırmak çok daha ilginç ve öğreticidir.”

özellikle ebeveynler şu soru üzerinde düşünmeliler: Çocuklar ve gençler en çok nerede zaman geçirmek istiyorlar? a. Evde b. Okulda c. Dışarıda/sokakta d. Etkinlikte e. Sanal ağlarda Cevabın ‘e’ seçeneğinde yoğunlaşacağını düşünüyorum. Bugün gençlerde düşünce derinliği kaybının bir sorun olarak algılanmadığı açık. Onların düşünmeleri yerine sınav başarılarına odaklanan bir kültür var.

Gençlerde düşünce derinliği nasıl oluşturabiliriz? Zihinlerini sanal ağlara entegre olmaktan nasıl kurtarabiliriz? Bu sorunun çözümü üzerinde düşünürken bir başka soru çıkıyor karşımıza: Yetişkinlerde düşünce kaybına dair elimizdeki bilgi nedir?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.