Önce bu yazıyı yazmama vesile olan Balıkesir’de ki kıymetli bir okuyucuma selamlar ve elbette ki tüm okuyucularıma da... Gelelim Mevzua.

Gençliği hatta kendi halimizi düşünerek, bilgisayarın başına oturdum ve gayriihtiyarî “Gurbete çıkmak lazım” dedim. Evet, gurbete çıkmak lazım; hayatı tanımak, kıymet bilmek ve sorumluluk alabilmek için... Biz gurbeti yaşadığımız zamanlar sevdalarımız vardı, memleketin taşına – toprağına içimizde fokurdayan hasretler vardı… O zamanlar bir yoğurt çorbasının hasreti bile bütün lezzetlerin önüne geçebiliyordu. Gözümüz İstanbul Boğazında idi ama düğümlenen hasretlerimiz vardı; sokaklar, kaldırımlar ve adım attığımız her yer ansızın düşebiliyordu aklımıza. İstanbul’dan gözlerimiz dalarak uzun bir yolculuğa çıkıp, anında memlekete konardı…

Eskiden herkesin okuma şansı olmadığı için gençler gurbete çıkardı; meslek sahibi olmak, ekmek kazanmak ve hayatı tanımak için. Bizde gazeteciliği öğrenmek için bir bavulla Cağaloğlu'na kapağı atmıştık. Her gurbete çıkışın elbette garantisi yoktu; İstanbul dişlileri arasına alıp, yok da edebiliyordu.  Sersefil olup, harcananlar oluyordu, hayata sıkı sıkıya tutunup, yılmadan başaranlarda elbet... Ve gurbet hasretlerle yoğurarak, sevdiklerimizin kıymetini bilecek şekilde adam ediyordu.

Şimdi ki gençliğin, bildiğimiz manada değil, başka türlü gurbete çıkması lazım. Daha fazla okuyabilmek için, zaman ayırabilmek için, sevmek için, hatta gerçekten gerçekleri yaşayabilmesi için… Hayatında gurbet olan mutlaka değer biliyor...

Fazlaca kullanılan cep telefonlarından gurbete çıkmak, uzaklaşmak lazım…

Sevdiklerimizin yüzünü görmemize engel tabletlerden gurbete çıkmak lazım…

Sadece bilgiyi saymayıp, kötüleri de içimize sayarak döken bilgisayarlardan gurbete çıkmak lazım…

Gerçeğinden uzaklaştıran, kokulardan, tatlardan, hazlardan, bütün güzelliklerden ırak eden sanaldan gurbete çıkmak lazım…

Aşırı tüketmekten, insanları soyan markalardan gurbete çıkmak lazım…

Sadece ben demekten, dinlememekten, yâda anlamamaktan gurbete çıkmak lazım…

Bilgiye bilgi katmayan, hatta öğrenmeye engel olan tuhaf tuhaf oyunlardan gurbete çıkmak, fazlasından uzaklaşmak lazım…

Elbette bu saydıklarımızı hayatımızdan çıkaralım demiyorum; bunları daha iyi kullanmak için, verimi arttırmak için aşırsından, engel olanından gurbete çıkmak lazım. Geri dönüşümüz daha bilinçli olacak, sanalından ayırt etmek daha hakiki olacak.

Saatlerce süren telefon konuşmaları ve elde uğraşılar, yüz yüze geldiğimizde konuşacak bir şey bırakmıyor; hakiki uğraşıları, konuşmaları unutturuyor… Aşırı sanal hakikate engel oluyor… Aşırı zaman ayırdığımız bu çağın hastalıkları, bizi gerçekten gurbete çıkarmış, sevdiklerimizden çok uzağız… Aynı evdeyiz ama babamızdan-anamızdan ayrı gurbetteyiz. Analar-babalar evladı bırakmış gurbete çıkmış... Seviyorum demek gurbete çıkmış, evladım derdin derdimdir demek gurbete çıkmış. İyi ki geldin, sefalar getirdin demek gurbete çıkmış. Aynı arabada bile olsak, sevdiğimizle beraber değiliz; seyir halinde olduğumuz manzara ile beraber değiliz… Bize gerekli olan her şeyden gurbetteyiz ve kitaplar bizi öyle çok özlüyor ki...

Verin kulağınızı kütüphanenize, hangi kitabın hıçkırığını işiteceksiniz… Camlar manzarayı seyir için hasret, Diller-kulaklar gerçek sohbetlere hasret.  Tüm güzel hayallerle aramıza teknoloji girmiş. Oysa biz sohbetlerle birbirimizin endişelerini tamir ederdik, içimizdeki sökükleri dikerdik; sızdıran bir yanımız kalmazdı. Biz sohbet ederken, dostluğun kilosu, değeri artar kocaman zenginlikler sahibi olurduk... Sohbetle, gözlere bakmakla, insanın her şeyden çok daha kıymetli olduğunu anlardık. Eksiğimiz, gediğimiz giderilirdi. Çay bile çok güzel olurdu… Şimdi tableti, telefonu ne çay seviyor, nede onlar çayı… Gerçekte ise; çay yüz yüze, göz göze, dil dile sohbeti alevlendirir daima altına odun atar, kalkıp giderken sanki rampadan aşağı ağır yükümüzü boşaltmış gibi olurduk... Bütün bu olumsuzluklara rağmen yüz yüze canlı sohbetler, tefekküre kapı açan muhabbetler elbette var... Var olmalı, çok olmalı ve de çoğaltılmalı...

Birazda empati (duygudaşlık):

Gençleri de anlamak lazım; gözlerini açtılar bilgisayarla, telefonla, eskiye nazaran bol imkânlarla tanıştılar… Kalkıp onlarsız zamanları anlatamazsın… Yoklukları ve diğer olumsuzlukları anlatmak için önce bu zamanın emziğine yapışmış gençleri gerçekten anlamak lazım... Orta yaş ve üzerindekiler daha genç iken, eskilerde onları anlamazdı… Eski gençler ancak gördüklerini anlamışlardı ve iki taraf: “Siz bizi neden anlamıyorsunuz” derlerdi… Aslında şimdi ki gençler o dönemi bilmemekten dolayı mahrumlar, mahrumiyet yaşıyorlar… Bundan dolayı gençlere her şeyi güzel anlatılmalı, onlarda bir parça değer verip dinlemeli... Neticede anlatılan sanal âlem değil, hakikat âlemi. Diyalog kopukluğunu, bizdeki sivrilikleri ancak gurbete göndermekle aşabiliriz… Her insan bir âlem ve her insan tanınmayı, anlaşılmayı hak ediyor…

Evet, gençlere şu söylenmeli: Biz geçmişin çok sıkıntılarını, yokluklarını yaşadık; bu imkânlar, teknoloji ve de markalar yoktu ama sizin böyle imkânlara, rahatlığa kavuşmanıza çok mutluyuz ve şükrediyoruz… Zaten bunu duyan genç ise geçmişle empati (duygudaşlık):  kurar. O’da: Sizin geçmişteki yaşadığınız sıkıntılardan, yokluklardan bizde çok üzgünüz ve sizlerle daha çok zaman geçirmek elbette isteriz derler ve o zaman hep birlikte, bu yeni dönemin hakkını vererek, kıymet bilerek yaşayalım ortak kararına varılır...

Son söz: Kendimize gelmek için bazı şeylerden uzaklaşmak lazım…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-11 12:30:16

Gurbette yasiyan birisi olarak Memleketimi özlüyorum orada yasiyan ailemi akrabalarımi sevdiklerimi her gün Memleketimin haberlerini takip etmeye çalışıyorum. Yazarımız konuyu güzel anlatmış. Bir gün kızımı okuldan alıp eve giderken derslerin nasıl gecdi dediğimde bana sitem Edip kizmisti. Bir pedagog dan dinlemiştim. Söylemini değiştirdim Okul çıkışı kızıma günün eğlenceli geçti mi dediğimde kızım başladı anlatmaya. Yazarımızın tavsiyelerini uygulayacağını. ALLAH razı olsun paylaşımı için yazarımızdan