Türkiye, 24 Haziran’da yapılacak olan erken seçime gidiyor. An itibariyle Türkiye kamuoyu, iktidarı ve muhalefetiyle milletvekili listeleri ve Cumhurbaşkanı adaylarına kilitlenmiş durumda. Gerçi Cumhurbaşkanı belli ama milletvekili aday adaylığı yerel yönetimlerden, bakanlık bürokrasisine kadar gündemin ortak konusu oldu. Aday adayı olmayanlarda, zaten yürümeyen rutin işleri de iyice savsakmış durumda.

İnanıyorum ki, resmen uygulanacak olan ‘Başkanlık Sistemi’ sayesinde, gereksiz, liyakatsız ve sorumluluk almayan bürokratlar kapının önüne konulacaktır/konulmalıdır.Bunlar başında AK Parti belediyeleri ve Bakanlık bürokratları gelmelidir. Bu bağlamda Erdoğan, sopayı eline almalıdır.

Neyse, bu bahis çok su götür. Asıl değinmek istediğimiz konuya temas edelim. Geçen hafta Afrin’deydim. Hani şu, Facebook ve twiteer hesaplarında sürekli olarak kutsal ve ulvi kavramlarla paylaşımda bulunduğumuz, Türkiye’nin ‘zeytin dalı’ harekatı ile başarılı gerçekleştirdiğimiz Kuzey Suriye’deki stratejik nokta.

TSK ve ÖSO destekli gerçekleştirdiğimiz bu operasyon, askeri anlamda tamamlanmış olsa da sosyo-ekonomik ve psikolojik yönüyle tamamlanmadığı sürece, fiilen olmasa da, psikolojik ve siyasi açıdan, zeytin dalı operasyonu başarılı sayılamamış olacaktır. Bu bağlamda Afrin’de sadece Türk Silahlı Kuvvetleri değil; Türk ‘Silahsız’ Kuvvetleri de ağırlığını da göstermek zorundadır. Türk ‘Silahsız’ Kuvvetlerinden kastettiğim, Belediyecilik hizmetleri, medya, eğitim ve sağlık uygulamaları, çocuk ve kadınlara yönelik destekler… vs gibi çalışmalara da ağırlık verilmeli.

Şuan saha da var olan kurumlar: Yüzlerce AK Parti belediyeleriden sadece Keçiören Belediyesi ile AFAD, KIZILAY, İHH ve UMKE dışında Türk silahsız kuvvetlerinden başka kuruluş yok. Evet Afrin’de savaş, yeni bitmiş olabilir. Ancak, ‘Hayat boşluk kabul etmiyor’. Afrin gibi yabancı istihbarat servislerin cirit attığı, PKK ve PYD’nin fiilen olmasa da, ruhen var olduğu bir yerde, Afrin gibi etnik temelli doğacak bir rahatsızlık Diyarbakır’dan Adana’ya; İstanbul’dan Ankara’ya birçok şehri yakından ilgilendiriyor.

Ne yapalım, Afrin’de halka sıcak yemeği Cumhurbaşkanı Erdoğan mı dağıtsın? Kızılay’ın araçları devlet dairesine dönmüş, günde bir kez yemek dağıtıyor.5-6 km’den yemek almaya gelen var sabahtan sıraya giriyor.Gelemzse taş yesin durumundalar. Şehirde enflasyonun kılıcı her geçen gün keskin bir hal almış. UMKE, belli bir koordinasyon gerçekleştiremiyor. Ortalık pislikten geçilmediği için havaların sıcak olması hasebiyle bir salgın hastalık baş gösterebilir. Sağlık Bakanlığı nerde? Milli Eğitim Bakanlığı, 2-3 okulu tadilat ettiremiyor mu?

Keza özellikle AK Parti belediyeleri nerde? Seçimi Erdoğan’ın sırtından kazanmaya alışmışlar, bari 2-3 çöp arabası ve asfalt aracı gönderin. Bu işleri de Erdoğan mı yapacak? Ya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Afrin’in TSK’dan sonra saha da en çok olması gereken kuruluş ortalıkta yok. Sayın Bakan hanım, AK Parti grubunda koltuk savaşına gireceğine, bir zahmet birkaç psikolog ve pedagoglardan bir ekip kurup Afrin’e gönderse daha iyi olmaz mı? AK Parti genel merkezi, belediyelerden bir koordinasyon oluşturup altyapı hizmetlerini gerçekleştirmelidir. Son olarak medya, burada çuvaldızı kendi meslektaşlarımı da batırmak isterim. N’oldu yani Afrin’de askeri operasyon bittince olay bitti mi. Askerimiz orada. Yarın ne olacak. Haber değeri taşıyacak onlarca vaka var. Sadece ülkeyi ve dünyayı Türkiye seçimlerinden ibaret değil. Bu bağlamda medya Afrin’i sürekli olarak gündemde tutmak zorundadır. Nitekim Türkiye’yi Fırat’ın doğusun bir büyük bir savaş ve ivedelikle gerçekleşmesi gereken bir Menbiç operasyonu bekliyor. Nasıl hazırlanacak toplum ?

Özetle bu kurumların başındaki bürokratlar, bir otokontrol gerçekleştirmek zorunda olduğu gibi değişen saha koşullarını sürekli olarak revize etmek zorunda. Aksi durumda, dünyanın birçok çatışma bölgelerinde yaptığı başarılı organizasyonlar, küçük detaylarda gerçekleşen aksiliklerin gölgesinde kalacaktır. Diğer Bakanlık üst yöneticileri, milletvekili aday adayları ve kulislerle uğraşacağına, saha da Türkiye adına nasıl bir adım atılır, bunun derdine düşmeli.

Her ne kadar Afrin’de Türkiye’nin, TSK’nın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olumlu bir karşılığı olsa da; seçim bahane edilerek rutin işleri de savsaklamak doğru değil. Hattı atında Afrin’i güvenlik gerekçesiyle psiko-sosyal ve kalkınma hamlelerini geciktirmek, olası bir provakasyon karşında halkın nefretini de kazanmak ihtimal dahilindedir.

Türkiye, 24 Haziran’da gerçekleşecek olan genel seçim ve seçim sonrası gündeme, iç siyasete yoğunlaşacağından, Afrin’de halkın talepleri, kontrol edilmediği takdirde yaşanması muhtemel olumsuz hadiseler, etnik meselelerden ötürü Türkiye’de de yıkıcı bir hal alabilir. Ez cümle Erdoğan’daki ruh, alt kadrolardaki olmadığı için Türkiye’nin Afrin’de üst aklı maalesef yok. İnanıyorum ki bu yazı sayesinde bir ilerleme sağlanacaktır.Zira lafla peynir gemisi yürümüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.