Öğretmen derse girdi ve bir memleket şiiri okumak istedi. Ders kitabını açtı, Nazım Hikmet’e ait “Davet” şiirini okumak istedi. Öğrenciler başkaldırdı, biz test çözmek istiyoruz, dediler. Daha da ileri gidip “Derse gelmeseydiniz, biz böyle iyiydik.” dediler.

12.sınıf öğrencileri, edebiyattan sınava girmeyecekleri için ne şiir ne roman hiçbir şey umurlarında değildi. Dersin öğretmeni güç bela da olsa şiire başladı. Ve ilk dizeler:

“Dörtnala gelip uzak Asya'dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim!”

Evet, gençler memleketimizin şu günlerde içinde bulunduğu durumu görüyorsunuz. Güzel memleketimizi bölmeye, milletimizin birliğini yok etmeye dönük terör saldırıları var. Afrin operasyonu var. Nazım Hikmet de “Bu memleket bizim!” dizeleriyle içinde var olan memleket sevgisini haykırmıştır, dedi ama öğrenciler oralı değildi. Öğretmen; memleket, toplum, toplumculuk, toplumun yaşadığı sıkıntılar, acılar diye toplumcu edebiyattan bahsetmeye çalışıyordu. Öğretmen, başlarını kaldırmadan matematik testi çözen öğrencilerin dikkatini çekmeye çalıştı ama nafile!

Sonra şehitlerden bahsetti biraz. Öğrenciler vurdumduymaz tavırlarını sürdürdü. Bize edebiyat anlatmayın, zamanımızı katlediyorsunuz, biz birkaç saat daha sayısal derslere çalışmak istiyoruz, dediler. Öğretmen dedi, öğrenciler dedi, diyenler dedi…

Öğretmen üzülüyordu bu duruma. Babası edebiyat profesörü olan öğrencinin Çile’nin şairini bilememesi ise durumun aslında içler acısı olduğunu gösteriyordu. Sonra çocuklar sistem, dediler. Herkes bir şey dedi. Öğretmen ortada kaldı. Nazım’ın şiirinden ilk dizler ancak okunabildi. Ardından Mehmet Akif’in “Seyfi Baba” şiiri okunacaktı. Tüm şevki kırılan öğretmen sonunda şu cümleyi kurabildi: Ben, derse gelip de size M. Akif’ten, Nazım’dan ve N. Fazıl’dan bahsetmeden sınıftan gidersem ibadetimi yapmamış gibi kendimi rahatsız hissederim. Mecburum buna, dedi.

Öğretmen böyle dese ne yazar ki! Memleketin içinde bulunduğu duruma, şehitlere ve yetim kalan çocuklara başını kaldırmadan test çözen bir sınıf ortamı! Heyhat!

Eğitim sistemi diyoruz ama bizim de aslında itiraz etmeğimiz bir kötüye gidiş var. Sadece “başarı” odaklı ve adeta başarıya tapan bir nesil ve aile olduk. Yazık!

En muhafazakâr ailesinden liberaline fark etmeden ailelere bakıyoruz ve şu manzara var: Çocuk başarılı olsun, iyi bir okul kazansın, derece yapsın!

Akademik yönden yarışan nesillerin oluşturduğu bir toplum geliyor. Sadece başarı nereye taşır insanı? Türküsünü başarı nakaratıyla dolduran bir çocuk doktor, mühendis olsa ne yazar! Bu ülkeye, tarihe ve ecdadına vefa duymadan kıymeti kendinden menkul olan bir birey. Sadece

bireydir, o kadar! Oysa biz, bambaşka hayaller kurmuyor muyuz? Tek millet derken, korkarım ki “tek ben” diyen bir nesil gelecek!

Değerli dost şair Cevat Akkanat edebiyat yaz, demişti. Edebiyatın durumu bu!

Diğer taraftan hatırı sayılır edebiyatçılarımızı takip ediyorum. Malum ülkemizin Afrin operasyonu ile oluşan millî hassasiyet var. Suya sabuna dokunmadan hayatını sürdüren ve keyfini bozmadan yaşayan edebiyatçılarımız çoğunlukta. Kimisi de üstü kapalı bir şekilde bu operasyonu işaret ediyor. Bazıları da gaflet içinde, “Annelerin gözü yaşlı ve çocuklar barış içinde yaşanılan günleri özlüyor.” diye sözde barış edebiyatı yapıyor. Yapsın ama bu adamlar iktidarın açtığı alanlarda büyüdü, yayıldı. Konuştukları zaman da M. Akif, N. Fazıl, Sezai Karakoç geleneğinden beslendim, diyorlar. Ben bunlara “mirasyedi” diyorum artık. Üstelik bu isimler ödül bile alıyor!

Konuşun artık! Ömer Seyfettin yazmasaydı, ne olurdu durumumuz? M. Akif, yaşadığı toplumun sesi değil miydi? Halide Edip sussaydı! Edebiyatın kaynağı toplumdur.

İşte durumumuz budur!.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.