C. G. Jung;  “Bilimsel anlayışımızın arttığı ölçüde, dünyamız da insani olmaktan uzaklaştı.”, demişti. Sezai Karakoç’un alnından öpmek için koştuğu evleri balkonsuz yapan mimarlar da yok oldular. Erdem Beyazıt’ın; apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği, bilemeyeceği dediği baharlar da Jung’u teyit edercesine insani olmaktan uzaklaşan dünyanın mevsimi olmaktan kaçtı adeta.

Geçenlerde medyaya yansıyan iki araştırma adeta bu kaçışın vardığı dramatik noktaya işaret ediyor gibiydi.

   

İlki bir deterjan firmasının  2016 yılında 10 ülkede 12.000 ebeveynle yaptığı Global Çocuk ve Oyun Araştırması çoğumuzun gündelik hayat içerisinde çocuklara dair gözlemlemlerrini teyit ediyor. Araştırmaya göre çocukların yüzde 56’sı bir günde ortalama bir saatten az, yüzde 19’u ise 30 dakikadan daha az açık havada oyun oynuyor. Bir saatten az sokakta kalma oranı Türkiye’de yüzde 61’e kadar çıkıyor. Çarpıcı olan ise bu sürenin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserlik Ofisi’nin mahkumların açık havada geçirmelerini tavsiye ettiği minimum sürenin bile altında olması.

Türkiye’de ilköğretim öğrencilerinin günlük aktivite düzeyleri de önerilen sürelerin oldukça altında kalıyor. Aktif Yaşam Derneği’nin araştırmasına göre erkeklerin %94’ü, kızların ise %85’i önerilen günlük adım sayısını geçemiyor. Çocuklar sadece okul günlerini değil, hafta sonlarını da oldukça hareketsiz geçiriyorlar. Okul harici günlerde %15 daha az adım atıyorlar.

Türkiye’de yaklaşık her yedi çocuktan biri ortalama bir günde hiç dışarıda oyun oynamıyor. Türkiye'deki ebeveynlerin %94'ü oyun oynama fırsatına sahip olmayan çocukların öğrenmede zorluk yaşayacağına, %70'i ise çocuklarının dışarıda oynamak için yeterli fırsata sahip olmadığına inanıyor.

İlkini gölgede bırakacak başka bir araştırma ise çok daha derin yaralarımıza dokunuyor.

Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren BETAM’ın yaptığı bir araştırma Türkiye’de 7.5 milyon çocuğun şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşadığını ortaya koyuyor. Barınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlardan yoksun olan çocuk sayısının bu kadar yüksek olması kaygı verici. Türkiye’de çocukların %40’ı beslenme sorunu yaşıyor. Evlerinde ısınma sorunu yaşayan çocuklarn oranı ise %28.  BETAM’ın analizinde yer alan bilgiler TÜİK’in  verilerinden oluşuyor.

İki araştırmadan hareketle şöyle bir sonuca varabiliriz: Çocuklarımızın büyük bir kısmını besleyemiyoruz, çoğunu ısıtamıyoruz bile! Barındırdığımız ve karınlarını doyurabildiğimiz çoğu çocuk ise Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserlik Ofisi’nin mahkumların açık havada geçirmelerini tavsiye ettiği sürenin bile altında bir süre gökyüzünden istifade edebiliyor. Tekinsiz bulunan ve gelişimleri için sosyal ve kültürel faaliyet alanlarının olmadığı dışarısı ile içerisi olarak kabul edilen ne var ki kapatılma mekânı olmanın ötesine geçememiş okul yahut saatlerce televizyon başında demir atılan mahal olarak ev çocuklar ve gençlerin içine düştükleri mekansal daralmanın özeti mahiyetinde.

Her ne kadar ülke olarak 24 Haziran’da yapılacak seçimlere kilitlenmiş olsak da gündelik hayatın hiç de meçhul olmayan pratikleri içinde her biri uzun soluklu gündem olmayı bekleyen meselelerimiz var. Siyasetin bir çözüm aracına dönüşmesi ise ülke insanının hiçbir gündemini akıldan çıkarmaması ile mukayyet. Öyle olursa siyasetin bir misyon bir hizmet bir imkan olarak tasavvuru bir anlam ifade edebilir. Siyaseti sürekli olarak konu ikmali yaparak zenginleştirecek bir sivil toplum sahasının mevcudiyeti bir ülke için varoluşsal bir önemde. Siyasete katılım konusunda hiç kimsenin ortaya koymaktan çekinmediği enerji, ucundan tutulup sebat edilerek konu edilecek meselelerden esirgendiğinde ise toplum için ortaya çıkan bir maliyetin olacağı muhakkak.

Bir toplum için gökyüzüne bakamayan çocuklar az bir maliyet olmasa gerek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.