Başta İsrail ve onun gibiler zorbalıklarında çok ileri gidiyor, gitmeye de devam edecekler gibi. İsrail’in en büyük yandaşı ABD’nin kibirli tavırları, diğer toplumları köleleştirme çalışmaları gerçekte kendi yok oluşlarına bir davetiye çıkarmaktan başka bir şey değil.

Görünen o ki, yeryüzünde tek bir zorbanın dahi kalmaması için yok edilme saatleri gelinceye kadar bunların kibirli tavırları devam edecek...

Bütün dünyanın hakikatleri yüzlerine söylemelerine, Allah’ın onları yaptıkları zorbalıklar yüzünden yok edeceğine dair uyarılara rağmen, verilen öğütleri dinlememekte ısrarlılar.

Kendilerine hiçbir zaman Allah’ın azabının Kahhar sıfatıyla dokunacağına inanmayan Ad kavmi gibiler...

Onlar da öyle azgınlaşmışlar, öyle pervasızlaşmışlardı ki, “Eğer doğru sözlülerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir.” (Kur’an 7/70), diyerek arsızca belâyı mıknatıs gibi üzerlerine çekmekteydiler...

Geçmişte Ad kavmi diye bir millet vardı. Adını duymuşuzdur hiç şüphesiz. Hutbelerden, minberlerden kavmin neden helâk olduğu defalarca anlatılmış, yeri gelindiği zaman ibretler alınmıştır.

Bu Ad kavmine Hud’un (as) gönderildiğini de duymuşuzdur elbet...  

Ad kavmi içerisinde, Allah’ın yarattığı bir de İrem şehri vardır ki, adını ve şanını duymayan, sanat eserlerinin harikalığını, bağlarının, bahçelerinin güzelliğini, meyvelerinin çeşitliliğinin eşsizliğini işitmeyen yoktur... öyleki güzellik ve şaheserlikte böyle bir yer bir daha yaratılmamıştır... insanın algılarının ötesinde bir şehirdir İrem...

Allah bu millete bütün güç unsurlarını vermişti. Siyasi güç, Askeri güç ve Ekonomik güç...

İnsan güçlendikçe, gücün kendisinden olduğunu zannetmeye vaşlar. İşte o an helâkının yani burnunun da sürtüleceği anın yazıldığı andır...

İnsanlar Allah’ın verdiği sayısız nimetleri kendi çalışmaları, zeka ile yaptıkları teknolojik imkânlar yüzünden olduğuna inanmaya, Allah’ı aradan çıkartıp bütün güç ve kudretin, elinde olan imkânların kendisinden olduğunu düşünmeye başlar.

Allah sadece belirli ritüellere indirgenir. Bir bakıma göğe çıkartılır. Dünya işlerine karıştırılmaz. Bu anlayış zamanla insanı azgınlığa sürükler. İçinde bulundukları sefahat ve zenginlikler yüzünden, verilen nimetler, mal ve mülk yüzünden şımarmaya başlarlar, haklının yerine gücü ve tanıdığı olanın kuvvetli olduğu, onların egemen hale geldiği, mazlumların hep ezildiği bir toplum oluşur...

İşte o an azabın da yaklaştığının vaktidir.

Ad kavmine böyle olmuştu...

Ad kavmi yeryüzünde haksız yere büyüktük taslamış ‘Bizden daha kuvvetli kim vardır.’ demişti.” (Kur’an 41/15)

Öyle ki kendilerinde toplanmış bu üç güç (siyasi, askeri, ekonomi) unsurlarından dolayı Hud’un (as) uyarıları fayda vermiyordu. Zannediyorlardı ki bu güç unsurları onları her türlü tehlikelerden koruyacak. Akıl bakımından öyle zeki yaratılmışlardı ki devasa sanat eserleri inşa edebiliyorlardı dağların başına. Öyle güçlü yaratılmışlardı ki sadece elleri ile kocaman hurma ağaçlarını kökünden sökebiliyorlardı bir domates fidesini söker gibi...

Güçlü yaratıldıkları için güçlü orduları ile etraftaki farklı milletleri siyasi olarak yönetebilmekte, yaptıkları ticaretle o zamanın ekonomik hayatını kontrol edebilmekteydiler...

Yaptıklarına kimseler karışamaz, istedikleri gibi yerler, istedikleri gibi eğlenirler, istedikleri gibi milletleri köleleştirirler, istedikleri gibi de kazandıklarını müsrifçe harcarlar. Sadece zevk olsun diye devasa binalar dikerler, başkalarına övünmek, caka satmak, güç gösterisi yapmak için bunları yaparlardı...

Bu güç ve saltanat onların basiretlerini kör, ferasetlerini sağır etmiş, Allah’ın verdiği nimetleri kendilerinden bilmişler, ve Peygamberlerini dinlememişlerdi.

Günümüzde kendini süper güç ilan eden devletlerin teknolojik üstünlüklerine güvendikleri gibi, onlar da meydan okumuşlardı Hz. Hud’a (as) ve onun getirdiği değerlere. “‘Bizden daha kuvvetli kim vardır” diyorlardı...

Bu kibirli tavırları Allah’ın azabını üzerlerine çekti. Hayat veren suyun Firavun ve yandaşlarını yok ettiği gibi, serinlik veren rüzgar da bu kibirli toplumu yok etti. Öyle bir yok etti ki medeniyetlerinden tek bir eser dahi kalmadı yeryüzünde kum tepeciklerinden başka...

Şimdi kendini üstün gören, Allah’ın verdiği siyasi, askeri, ekonomik güç unsurlarını yanlış yerlerde kullananlar ellerinde bulunan imkanlara güvenmesinler...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624